YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/10539
KARAR NO : 2022/214
KARAR TARİHİ : 12.01.2022
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, sigortalılık başlangıcının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozma sonrası kararında direnilerek ilâmında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davalı işverene ait işyerinde 18.01.1988 tarihinde çalışmaya başladığı yönünde hakkında düzenlenen sigortalı işe giriş bildirgesi 26.01.1988 günü davalı Kuruma verilen davacının bildiriminin yapılmayıp sigorta priminin de ödenmediği, bildirgedeki kimlik bilgilerinin davacıya ait olduğu, sigorta sicil numarasının daha sonraki hizmetlerinde de kullanıldığı belirgin bulunmakla, davada istem 18.01.1988 günü hizmet akdine dayalı çalışıldığının ve anılan tarihin sigortalık başlangıcı olduğunun tespitine ilişkindir.
Mahkemenin 21/04/2016 tarih ve 2016/27 E, 2016/236 K sayılı ilamı ile, Dairemizin 01/12/2015 tarih ve 2015/21431 E, 2015/21117 K sayılı bozma ilamına direnilmesi sonucunda Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07/07/2021 tarih ve 2017/10-2010 E, 2021/962 K sayılı ilamı ile “ 15. Direnme kararının varlığından söz edilebilmesi için, mahkeme bozmadan esinlenerek yeni herhangi bir delil toplamadan önceki deliller çerçevesinde karar vermeli; gerekçesini önceki kararına göre genişletebilirse de değiştirmemelidir.
16. Başka bir deyişle mahkemenin yeni bir delile dayanarak veya bozmadan esinlenerek gerekçesini değiştirerek veya daha önce üzerinde durmadığı bir hususu bozmada işaret olunan şekilde değerlendirerek karar vermiş olması hâlinde, direnme kararının varlığından söz edilemez.
17. İstikrar kazanmış Yargıtay içtihatlarına göre; mahkemece direnme kararı verilse dahi bozma kararında tartışılması gereken hususları tartışmak, bozma sonrası yapılan araştırma, inceleme veya toplanan yeni delillere dayanmak, önceki kararda yer almayan ve Özel Daire denetiminden geçmemiş olan yeni ve değişik gerekçe ile hüküm kurmak suretiyle verilen karar direnme kararı olmayıp, yeni hüküm olarak kabul edilir.
18. Somut olayda mahkemenin ilk kararı Özel Dairece dönem bordroları ile aylık prim ve hizmet belgelerinde bildirimleri yapılan sigortalıların tanık olarak dinlenmesi ve davalı işyeri ile aynı çevrede faaliyet gösteren işverenler ve bunların çalıştırdığı kişilerin kolluk marifetiyle belirlenerek bilgi ve görgülerine başvurulması gerektiği gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece tensip tutanağı ile verilen ara kararı doğrultusunda emniyet müdürlüğü, vergi dairesi ile belediye zabıta müdürlüğüne bozma kararında belirtildiği şekilde müzekkereler yazılmış olup cevabi yazılarda işyeri giriş kapısının kapalı ve üst katların boş ve metruk olduğu, davacı ve davalı işvereni tanıyan ve bilen olmadığı, tanıklık yapacak kimsenin tespit edilemediği bildirilmiştir.
19. Görüldüğü üzere mahkemece bozmadan sonra bozma kararında belirtildiği şekilde komşu işyerlerinin sahipleri ile burada çalışanların tespitine yönelik yazılan müzekkere cevapları dosya kapsamına alınarak direnme kararı verilmiş olup sözü edilen bu yeni delillerin Özel Daire denetiminden geçmediği açıktır.
20. Bu durumda ortada Hukuk Genel Kurulu tarafından incelenmesi gereken direnme kararı değil, bozma gereklerinin eylemli olarak kısmen yerine getirilmesi suretiyle verilen yeni hüküm bulunmaktadır.
21. Hâl böyle olunca yeni hükme yönelik temyiz itirazları Özel Dairece incelenmelidir.
22. Bu nedenle dosya Özel Daireye gönderilmelidir.” şeklindeki kararı ile dosyanın incelenmek üzere dairemize gönderildiği anlaşılmıştır.
Direnilmesine karar verilen bozma ilamında “ 506 sayılı Kanunun 108. maddesi gereğince sigortalılık başlangıç tarihinin belirlenmesine ilişkin açılan her dava, sigortalılığın saptanması istemini de içerdiğinden, bu Kanunun 79/10. maddesine dayalı olan ve hizmet tespiti davası olarak nitelendirilen bir görünüm arz etmekte olup bunun doğal sonucu olarak da söz konusu 1 günlük çalışmanın belirlenmesi talepli davada, hizmet tespiti davalarındaki kanıtlama yöntem ve ilkeleri benimsenip uygulanmalı, başka bir anlatımla, sigortalılıktan söz edilebilmesi için, çalışmanın varlığı, hizmet tespiti davaları yönünden kabul edilen yöntem ve ilkelere uygun biçimde saptanmalıdır. Yöntemince düzenlenerek yasal hak düşürücü süre içerisinde Kuruma verilen sigortalı işe giriş bildirgesi, ilgilinin işe alındığını gösteren yazılı delil niteliğinde ise de sigortalılığın kabulü açısından kuşkusuz tek başına yeterli kabul edilemez ve bu kapsamda çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli başka kanıtlar aranmalıdır.
Bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunlu olup mahkemece, tarafların sunduğu deliller ile yetinilmemeli, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümleri esas alınarak kendiliğinden araştırma ilkesi benimsenmeli,
Somut olayda mahkemece yapılan araştırmalar hüküm kurmaya yeterli değildir zira; davacının tespitini talep ettiği sigorta başlangıç tarihi ile bildirimi yapılan ilk sigortalı çalışma başlangıcı olan 13.02.2009 tarihi arasındaki oldukça uzun olarak kabulü mümkün süre nazara alındığında, sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı hiçbir tereddüt bırakmayacak şekilde ortaya konulmalıdır. Bu amaçla dönemsel sigorta primleri bordrosuyla veya aylık prim ve hizmet belgesiyle bildirimleri yapılan sigortalılar tanık sıfatıyla dinlenilmeli, davalı iş yeri ile aynı çevrede faaliyet yürüten işverenler ve bunların çalıştırdığı kimseler kolluk marifetiyle yöntemince belirlenerek bu kişilerin bilgi ve görgülerine başvurulmalı böylelikle toplanan kanıtlar değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır.” şeklinde bozma ilamı ile kararın bozulduğu ve bu bozmanın gerekleri yerine getirilmediği anlaşılmıştır.
Mahkemece, kayıtlardan bordro tanığı olduğu belirlenen … ve …’in, kurum tarafından kimlik bilgilerinin ulaşılamadığının bildirilmesi ile başkaca bir araştırma yapılmadığı, oysa, vergi dairesinden gelen yazı cevabına göre davalı …’in muhasebe ve defter tutma faaliyetinden dolayı 21/09/1986 tarihinde faaliyetine başladığı, 05/07/1988-31/12/1989 tarihi arası “bordro tanığı olduğu tespit edilen…” ile ortak müşavirlik ve pazarlama işi yaptığının bildirildiği anlaşılmakla, bordro tanığı …’ın adresinin tespiti ile dinlenilmesi için ilgili vergi dairesi nezdinde araştırma ve inceleme yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, direnilen bozma ilamındaki belirtildiği şekilde inceleme ve araştırma yapılarak, bordro tanığı Mehmet İmran’ın davalı … ile ortaklık yaptığının da bildirildiği göz önüne alınarak ilgili vergi dairesinden adresi tespit edilerek, bilgi ve görgüsüne başvurulmalı, çalışmayı bilebilecek başkaca tanıkların bulunması halinde bunların da bilgi ve görgüsüne başvurulmalı böylece toplanan kanıtlar değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın kabulüne karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalılardan Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
S O N U Ç : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 12/01/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.