YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/41543
KARAR NO : 2021/11625
KARAR TARİHİ : 06.12.2021
Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 13.07.2021 tarih ve 2020/15819 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 23.09.2021 tarih ve KYB-2021/95700 sayılı ihbarname ile;
Dolandırıcılık suçundan sanık …’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 157/1, 43/2 ve 52/2. maddeleri gereğince 1 yıl 3 ay hapis ve 500,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Şişli 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.07.2011 tarihli ve 2009/47 esas, 2011/444 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, anılan kararın infazı sırasında, 02/12/2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 34. maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinde yapılan değişiklik neticesinde infaza konu ilamdaki suçun uzlaştırma kapsamına alındığından bahisle hükümlünün hukuki durumunun yeniden değerlendirilerek, infazın durdurulup durdurulmayacağına dair bir karar verilmesi yönündeki İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan talebin kabulü ile uzlaştırma işlemlerinin yapılmak üzere dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesine ilişkin İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.02.2017 tarihli ve 2009/47 esas, 2011/444 sayılı ek kararını takiben uzlaşma sağlanamaması sebebiyle ilâmın infazının devamına dair aynı Mahkemenin 15.11.2017 tarihli ve 2009/47 esas, 2011/444 sayılı ek kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesinin 01.12.2017 tarihli ve 2017/772 değişik iş sayılı kararının “İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 25.01.2021 tarihli yazısı ile uzlaştırmacı tarafından sanığa yapılan tebligata ilişkin olarak tebligat parçasına ulaşılamadığı hususunun bildirildiği gözetilerek yapılan incelemede,
Mahkemesince, uzlaşma sağlanamadığına dair düzenlenen rapor nazara alınarak anılan cezanın infazının devamına karar verilmiş ise de;
02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253. maddesinin 6. fıkrasında yer alan, “Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle mağdura, suçtan zarar görene, şüpheliye veya bunların kanunî temsilcisine ulaşılamaması halinde, uzlaştırma yoluna gidilmeksizin soruşturma sonuçlandırılır.” şeklindeki,
Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliğinin 7/12. maddesinde yer alan, “Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma veya kovuşturma dosyasında yer alan adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle mağdura, suçtan zarar görene, şüpheliye, sanığa veya kanunî temsilcisine ulaşılamaması hâlinde soruşturma veya kovuşturma konusu suçla ilgili uzlaştırma yoluna gidilmez.” şeklindeki,
Aynı Yönetmeliğin 29/7. maddesinde yer alan, “Uzlaşma teklifinde bulunmak için çağrı; telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi araçlardan yararlanılmak suretiyle de yapılabilir. Ancak, bu çağrı uzlaşma teklifi anlamına gelmez.” şeklindeki,
Anılan Yönetmeliğin 29/6. maddesinde yer alan, “uzlaştırmacının uzlaşma teklifinde bulunacağı şüpheli, sanık, katılan, mağdur veya suçtan zarar gören ya da kanunî temsilcilerine iletişim araçlarıyla ulaşılamaması hâlinde açıklamalı uzlaşma teklifi büro aracılığıyla yapılır.” şeklindeki,
Bahsi geçen Yönetmeliğin 29/5. maddesinde yer alan, “Uzlaştırmacı, uzlaşma teklifini büro aracılığıyla açıklamalı tebligat, istinabe veya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) yoluyla da yapabilir.” şeklindeki,
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10/1. maddesinde yer alan, “Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır.” şeklindeki,
Aynı Kanun’un 21/1-2. maddesinde yer alan, “Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır. Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.” şeklindeki düzenlemeler hep birlikte değerlendirildiğinde;
Kendisine uzlaştırma işlemlerini gerçekleştirmek üzere dosya tevdi edilen uzlaştırmacının öncelikle uzlaştırma teklifi yapılacak ilgililere telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi araçlardan yararlanılmak suretiyle uzlaştırma teklifi yapmak üzere çağrı yapması, şayet belirtilen şekilde çağrı yapılamaz ise bu defa uzlaştırmacının ilgili savcılık nezdinde kurulmuş uzlaştırma bürosundan uzlaşma teklifi yapılmasını talep etmesi gerektiği, böyle bir taleple karşılaşan büronun da muhatabına ulaşamaması durumunda öncelikle muhatabın bilinen son adresine tebliğ yapması, tebligatın iade gelmesi durumunda bu defa muhatabın mernis adresinin tespitini yaparak, mernis adresi ile bilinen en son adresin aynı olduğunun anlaşılması halinde 7201 sayılı Kanun’un 21/2. maddesi gereğince işlem yapılması, mernis adresinin farklı bir adres olduğunun anlaşılması durumunda ise mernis adresine aynı Kanun’un 10/1. maddesi gereğince tebligat yapılması gerektiği,
Somut olayda, uzlaştırmacı tarafından “Müşteki …’a TB047….. barkot numaralı tebligat zarfı içerisinde gösterilen uzlaştırma teklif formu müştekiye 19/06/2017 tarihinde tebliğ edildiği, bundan başka ayrıca müşteki … ile telefon üzerinden yapılan müzakerelerde, müşteki, uğradığı zarar olan 1.000 Türk lirası tutarın karşılanması halinde uzlaşmak istediğini beyan etmesi, bunun üzerine sanık …’e telefon ile ulaşılmaya çalışıldığı ancak, farklı zamanlarda birden çok kere denenmesine rağmen sanık ile iletişime geçilemediği, müşteki … …’a TB04…. barkot numaralı tebligat zarfı içerisinde gönderilen uzlaştırma formu müştekiye 23/06/2017 tarihinde tebliğ edildiği, ancak müşteki … …’a telefon ile ulaşılamadığı ve kendisi ile hiçbir şekilde iletişime geçilemediği, sanık …’e TB0…. barkot numaralı tebligat zarfı içerisinde gönderilen uzlaştırma teklif formu 19/06/2017 tarihinde Tebligat Kanununun 21. maddesine göre muhtara teslim suretiyle tebliğ edilmesi üzerine, taraflara ulaşılamaması gerekçesiyle uzlaşma sağlanamadığı” yönünde rapor düzenlenmiş ise de; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 07/02/2017 tarihli ve 2013/2-4268 ilamat sayılı talep yazısında sanığın ceza infaz kurumunda bulunmadığının belirtilmiş olmasına rağmen, sanık adına gönderilen davetnamenin dosya kapsamında bilinen adresinden farklı olarak “2 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Sincan/Ankara” adresine gönderildiği ve bila tebliğ iade edildiği anlaşılmakla, sanık adına PTT marifeti ile çıkarılan davetnamenin tebliğ edildiğine ilişkin evraka ise dosya arasında rastlanılmadığı ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 25/01/2021 tarihli yazısı ile uzlaştırmacı tarafından sanığa yapılan tebligata ilişkin olarak tebliğ mazbatasının bulunamadığı yönelik cevabi yazısı dikkate alındığında, 7201 sayılı Kanun’un 21. maddesine göre tebliğ işlemleri yapılarak tebligatın ilgili Muhtara bırakıldığının anlaşılması karşısında, yukarıda detaylıca açıklandığı üzere bürodan sanığın bilinen en son adresine uzlaştırma teklifinin gönderilmesini talep etmesi ve büronun da açıklandığı şekilde tebliğ yapması gerekirken, sanığa ulaşılamadığından bahisle uzlaşma sağlanamadığı şeklinde düzenlenen raporun usulünce tanzim edilmediği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden” bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması istenilmiş olmakla,
Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Sanık hakkında Şişli 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.07.2011 tarihli, 2009/47 Esas, 2011/444 Karar sayılı kararının kesinleşmesinden sonra, yargılama konusu suçun 6763 sayılı Kanun ile uzlaşma kapsamına alınması sebebiyle, mahkemece dosyanın uzlaşma işlemlerinin yapılması için uzlaştırma bürosuna gönderildiği, uzlaştırmacı tarafından büro aracılığıyla katılanın adresine çıkartılan uzlaştırma teklif formunun bizzat tebliğinin yapıldığı ve katılanın edim karşılığı uzlaşmayı kabul ettiği, 23.06.2017 tarihli uzlaştırma raporunda sanığın ise dosyadaki adresine 19.06.2017 tarihinde Tebligat Kanunu’nun 21. maddesine göre tebligat işlemi yapıldığı ancak sanığa ulaşılamadığı, yine marketin idari işler müdürü …’in de adresine 23.06.2017 tarihinde teklif formunun tebliğ edildiği belirtilerek, uzlaştırma işleminin olumsuz sonuçlandığının belirtildiği, dosya kapsamında ve yapılan araştırmalarda sanığa ve …’e yapılan tebligat parçasına ulaşılamadığı anlaşılmış ise de; sanığın gerek UYAP sistemine, gerekçe dosya kapsamına göre 08.08.2015 – 27.10.2017 tarihleri arasında cezaevinden firarı olduğu gözetildiğinde;
CMK’nin 253/6 ve Uzlaştırma Yönetmeliği’nin 7/12, 31/7. maddelerindeki ”resmi mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma veya kovuşturma dosyasında yer alan adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle mağdura, suçtan zarar görene, şüpheliye, sanığa veya kanuni temsilcisine ulaşılamaması halinde soruşturma veya kovuşturma konusu suçla ilgili uzlaştırma yoluna gidilemez.” hükümler gereğince firari olan sanığa ulaşma imkanı bulunmadığı, kaldı ki uzlaştırma raporuna ve barkod sorgulamasına göre dosyadaki adresine tebliğ işlemi yapıldığı anlaşılmakla, olmakla kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden talebin REDDİNE, 06.12.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.