Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/41599 E. 2021/13699 K. 27.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/41599
KARAR NO : 2021/13699
KARAR TARİHİ : 27.12.2021

Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 12.07.2021 tarih ve 2021/593 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 17.09.2021 tarih ve KYB-2021/92614 sayılı ihbarname ile;
Dolandırıcılık suçundan sanık …’ın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 157/1 ve 62. maddeleri gereğince 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Kuyucak Asliye Ceza Mahkemesinin 08.02.2012 tarihli ve 2011/152 esas, 2012/40 sayılı kararının (Nazilli 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/446 esas, 2012/365 sayılı kararı) 20.04.2012 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair Nazilli 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.12.2019 tarihli ve 2011/446 esas, 2012/365 sayılı ek kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Nazilli Ağır Ceza Mahkemesinin 28.01.2020 tarihli ve 2020/403 değişik iş sayılı kararının “Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 27.04.2020 tarihli ve 2020/1985 esas, 2020/11785 karar sayılı ilamında, “…tanzim edilen Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı’nın 12.06.2015 raporunda, işlediği suçun 5237 sayılı Kanunun 32/2. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinin bildirilmesi üzerine İskenderun 3. Asliye Ceza Mahkemesince anılan rapor uyarınca sanık hakkında 5237 sayılı Kanunun 32/2. maddesinin uygulandığı ve anılan hususun Kayseri 14. Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılama aşamasında ileri sürülmediğinin anlaşılması nedeniyle yeni delil niteliğinde olması karşısında, hükümlünün 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 32. maddesi uyarınca işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamadığının veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azalmış olup olmadığının Adli Tıp Kurumunca tespiti gerektiğinden, mahkemesince yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine yapılan itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesi,…CMK.nın 309. maddesi gereğince BOZULMASINA” şeklinde belirtildiği üzere,
Dosya kapsamına göre, Kuyucak Asliye Ceza Mahkemesi kararının 20.04.2012 tarihinde kesinleşmesini müteakip, hükümlü müdafiince yargılamanın yenilenmesine dair dilekçe ekinde ibraz edilen, hükümlünün başka suçtan mahkumiyetine ilişkin Denizli Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/50 esas, 2014/190 sayılı kararının temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 13.11.2017 tarihli ve 2017/3709 esas, 2017/14610 karar sayılı ilamında, “Sanığın dilekçesi ekinde sunmuş olduğu Adli Tıp Kurumunca düzenlenmiş 12.03.2010 tarihli raporda “sanığın hafif derecede mental retardasyon nedeniyle cezai ehliyetinin tam olmadığının” belirtilmiş olması karşısında, sanığın olay tarihinde işlediği suçu etkileyecek düzeyde akıl hastası olup olmadığının, hastalığının işlediği fiillerin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama veya bu fiillerle ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin bulunup bulunmadığını saptamak için 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 74. maddesi gereğince usulü işlemler yerine getirilerek, Adli Tıp Kurumu ilgili İhtisas Dairesinden veya tam teşekküllü Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinden ya da Tıp Fakültelerinin Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanlıklarından alınacak sağlık kurulu raporu ile sanığın hukuki durumunun tespit ettirilmesinde zorunluluk bulunması” gerekçesiyle hükmün bozulduğunun anlaşılması karşısında, hüküm tarihinde mahkemesince bilinmeyen ve sonradan ortaya çıkan bu durum nedeniyle, hükümlünün 5237 sayılı Kanun’un 32. maddesi uyarınca işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamadığının veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azalmış olup olmadığının Adli Tıp Kurumunca tespiti lüzumunun bulunması gerektiğinden bahisle, yargılamanın yenilenmesi talebinin kabulüne karar verilerek bu yönde rapor alındıktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden” bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, bozulması istenilmiş olmakla,
Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.03.2014 tarihli 2012/3-909 Esas ve 2014/121 Karar sayılı kararı ve 25.02.2020 tarihli 2019/15-64 Esas 2020/132 Karar sayılı ilamlarında açıkça belirtildiği üzere, delil ve olayların ,yargılamanın yenilenmesi nedeni olarak kabul edilmesi için ”yeni olması gerekmektedir, Hükmü veren mahkemeye bildirilmemesi sebebiyle , hükümde dikkate alınmamış olan her olay ve delil hükümlü tarafından bilinip bilinmemesi önemli olmaksızın ”yeni” olarak nitelendirilmektedir . Olay ya da delilin yeniliği, olayın kesin hükümden sonra meydana gelmiş olması ile değil, kesinleşmiş olan hükmün verilmesi sırasında değerlendirilip değerlendirilmediği ile bağlantılıdır. Kesin hükümden önce meydana gelen ancak mahkemenin bilgisine sunulmayan ya da mahkeme tarafından değerlendirilmeyen deliller ve olaylar da ”yeni delil sayılmalıdır.
Dosya kapsamına göre; hükümlünün yargılama sırasında “hafif derecede mental retardasyon bozukluğu” olduğuna ilişkin beyanda bulunmadığı gibi bu konuda dosyada herhangi bir bilgi ve belge olmadığının da anlaşılması, Adli Tıp Kurumu tarafından sanığın başka bir dosyası nedeniyle suç tarihinden önce 12.03.2010 tarihinde düzenlenen raporda hükümlüde “hafif derecede mental retardasyon nedeniyle cezai ehliyetinin tam olmadığının” belirtilmiş olması, bu raporun hükmün kesinleşmesinden sonra ibraz edilmesi karşısında; söz konusu raporun, Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında da belirtildiği üzere” hükmü veren mahkemeye bildirilmediğinden yargılama yapılırken değerlendirilemeyen her türlü olgu ve delil de yeni sayılmaktadır ” şeklindeki açıklama kapsamında; CMK’nin 311. maddesinin 1. fıkra (e) bendi kapsamında yeni delil ortaya konulması olarak değerlendirilerek, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 32. maddesi kapsamında akıl hastalığı nedeniyle işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamadığının veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azalmış olup olmadığının Adli Tıp Kurumunca düzenlenecek rapor ile tespiti ve sonucuna göre karar verilmesi gerekeceğinden, yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine dair karara itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmakla, kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden, Nazilli Ağır Ceza Mahkemesinin 28.01.2020 tarihli ve 2020/403 değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca BOZULMASINA, hükümlü, bu suç nedeniyle cezaevine alınmışsa, cezasının infazının durdurulmasına, başka suçtan tutuklu ya da hükümlü değilse derhal TAHLİYESİNE, müteakip işlemlerin mahallinde takdir ve ifasına, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 27.12.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.