YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/2905
KARAR NO : 2021/13344
KARAR TARİHİ : 21.12.2021
MAHKEMESİ : İSTANBUL 15. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen menfi tespit ve kurum işleminin iptali davasının kabulüne dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine yönelik olarak verilen kararın, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; “Özel … Tıp Merkezi ” unvanıyla sağlık alanında ticari faaliyet gösterdiğini, imzaladığı “Sağlık Hizmeti Satın Alma Sözleşmesi” uyarınca davalı kurumun sigortalılarına sağlık hizmeti sunduğunu, davalı kurum tarafından Mart 2015 dönemine ait faturalar üzerinde örnekleme yöntemi ile yapılan incelemeler sonucunda hakedişlerinden toplam 175.814,50 TL tutarında kesinti yapılacağının bildirildiğini, kesinti gerekçelerinin gerçek dışı olduğunu, hastalara yapılan işlemlerin tıbbi gerekçesinin açık olup, var olan endikasyona uygun işlemler yapıldığını, kurum işleminin haksız ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek; kurum işleminin iptali ile 175.814,50 TL’den davalıya borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.
Davalı; davaya konu kurum işleminin mevzuat ve sözleşme hükümlerine uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince; 26/03/2018 havale tarihli bilirkişi heyeti raporu hükme esas alınarak, kurum işleminin haksız ve hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle; davanın kabulüne, davaya konu kurum işleminin iptali ile davacının davalı kuruma 175.814,50 TL’den borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesinin kararına karşı, davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge adliye mahkemesince; ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunun konunun uzmanı bilirkişiler tarafından hazırlandığı, ayrıntılı, hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu, bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının da usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle, davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dava; kurum işleminin iptali ile menfi tespit istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 281 inci maddesinde; tarafların, bilirkişi raporunda eksik gördükleri hususların bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri; mahkemenin, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için bilirkişiden ek rapor alabileceği; ayrıca gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabileceği açıklanmıştır.
Bilirkişiler, raporlarını hazırlarken raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır. Bilirkişi raporu, aynı zamanda taraf ve Yargıtay denetimine de elverişli olacak şekilde bilgi ve belgeye dayanan gerekçe ihtiva etmelidir. Ancak bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup, hüküm kurmaya dayanak yapılabilir.
Somut olayda; davalı kurum tarafından davacıya ait Mart 2015 dönemine ait faturalar üzerinde yapılan incelemeler sonucunda, davacı hastanenin göz polikliniğinde, hastalara konulan tanıyla uyumsuz ya da tanı konulmadan işlem yapıldığından bahisle, davaya konu kurum işlemi ile davacının hakedişlerinden toplam 175.814,50 TL tutarında kesinti yapılacağının bildirildiği görülmüştür. İlk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise; Sağlık Kurumu İtiraz İnceleme Komisyonu raporunda davaya konu kurum işlemine dair kesinti gerekçesine ayrıntılı olarak yer verildiği halde; kesinti gerekçesinin somut bilgi ve belgeye dayanmadığından bahisle, kesintinin ilgili mevzuata aykırı olduğu belirtilmiş olup, ilgili mevzuat ve SUT hükümleri çerçevesinde değerlendirme yapılmaksızın, genel ve soyut ifadelerde bulunulduğu anlaşılmaktadır. Rapor, bu haliyle hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmadığı gibi konunun uzmanı bilirkişilerce de hazırlanmamıştır.
Hal böyle olunca, ilk derece mahkemesince; yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde, önceki bilirkişiler dışında seçilecek, aralarında davaya konu edilen fatura bedellerine esas sunulan sağlık hizmetini tıbbi açıdan değerlendirecek nitelikte göz hastalıkları uzmanı doktor bilirkişinin de yer aldığı üç kişilik bilirkişi heyetinden, ilgili mevzuat ve SUT hükümleri çerçevesinde değerlendirme yapılması suretiyle, Yargıtay ve taraf denetimine elverişli rapor alınarak, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken; yetersiz bilirkişi raporu benimsenerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
İlk derece mahkemesi kararının, yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına karar verilmiş olduğundan, işbu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararının da kaldırılmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazının kabulü ile 6100 sayılı HMK’nın 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, aynı Kanunun 371 ince maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının davalı yararına BOZULMASINA, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 21/12/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.