YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4665
KARAR NO : 2021/14702
KARAR TARİHİ : 23.11.2021
Mahkemesi :İş Mahkemesi (Müstemir Yetkili)
No : 2019/652-2020/560
Dava, Kurum işleminin iptali, 6111 sayılı Yasadan yararlandırılması gerektiğinin tespiti, fazladan ödenen primlerin iadesi ile yaşlılık aylığı bağlanması ve birikmiş aylıkların yasal faizi ile tahsili istemine istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Eldeki davada, mahkemece 14.06.2016 tarihinde verilen karar, Dairemizin 13.05.2019 günlü ve 2016/15156-2019/4190 E.K. sayılı ilamı ile; “…davacının, mahkeme kararı ile tespitine karar verilen 01.08.1994-31.05.2005 tarihleri arasındaki sigortalılık süreleri için Kurumdan tescil ve basamak intibakının yapılarak prim borçlarının bildirilmesi ve yine yeni duruma göre 01.06.2005 sonrası sigortalılık süreleri için basamak intibakı sorularak prim borçlarının bildirilmesinin istenilmesi ve 01.06.2005-2010/11 ay sigortalılık süresi için bildirilen prim borçları dikkate alınarak 6111 sayılı Kanunun geçici 19’ncu madde kapsamında borç hesabının Kurumdan istenilmesi, 01.06.2005 tarihi öncesindeki sigortalılık süreleri için de 6111 sayılı Kanundan yararlandırılması ihtimaline göre borç hesabının Kurumdan istenilmesi, Kurum tarafından yapılan tescil ve intibak ve prim borç hesaplarına itiraz edilmesi halinde denetime elverişli bilirkişi raporu temin edilerek sonucuna göre karar verilmelidir.” şeklindeki gerekçeyle bozulmuştur.
09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bir Mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda; Mahkeme yönünden o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine bozma kararında açıklanan hukuki esaslar çerçevesinde hüküm kurmak yükümlülüğü doğar.
Mahkemece bozmaya uyulmuş ise de bozma gereğinin yerine getirildiğinden bahsedilmesi mümkün değildir.
Bu itibarla, Dairemizin 13.05.2019 günlü bozma ilamı çerçevesinde, uyuşmazlığa konu her iki dönem yönünden (01.08.1994-31.05.2005 ve 01.06.2005-2010/11 ay arası) ilamda belirtildiği şekilde 6111 sayılı Yasa da gözetilmek kaydıyla, davacının prim borcunun bulunup bulunmadığı Kurumdan sorulmalı, varsa prim ödemeleri de nazara alınmalı, uyuşmazlık çıkması halinde bilirkişi raporu alınarak sonuca gidilmesi gerekirken, bu hususta yeterli ve gerekli araştırma yapılmaksızın karar verilmesi hatalı olmuştur.
Mahkemece, yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usûl ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 23/11/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.