Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2013/4389 E. 2013/8693 K. 04.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/4389
KARAR NO : 2013/8693
KARAR TARİHİ : 04.09.2013

KARAR

Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde nitelikli cinsel saldırı suçundan sanık …’in bozma üzerine yapılan yargılaması sonunda; atılı suçtan mahkûmiyetine dair Alanya 2. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 14.11.2011 gün ve 2011/111 Esas, 2011/160 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Adli Tıp Kurumu Kanununun 7. maddesinin ihtisas kurullarında görev alacak uzmanların kimlerden oluşacağını düzenlediği, buna göre Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunun bir başkan, iki adli tıp uzmanı olmak üzere ayrıca çeşitli dallarda yedi ayrı uzmandan oluşacağının belirtildiği, İhtisas Kurulunun çalışma esaslarının ise aynı Kanunun 23. maddesinde düzenlendiği, İhtisas Kurullarının başkanın başkanlığında işin niteliğine göre tetkik edilecek konunun uzmanının zorunlu katılımıyla en az dört üye ile toplanması yeterli olup, Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunun 11.11.2009 tarihli raporunun, heyet başkanı adli tıp uzmanı dâhil toplam iki adli tıp uzmanı ile muayene sırasında görev alan psikiyatri uzmanının katılımıyla oluşmuş yeterli sayıdaki bir heyet tarafından verildiğinin anlaşılması karşısında tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Sanığın, Gazipaşa Sulh Ceza Mahkemesinin 23.01.2009 gün ve 2009/4 sorgu sayılı tutuklama müzekkeresi ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yanında bu suçtan da tutuklandığı ve 29.03.2010 tarihli ilk kararda suç ayırımı yapılmaksızın tutukluluğunun devamına karar verildiği halde bozma sonrası yapılan yargılamada sanığın bu suçtan tutukluluğu hakkında değerlendirme yapılmayıp bu konuda herhangi bir karar verilmemiş ise de; sanık hakkında bahse konu ilk karardaki kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 26.04.2011 gün ve 2011/1202 Esas, 2011/3479 sayılı ilamı ile onanmış olması ve sanığın varsa cezaevinde şartlı tahliyeyi hak ettiği süreden sonra geçirdiği fazlalık sürelerin bu suçtan verilen cezanın infazı aşamasında mahsubunun mümkün bulunması karşısında bu noksanlık bozma nedeni yapılmamıştır.
…/…

-2-
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
TCK.nın 53/1. maddesi gereğince uygulama yapılırken aynı maddenin 3. fıkrası gözetilmeksizin 53/1-c madde ve bendinde sayılan velayet hakkı, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğa sadece kendi alt soyu yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar, alt soyu haricindekiler yönünden ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar hükmedilebileceği nazara alınmadan, bu hakların tamamından yoksunluğun koşullu salıvermeye kadar sürmesine hükmedilmesi,
Temyizde sanık lehine verilen bozma kararı sonrasındaki yargılama giderlerinden sanığın sorumlu tutulamayacağının gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu hususlar yeniden duruşma yapılmasını gerektirmediğinden aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca hükümde yer alan TCK.nın 53. maddesinin uygulanmasına ve sanık hakkında yargılama giderlerine hükmedilmesine ilişkin bölümler hükümden çıkartılarak yerlerine “Sanık hakkında TCK.nın 53. maddesinin 1 ve 2. fıkraları ile 3. fıkrasının 1. cümlesinin uygulanmasına” ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 04.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.