Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2020/2412 E. 2021/7091 K. 23.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2412
KARAR NO : 2021/7091
KARAR TARİHİ : 23.11.2021

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, mirasbırakanları …’ın, 424 ve 486 parsel sayılı taşınmazlardaki paylarını davalı kardeşi İbrahim’e 31.07.2003 tarihinde satış suretiyle temlik ettiğini, mirasbırakanın temlik tarihinde beyninde bulunan tümör nedeniyle yaptığı işlemlerin anlam ve sonuçlarını kavrayamayacak durumda olduğunu, öte yandan temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu, mirasbırakanın mal satmayı gerektirecek bir ihtiyacı bulunmadığı gibi, davalının da o tarihte alım gücünün olmadığını ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında adlarına tescilini istemişlerdir.
Davalı, davacıların mirasbırakanı …’ın kardeşi olduğunu, yaşadıkları bölgede kardeşler lehine mal kaçırmanın söz konusu olmadığını, kardeşi … ile aralarındaki alım satımın Bafra 2. Noterliği’nin 20.07.2000 tarih ve 9096 yevmiye no’lu “miras hakkı temlik sözleşmesi” ve tapuda yapılan temlik ile neticelendirildiğini, satış bedelini kardeşine ödediğini, işlemin muvazaalı olmadığını bildirip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen karar Dairece, “…Hemen belirtilmelidir ki, mirasbırakanın akit tarihleri olan 20.07.2000 ve 31.07.2003 tarihlerinde hukuki ehliyeti haiz olduğunun Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulu raporu ile saptanması suretiyle ehliyetsizlik nedeni yönünden davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır…çekişme konusu taşınmazların mirasbırakan … ve davalı ile dava dışı kardeşlerinin babası …’ten intikal ettiği, mirasbırakan …’ın miras payını ( 424 sayılı parselin 1/5’i ile 486 sayılı parselin 9250/13250’sinin 1/5’i ) Bafra 2. Noterliği’nin 20.07.2000 tarihli temlik sözleşmesi ile davalı kardeşi İbrahim’e sattığı, anılan sözleşmenin 4721 sayılı TMK’nın 676. vd. maddeleri uyarınca geçerli olduğu, 31.07.2003 tarihinde de mirasbırakanın kayden satış suretiyle temlik ettiği, davacı tanıklarının olayı çözer nitelikte bilgilerinin olmadığı, aksine taraflarla yakınlığı bulunmayan davalı tanıklarının işlemin satış olduğunu, satış bedelinin ödendiğini beyan ettikleri, kaldı ki mirasbırakanın; eşi ve çocuklarından mal kaçırmasını gerektirecek bir nedenin de ortaya konulamadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla mal kaçırma amacı ve muvazaa olgusu kanıtlanmış değildir. Gösterilen satış bedeli ile çekişmeli taşınmazların temlik tarihindeki rayiç değeri arasındaki oransızlık tek başına muvazaanın kanıtı değildir. Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir. Kabule göre de; 6100 sayılı HMK’nın 297/2. maddesine aykırı olarak, dava dışı paydaşların olduğu gözetilmeksizin çekişmeli taşınmazların tapu kayıtlarının tamamının iptali anlamına gelecek şekilde hüküm kurulması da isabetsizdir.” gerekçesiyle bozulmuş; mahkemece hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, taraflarca yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olup, davacılar vekili tarafından temyiz incelemesinin duruşmalı yapılması istenilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 23.11.2021 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar vekili Avukat … ile diğer temyiz eden vekili Avukat … geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor okundu. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:

-KARAR-

Dava, ehliyetsizlik ve muris muvazaası hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin olup; hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda davanın reddine dair verilen karar taraflarca temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre ve özellikle hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davacıların bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine.
Davalının vekalet ücretine yönelik temyiz itirazına gelince;
Dava konusu 424 parsel sayılı taşınmazın tamamının dava tarihi itibarıyla değerinin keşfen 209.496,00 TL olarak saptandığı, bu taşınmazda mirasırakan …’ın temlike konu ettiği çekişmeli 1/5 paya isabet eden değerin 41.899,20 TL olduğu; dava konusu 486 parsel sayılı taşınmazın ise 9250/13250 payının kök mirasbırakan … …’den mirasbırakan … ile kardeşlerine 1/5’er paylarla intikal ettiği, kök mirasbırakandan intikal eden 9250/13250 payın değerinin dava tarihi itibarıyla keşfen 31.820,00 TL olarak saptandığı, bu değerden mirasbırakan …’ın davalıya temlik ettiği çekişmeye konu 1/5 paya isabet eden değerin ise 6.364,00 TL olduğu; neticeten her iki taşınmazda mirasbırakan …’dan davalıya geçen çekişme konusu payların dava tarihi itibarıyla keşfen saptanan ve harcı tamamlanan değeri toplam 48.263,20 TL olup, davanın reddine karar verildiğine göre, bu değer üzerinden davalı yararına 7.074,21 TL nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, mahkemece 3.400,00 TL maktu vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değildir.
Ne var ki, bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden; temyize konu Bafra 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 13.03.2020 tarih 2019/217 Esas 2020/139 Karar sayılı kararının hüküm kısmının 4. fıkrasında yazılı, “ Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan 2020 yılı AAÜT gereğince takdir olunan 3.400,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,” ifadesinin hüküm fıkrasından çıkarılarak, yerine 4. fıkra olarak “ Karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 7.074,21 TL nispi vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine” ifadesinin yazılmasına, davalının bu yöne ilişkin temyiz itirazının kabulü ile 6100 sayılı HMK’nin geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 20.11.2021 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz edilen davalı vekili için 3.815.00 TL duruşma vekâlet ücretinin hükmü duruşmalı temyiz eden davacılardan alınmasına, alınan peşin harcın temyiz eden taraflara geri verilmesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23/11/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.