YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8007
KARAR NO : 2021/9243
KARAR TARİHİ : 07.12.2021
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-davacı kadın tarafından, erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi, reddedilen yoksulluk nafakası ve tazminat talepleri ile erkek yararına hükmedilen tazminatlar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Davalı -davacı kadının “Erkeğin davasının kabulüne” yönelik temyiz dilekçesinin incelenmesinde;
İlk derece mahkemesince bu yöne ilişkin olarak verilen hüküm davalı-davacı kadın tarafından istinaf edilmeyerek kesinleşmiştir. Bu nedenle davalı-davacı kadının, istinaf edilmeyerek kesinleşen bu yöne ilişkin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davalı-davacı kadının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
a-Taraflarca karşılıklı olarak açılan boşanma davalarının yapılan yargılaması sonucunda ilk derece mahkemesince boşanmaya sebep olan olaylarda; eşine fiziksel şiddet uygulayan davacı-davalı erkeğin, eşine hakaret ve aşağılayıcı sözler söyleyen davalı-davacı kadına nazaran daha ağır kusurlu olduğu kabul edilerek her iki boşanma davasının da kabulü ile tarafların boşanmalarına, kadının tedbir ve yoksulluk nafakası ile tazminat taleplerinin kısmen kabulüne, erkeğin tazminat taleplerinin ise reddine karar verilmiş, hüküm davacı-davalı erkek tarafından istinaf edilmiştir. Bölge adliye mahkemesince dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, davacı-davalı erkeğe yüklenen “Fiziksel şiddet uygulama” vakıasının kanıtlanamadığı, bu durumda ilk derece mahkemesince kabul edilen ve davalı-davacı kadın tarafından istinaf edilmeyerek kesinleşen kusurlu davranışı uyarınca boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davalı-davacı kadının tam kusurlu olduğu gerekçesiyle erkeğin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, davalı-davacı kadının yoksulluk nafakası ve tazminat taleplerinin reddine, davacı-davalı erkek yararına 5.000,00TL maddî, 5.000,00TL manevî tazminat takdirine, sair istinaf taleplerinin ise esastan reddine karar verilmiş, hüküm bu sefer davalı-davacı kadın tarafından temyiz edilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince her ne kadar davacı-davalı erkeğe yüklenen “Fiziksel şiddet uygulama” vakıasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle bu vakıa yönünden erkeğe kusur yüklenmesinin doğru olmadığı belirtilmiş ise de tanıklardan Süheyla, Gamze ve Kahine’nin davalı-davacı kadının vücudundaki darp izlerine yönelik görgüye dayalı beyanları ve darp eyleminden sonra birlikte yaşamın devam etmediği de dikkate alındığında davacı-davalı erkeğe yüklenen “Fiziksel şiddet uygulama” kusurunun dosya kapsamından sabit olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda ilk derece mahkemesinin de kabulünde olduğu üzere boşanmaya sebep olan olaylarda eşine fiziksel şiddet uygulayan davacı-davalı erkeğin, eşine hakaret ve aşağılayıcı sözler söyleyen davalı-davacı kadına nazaran daha ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekirken yanılgılı kusur belirlemesi sonucu davalı-davacı kadının tam kusurlu olduğunun kabulü doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
b-Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir (TMK m.175). Yukarıda (2/a) bendinde açıklandığı üzere, boşanmaya sebep olan olaylarda davalı-davacı kadının, davacı-davalı erkeğe nazaran kusurunun daha ağır olmadığı ve boşanmakla yoksulluğa düşeceği anlaşılmış, Türk Medeni Kanunu’nun 175 inci maddesi koşulları somut olayda davalı-davacı kadın yararına gerçekleşmiştir. O halde, tarafların usûli kazanılmış hakları da gözetilmek suretiyle davalı-karşı davacı kadının yoksulluk nafakası talebinin kabulüne karar verilecek yerde, yanılgılı kusur belirlemesi sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
c-Yukarıda (2/a) bendinde gösterilen sebeple boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davacı-davalı erkek, davalı-davacı kadına nazaran daha ağır kusurlu olup, bu kusurlu davranışlar aynı zamanda kadının kişilik haklarına saldırı niteliği taşımaktadır. Somut olayda kadın yararına TMK m. 174/1-2 koşulları oluşmuştur. O halde davalı-davacı kadın yararına tarafların sosyal, ekonomik durumları kusurun ağırlığı ve hakkaniyet ilkesi (TMK m. 4, TBK m. 50 ve 51) dikkate alınarak ve tarafların usûli kazanılmış hakları da gözetilmek suretiyle uygun miktarda maddî ve manevî tazminat takdiri gerekirken hatalı kusur belirlemesine bağlı olarak kadının maddî ve manevî tazminat taleplerinin reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
d-Yukarıda (2/a) bendinde açıklandığı üzere boşanmaya sebebiyet veren vakıalarda davacı-davalı erkek, davalı-davacı kadına nazaran daha ağır kusurludur. Ağır kusurlu eş yararına maddî ve manevî tazminata (TMK m. 174/1-2) hükmedilemez. O halde davacı-davalı erkeğin maddî ve manevî tazminat talebinin reddine karar verilecek yerde hatalı kusur belirlemesine bağlı olarak kabulü doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Davalı-davacı kadının “Erkeğin davasının kabulüne” yönelik temyiz dilekçesinin yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple REDDİNE, temyiz edilen bölge adliye mahkemesi hükmünün yukarıda 2/a, 2/b, 2/c ve 2/d bentlerinde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oy birliğiyle karar verildi. 07.12.2021 (Salı)