Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2012/15601 E. 2013/2084 K. 01.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/15601
KARAR NO : 2013/2084
KARAR TARİHİ : 01.03.2013

Çocuğun cinsel istismar ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından sanık …’in yapılan yargılaması sonunda; atılı suçlardan mahkûmiyetine dair Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 25.05.2012 gün ve 2012/23 Esas, 2012/232 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Çocuğun Cinsel istismar suçundan verilen hükmün temyiz incelemesinde;
Mağdurenin aşamalardaki çeşitli beyanı, sanığın aşamalardaki istikrarlı beyanı, sosyal araştırmacı bilir kişinin mutalası adli, adliye hekim raporu ve tüm dosya içeriğine göre; sanığın mağdurenin vucuduna organ sokarak cinsel istismar suçunun işlendiğine ilişkin cezalandırılmasına yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilememesi ve bu hususun şüpheli olduğunun anlaşılması karşısında şüpheden sanık yararlanır evrensel kuralı nazara alınarak atılı suçtan beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi,
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen hükmün temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Sanığın mağdureyi İstanbul’a evlenmek düşüncesiyle rızası ile götürdüğünün sabit olduğu daha önceki zamanlarda bu amaçla alıkoyduğuna ilişkin kesin, şüpheden uzak delil bulunmadığı halde eylemin birden fazla kez gerçekleştiğinden bahisle TCK.nın 43/1. gereğince cezasından artırım yapılması suretiyle fazla ceza tayin yapılması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 01.03.2013 tarihinde çocuğun cinsel istismar suçundan oybirliğiyle, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY:

Sanığın aralarında gönül ilişkisi olan 14 yaş 3 aylık mağdure ile önce Tema ormanına ve üç gün sonrada 16.12.2011 günü birlikte telefonlarını satıp Çorlu’dan İstanbul’a gidip aynı gün 13.00 suraları döndükleri, sanığın, Tema ormanında cinsel ilişkiye girdiklerini kabul etmediği ve cinsel istismara ilişkin mahkûmiyete yeter delil bulunmadığından TCK.nın 103/1. maddesi uyarınca açılan davadan beraatine kadar verilmesi yönündeki bozma düşüncesine katılmakla birlikte, hürriyetten yoksun bırakma suçundan verilen mahkûmiyet Kararına bu suçun unsurları oluşmadığından katılmamaktayız.
Zira, TCK.nın 109/1. maddesinde öngörülen suç, mağdurenin rızası dışında alıkonulması ya da rızanın hile ile cebir veya tehditle hukuka aykırı şekilde elde edilmiş olması dolayısıyla geçersiz bulunması ilkesine dayanmaktadır.
Medeni Kanunun 13. maddesi hükmüne göre “Yaşının küçüklüğü yüzünden…… akla uygun davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes bu kanuna göre ise, ayırt etme gücüne sahip küçükler yasal temsilcisinin rızası olmadıkça borç altına giremezler ise de, şahsa sıkı sıkıya bağlı hakları kullanmada bu rızaya muhtaç bulunmamaktadırlar.
Ancak TCK.nın 234/3. maddesinde öngörülen hükme göre kanuni temsilcisinin … dışında evi terk eden çocuğun, ailesini haberdar etmeksizin yanında tutmak cezalandırılmayı gerektirir.
İddia konusu suçta sanık, 15 yaşını henüz doldurmamış, ayırt etme gücüne sahip mağdureyi onun rızasıyla, birlikte telefonlarını satmak suretiyle elde edilen parayla, Çorlu’dan İstanbul’a götürmek suretiyle ailesinin haberinin olmadığını ve onun evden kaçtığını bilerek yanında tutmuş, aynı gün Çorlu’ya geri götürmüştür.
Cinsel istismar suçu işlenmiş ve Dairemizce sübutu kabul edilmiş olsaydı, TCK.nın 103/1.-a maddesinde öngörülen yaş sınırı, bu yaştaki çocukların cinsel istismara açık olmaları ve rızalarına itibar edilemeyeceği düşüncesiyle, aynı Kanunun 109/1. maddesinin ( yaş nedeniyle bu yaştaki çocukların hürriyetten yoksun bırakılmasındaki rızasına da itibar edilemeyeceği ve suçun) hukuka aykırılık unsurunun dayanağını oluşturacağı ve dolayısıyla bu suçunda sübut bulacağı kabul edilebilirdi.
Ancak cinsel istismarın olmadığı ve sanığın beraatinin gerektiği kanaatine varıldığına göre, ayırt etme gücüne sahip 14 yaşındaki mağdurenin sanıkla birlikte, mağdurenin isteği ile Çorlu’dan İstanbul’a gitmede sanığın hürriyetten yoksun bırakma suçuna vücut vermeyecektir. Bu yaştaki mağdurenin velisinin haberi olmaksızın bilerek sanığın yanında tutulması TCK.nın 234/3. maddesinde öngörülen suçu oluşturacaktır.
Bununla birlikte mahkemenin kabulüne göre, mağdurenin önce 13.12.2011’de Tema ormanında buluşması 16.12.2011’de ise buluşarak İstanbul’a gitmelerinde TCK.nın 43. maddesinin uygulanacak ceza takdirinde hukuken hata yoktur.