Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/6460 E. 2021/13387 K. 03.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6460
KARAR NO : 2021/13387
KARAR TARİHİ : 03.11.2021

Mahkemesi :İş Mahkemesi
No : 2019/422-2020/633

Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde ilamında belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı ve fer’i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Önceki bozma ilamı ile “… Bu yasal düzenleme ve açıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, Mahkemece davacıya, davalıya ait işyerinde kimlerle çalıştığı, komşu işyeri çalışanlarının kimler olduğu, dava dilekçesinde sigortalı işçi olarak çalıştığını ifade etmesi karşısında işyerinde ne iş yaptığı, çalışma şeklinin nasıl olduğu hususlarında beyanı alınarak ve eksik hususlar davacıya açıklattırılarak dava konusu somutlaştırılmalı; dosyada 2006/7. ayı ve sonrasına ilişkin bodroların mevcut olduğu anlaşılmakla; uyuşmazlık konusu dönemi kapsar şekilde iş yerine ait dönem bordroları celp edilerek ve mahkemece re’sen bordro tanıkları belirlenerek tanık olarak dinlenilmeli, tanıklara ait hizmet cetvelleri getirtilmeli, davacının beyanında belirtilen kişilerin tanık olarak dava ile ilgili bilgi ve görgülerine başvurulmalı, ayrıca komşu iş yeri tanıkları re’sen tespit edilerek dava konusu dönemde davacının çalışması ile ilgili bilgileri alınmalı, tanık beyanları arasında çelişki oluşması halinde çelişki giderilmeli, fer’i müdahil vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü davacı ve aynı zamanda bordro tanığı olan …’nun hizmet tespiti davası bulunup bulunmadığı iddiasının araştırılması, davanın varlığı halinde davacının tanık olarak dinlenip dinlenmediği, dinlenmişse ne şekilde beyanda bulunduğunun saptanması ile uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
3) Anayasamızın 72. maddesinde vatan hizmeti her Türkün hak ve ödevi olarak sayılmış, 1111 sayılı Askerlik Kanunun 1. maddesine göre “Türkiye Cumhuriyeti tebaası olan her erkek, işbu kanun mucibince askerlik yapmaya mecburdur.” hükmüne yer verilmiştir. Yasalarla çerçevesi belirlenen askerlik hizmetini yerine getiren her kişi, hizmet süresi içerisinde ikametinden ayrı kalacak olması nedeniyle, genellikle birliğine teslim olmadan önce askerliğe hazırlık ve askerlik hizmetini tamamladıktan sonra da sivil hayata intibak süreci yaşamaktadır. Bahsedilen bu hazırlık ve intibak süreci içerisinde, genel olarak mesleki faaliyetlere ve çalışma hayatına ara verilmekte ve bu durum makul bir süre devam etmektedir.
Açıklamalar çerçevesinde; mahkemece, davacının askerlikte geçen 26/02/1993-26/09/1994 tarihleri arasındaki sürelerin dışlanması karşısında davacının askerlik terhis belgesinin celbi gerekmekte olup, terhisten bir gün sonrası hizmet akdinin tekrar başladığına dair mahkeme kabulü isabetsizdir. Mahkemece, askerlik dönüşü iş akdinin başlangıç tarihi ile askerlik dönüş sonrası sivil hayata intibak sürecine ilişkin makul süre tespit edilmeli, şayet davacının, askerden erken terhis olduğuna dair iddiası bulunursa buna ilişkin yazılı belgesi varsa sunması sağlanarak irdelenmeli ve sonuca göre karar verilmelidir.
4) Somut davada; davacının doğum tarihi 10.06.1973 tarihi olduğundan, tespitine karar verilen 06.08.1990-10.06.1991 tarihleri arasında 18 yaşını doldurmadığı görülmekle 506 sayılı Yasanın 60/G maddesi gereğince sigortalılık başlangıç tarihinin 18 yaşını doldurduğu tarih olarak kabul edilmesi gerekmekte olup, kabule göre ilgili madde hükmü uygulanmadan karar verilmiş olması yerinde değildir.” şeklinde detaylı ve yol gösterici açıklama yapılarak karar bozulmuş olup, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde Mahkemece, davacının 15.08.1988-18.03.2014 tarihleri arasında çalıştığının, 506 Sayılı Kanunun 60/g maddesi gereğince davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 18 yaşını ikmal ettiği tarih olan 10.06.1991 tarihi olduğunun tespitine karar verilmiş ise de Mahkemece eksik araştırma ile sonuca gidildiği, bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.
Eldeki davada talebin, sigorta başlangıç tarihinin 1987 yılının Ağustos ayı olduğunun tespiti ile 06.08.1990- 18.03.2014 tarihleri arasında asgari ücretin 2 katı ücretle çalıştığının tespitine yönelik olması karşısında Mahkemece, 506 Sayılı Kanunun 60/g maddesi gözetilmişse de; talep aşılmak suretiyle davacının, 15.08.1988-18.03.2014 tarihleri arasında geçen çalışmaların tespitine hükmedilmesi isabetsizdir. Ayrıca davacının askerlik öncesindeki çalışmalarının askere gittiği güne kadar (çıkış tarihi: 26.02.1993) kuruma bildirilmesine rağmen askerlik öncesi dönem yönünden makul süre kapsamında davacı aleyhine 7 gün eksik hizmet tespiti yapıldığı, diğer taraftan kuruma eksik bildirilen gün sayısının hatalı ve fazla hesaplandığı anlaşılmakla; belirtilen kapsamda yeniden hesaplama yapılarak ve uyuşmazlık konusu husus hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı ve fer’i müdahil Kurum vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 03.11.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.