YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/19038
KARAR NO : 2021/6314
KARAR TARİHİ : 06.10.2021
MAHKEMESİ : …Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki haksız fiilden kaynaklanan manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükme karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf isteminin reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, …Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2016/425 Esas – 2018/448 Karar sayılı kararının HMK’nun 353/1-b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına; yeniden hüküm oluşturulmak suretiyle davanın reddine dair verilen kararın süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, avukat olan müvekkilinin, davalının ve yetkilisi olduğu şirketin vekili olduğunu, davalı hakkında nitelikli yağma, silahla tehdit ve 6136 sayılı Kanuna Muhalefet suçlarından soruşturma bulunduğunu, davalının bu dosya nedeni ile gözaltına alındığını ve sorgusunun yapıldığını, davalının 30/04/2016 günü yapılan sorgusunda, müvekkilinin de davalının müdafii olarak hazır bulunduğunu, bu sorguda kollukça, davalıya dava dışı 3. kişilerle yaptığı telefon görüşmelerine ait bazı dinleme kayıtlarının sorulduğunu, davalının bu kayıtlarda, müvekkili hakkında kişilik haklarına saldırı teşkil eden ifadeler kullandığını belirterek manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince; davalının davacı hakkında hakaret ve küfür teşkil eden sözler sarf ettiği, davalının davacı aleyhine söylediği bu sözler ile davacının kişilik haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 5.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Hükme karşı davacı vekili ve davalı vekili istinaf talebinde bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; davaya konu olayda; davacının, davalının dava dışı üçüncü şahısla yaptığı telefon konuşmasında kendisine hakaret ettiği iddiasıyla manevi tazminat talep ettiği, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 135/8. maddesinde yer alan katalog suçlara ilişkin dinleme yapılabilmesi için, o suç yönünden dinleme kararı alınması gerektiği, anılan Kanunun 135/8. maddesinde sayılan suçlar kapsamında yer alsa da, dinleme kararına konu edilmeyen davaya konu hakaret iddiası yönünden telefon kayıtlarının yargılamada kullanılamayacağı, zira bu delillerin, “hukuka aykırı delil” niteliği taşımakta olduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 189/2. maddesi uyarınca hukuka aykırı olarak elde edilmiş olan delillerin, mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamayacağı, buna göre şartları oluşmayan davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteminin kabulüne, davacı vekilinin istinaf isteminin ise reddi ile ilk derece mahkemesinin kararının Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/2 hükmü gereğince kaldırılmasına, yeniden hüküm oluşturulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiş olup, kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun İletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması başlıklı 135. maddesinin 1. fıkrasında “Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturma ve kovuşturmada, suç işlendiğine ilişkin somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka suretle delil elde edilmesi imkânının bulunmaması durumunda, hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının kararıyla şüpheli veya sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişimi dinlenebilir, kayda alınabilir ve sinyal bilgileri değerlendirilebilir. Cumhuriyet savcısı kararını derhâl hâkimin onayına sunar ve hâkim, kararını en geç yirmi dört saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi hâlinde tedbir Cumhuriyet savcısı tarafından derhâl kaldırılır.” hükmü yer almakta olup, aynı maddenin 8. fıkrasında ise “Bu madde kapsamında dinleme, kayda alma ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine ilişkin hükümler ancak aşağıda sayılan suçlarla ilgili olarak uygulanabilir.” denilerek dinleme ve kayda alma kararının uygulanabileceği katalog suçlar sayılmıştır.
Dosya kapsamından, davalı hakkında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/11924 soruşturma nolu dosyasında nitelikli yağma, silahla tehdit ve 6136 sayılı Kanuna Muhalefet suçlarından soruşturma açıldığı, bu dosya kapsamında davalı hakkında 5271 sayılı CMK’nun 135/6. maddesi uyarınca telefon kayıtlarının dinlenmesi ve kayda alınmasına karar verildiği, söz konusu kararın CMK’nun 135/8. maddesinde sayılan katalog suçlar kapsamında hukuka uygun olarak verildiğinin anlaşıldığı, anılan karar gereğince kaydedilen davalının 3. kişilerle olan konuşmasının incelenmesinde, davalının davacı hakkında “Avukat bizi soymaya kalkıyor, parayı bize vermedi, haber de vermedi, namussuz, bak parayı aldı…”, “ben bunu hesabı da şimdi şey yapacağım, o namussuz o… Çocuk, yok şuna harcandı, yok buna harcandı filan bana bir hesap yapsın…” şeklinde ifadeler kullandığı, davalının Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde 30/04/2016 günü yapılan sorgusunda, davacının da davalının müdafii olarak hazır bulunması nedeniyle kendisi hakkında davalı tarafından sarf edilen ifadelerden haberdar olduğu, buna göre davalının davacı hakkında kişilik haklarına saldırı teşkil eden ifadeler kullandığı hususunun hukuken ve hukuka uygun olarak temin edilen delillerle sabit olduğu anlaşılmaktadır.
Şu durumda; kişilik hakları saldırıya uğrayan davacı yararına 6098 sayılı TBK’nun 58. maddesi uyarınca uygun miktarda manevi tazminata karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle istemin reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, bölge adliye mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz edilen bölge adliye mahkemesi kararının HMK 371. maddesi gereğince BOZULMASINA, dosyanın bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 06/10/2021 gününde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gibi yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASI görüşünde olduğumuzdan Sayın Çoğunluğun bozma kararına katılmıyoruz.