YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/4258
KARAR NO : 2021/6626
KARAR TARİHİ : 06.10.2021
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle öldürme
Hüküm : TCK’nın 85/1, 62/1, 50/4-1.a, 52/2-4, 53/6. maddelerine göre mahkumiyet
Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık hakkında tayin edilen 2 yıl 1 ay hapis cezanın adli para cezasına çevrilmesi sırasında, tam gün sayısının 760 gün yerine 750 gün olarak belirlenip sonuç cezanın 15.200.-TL yerine, 15.000.-TL olarak eksik tayin edilmesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23/01/2018 tarih, 2017/463 Esas, 2018/20 Karar sayılı ve 23/01/2018 tarih, 2015/962 Esas, 2018/16 Karar sayılı ilamlarında vurgulandığı üzere, sanık hakkında hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinin infaz aşamasında değerlendirilmesi gerektiği dikkate alındığında, 5237 sayılı TCK’nın 52/4. maddesi ile birlikte ayrıca, 5275 sayılı Kanunun 106/3.maddesinin de uygulanması bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanık …’ın yetkilisi ve sorumlusu olduğu S.S. Subaşılar Konut Yapı Kooperatifi tarafından yapılmakta olan inşaatta bekçi olarak çalışmakta olan müteveffa …’in olay günü, bekçiliğini yaptığı inşaatın zemin katından üst kata doğru merdivenlerden çıkarken, iki metre yükseklikten aşağı düştüğü ve yaralandığı, kazadan 3 gün sonra da vefat ettiği olayda; Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulunun 27/02/2013 tarih ve 881 sayılı raporunun sonuç bölümünde; “…Kişinin ölümünün genel beden travmasına bağlı çok sayıda kot ve pubis kırığı ile beraber iç organ laserasyonuna bağlı iç kanama sonucu meydan geldiği, vücunda tespit edilen travmatik değişimlerin lokalizasyonları ve özellikleri dikkate alındığında yüksekten düşmeyle husüllerinin mümkün olduğu, kişinin yaralanma sonucu götürüldüğü Muş Devlet Hastanesinde Mucoril 4 miligram Rastel 25 mg dikloran 75 mg ampul reçete edildiği, reçete edilmiş ilaçların sağlık memuru tarafından enjekte edilmiş olduğu dikkate alındığında, enjeksiyonu yapan sanık …’ya kusur atfedilemeyeceği, yapılan ilaçların ölüm olayında etkisinin ve katkısının bulunmadığı, ancak yaralanma sonrası ortaya çıkan travmatik değişimler zamanında tanı konularak uygun tedavisinin yapılmasının durumunda kurtulma ihtimali bulunduğu yönünde tespitlere yer verildiği anlaşılmıştır. Neticeten olayın oluşu özetlenecek olursa; dosya kapsamındaki beyanlar, polikilinik kayıtları, hastane kayıtları, reçeteler, otopsi tutanağı ve Adli Tıp raporları ve diğer esasa etkili bilgi ve belgeler incelendiğinde; …’in çalışmakta olduğu inşaatın birinci katından 30/06/2012 tarihinde düştüğü, yanında bulunan kişiler (Sanıklar …, …) tarafından hastaneye götürüldüğü, başka bir kişi (…) ismi adına kayıt yaptırıldığı, hastaneye yüksekten düşme olarak bildirilmediği, bel ağrısı şikayeti tanımlandığı, hastanede de şikayetine yönelik muayenesinin ve tetkiklerinin yapıldığı, bel bölgesinin filminin çekildiği, reçetesi düzenlenerek aynı gün evine gönderildiği, 02/07/2012 günü ise evinde yüksekten düşmeye bağlı travmatik neticeler nedeniyle öldüğü, hastanedeki muayene işlemleri sırasında kendisinin beyanda bulunarak şikayetini dile getirdiği, imkanı olmasına rağmen yüksekten düşme yönünde herhangi bir beyanda bulunmadığı anlaşılmıştır…” olarak belirtildiği, …’in ölümü ile sonuçlanan iş kazasının, merdiven kenarlarında boşluk tarafında yüksekten düşmeyi önleyecek özelliklerde ve sağlamlıkta korkulukların yapılmaması, boşlukların güvenlik ağları ya da fileleriyle kapatılmaması, inşaatın iç kısmındaki tehlikeli kısımların yeterli görüşü sağlayacak şekilde suni aydınlatma araçlarıyla aydınlatılmaması ve yeterli güvenlik önlemi alınmamış olması nedeniyle meydana geldiğinden, sanığın asli kusurlu olduğunun kabul ve tespit edildiği anlaşılarak yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak verildiğine, erteleme hükümlerinin uygulanmamasına, kusur tespitine ve kararın bozulması talebine ilişkin temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-5237 sayılı TCK’nın 53/6. maddesinde, belli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkûmiyet hâlinde, üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere, bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebileceğinin düzenlendiği, madde uyarınca bir mesleğin icrasının yasaklanabilmesi için o mesleğin ruhsatnameye bağlı olarak yürütülmesi gerektiği dikkate alındığında, dosya içeriğine göre kooperatif başkanı olduğu tespit edilen sanığın icra ettiği mesleğin ruhsatnameye bağlı olarak yürütülen bir meslek olmadığı nazara alınmadan çalışma hürriyetini kısıtlayacak şekilde soyut ifadelerle 1 yıl süre ile kooperatif başkanlığı yapmaktan yasaklanmasına karar verilmesi,
2-Katılanlar vekilinin 12.01.2016 tarihli dilekçe ile, sanık hakkındaki şikayetten vazgeçtiklerini, zararlarının giderildiğini beyan ettiği anlaşılmakla, şikayetten vazgeçme ile katılma hükümsüz kaldığından, katılanlar lehine vekalet ücreti takdir edilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu hususlarda, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden hükmün TCK’nın 53/6 uygulanmasına ve katılanlar lehine vekalet ücreti tayin edilmesine ilişkin paragrafların hükümden çıkarılması suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 06/10/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.