Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/13036 E. 2021/11402 K. 17.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/13036
KARAR NO : 2021/11402
KARAR TARİHİ : 17.11.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın reddine ilişkin hüküm, davacı Hazine vekili ve asli müdahil Orman İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 20.02.2020 tarih ve 2017/8085 Esas, 2020/890 Karar sayılı ilamı ile onanmış olup, bu kez davacı Hazine vekili ve asli müdahil Orman İdaresi vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenmiş olmakla; dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine vekili ana dava dosyası ile, davalı gerçek kişi adına tapuda kayıtlı bulunan … Köyü 528 parsel sayılı taşınmazın öncesinin orman olduğunu, orman ve 2/B madde uygulama sahasında kaldığını belirterek, tapu kaydının iptali ile Hazine adına tapuya tescili istemiyle; birleşen dava dosyasıyla da, … İlçesi … Köyü … Mevkiinde kain 530 parsel sayılı taşınmazın öncesinin orman olduğunu, orman ve 2/B madde uygulama sahasında kaldığını belirterek, tapu kaydının iptali ile Hazine adına tapuya tescili istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece, çekişmeli 528 parsel ilişkin olarak verilen önceki hüküm, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 18.01.2007 tarih ve 2006/16598 Esas, 2007/324 Karar sayılı ilamıyla; “davanın, öncesi orman olduğu iddia edilen taşınmazın tapu kaydının iptali ve tescil istemine ilişkin olduğu, Orman İdaresinin 11.05.1973 tarihinde, dava konusu taşınmazların kök parseli olan 88 parsele yönelik olarak 1939 tahdidine dayalı açtığı, dava sonucu orman sınırları içinde kalan 5.616 m2’lik bölümünün orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verildiği ve kararın kesinleşmesi üzerine 88 parselin ifrazıyla bu bölümün 529 parsel numarası altında orman vasfıyla Hazine adına tescil edildiği, kalan 5.952,76 metrekarenin 528 parsel ve 4.951,24 metrekarenin 530 parsel nosu ile gerçek kişiler adına tapuya tescil edildiği açıklanarak, Mahkemece temyize konu davada tahdit uygulaması yapılarak karar verilmiş ise de dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde yapılan orman kadastrosu 1939 yılında 4785 sayılı Yasa’nın yürürlüğe girmesinden önce yapılmış bulunduğundan usulünce orman araştırması yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi” gereğine değinilerek bozulmuştur. Mahkemece, çekişmeli 530 parsele ilişkin olarak verilen önceki hüküm ise Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 05.02.2008 tarih ve 2007/16271 Esas, 2008/1769 Karar sayılı ilamıyla; “530 parsel sayılı taşınmazın … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/754 Esas, 2007/71 Karar sayılı dosyasında dava konusu edildiği, 529 sayılı parselin 5.616 m2 yüzölçümüyle orman niteliği ile Hazine adına tescil edildiği, 528 sayılı parselin ise 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/849 sayılı dosyasında davaya konu edildiği açıklanarak, taşınmazların öncesinin bütün olduğu ve davalardan biri hakkında verilecek kararın diğerinin esasını etkilemesi kaçınılmaz olacağından, HUMK’un 45. maddesi uyarınca davaların birleştirilerek görülmesi ve kabul göre de, Mahkemece tahdit uygulaması yapılarak karar verilmiş ise de, dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde yapılan orman kadastrosu 1939 ydında 4785 sayılı Yasa’nın yürürlüğe girmesinden önce yapılmış bulunduğundan usulünce orman araştırması yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak davalar birleştirilmesi suretiyle verilen önceki hüküm, müdahil Orman İdaresi ve davacı Hazine vekilleri tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 30.12.2010 tarih ve 2010/16521 Esas, 17180 Karar sayılı ilamıyla; ” Mahkemece, bozma kararına uyularak, eski tarihli memleket haritası, amenajman planı ve hava fotoğrafının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporlarıyla, çekişmeli 528 sayılı parselin 1939 yılında 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan orman kadastrosunda, orman sınırları dışında bırakıldığı, 1954 ve 1972 yılı memleket haritalarında yeşil alanda, 1997 ve 2005 yılı memleket haritalarında ise kısmen yeşil alanda kaldığı, 1954 hava fotoğraflarında yeşil alanda, 1993 hava fotoğraflarında kısmen yeşil alanda kaldığı, eğimin % 40-50 olduğu, üzerinde meşe, ıhlamur, akasya gibi orman ağaçları ile emekle yetiştirilmiş süs ve meyve ağaçları bulunduğu belirlendiğine, çekişmeli 530 sayılı parselde ise keşif yapılmadığı ve rapor düzenlenmediğine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 18.01.2007 tarih ve 2006/16598 Esas, 2006/324 Karar sayılı bozma kararı taraflarına tebliğ edilip, karar düzeltme yolu kullanılmadığından, mahkemece hükmüne de uyulmakla davanın tarafları yönünden usuli kazanılmış hak oluştuğuna, bu nedenle; çekişmeli 528 ve 530 sayılı parsellerden ifraz edilen 529 sayılı parselin, yörede 1939 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdidinde orman sınırları içinde, 528 ve 530 sayılı parsellerin ise dışında kaldığı yönünde taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığına, uyuşmazlığın çekişmeli 528 ve 530 sayılı parsellerin 4785 sayılı Kanun hükümlerine göre Devletleştirilen ormanlardan olup olmadığına ilişkin olup bozma kararına uyularak yapılan araştırma, inceleme ve keşif sonucu çekişmeli 528 sayılı parselin, hem öncesi hem de eylemli durumu itibariyle orman sayılan yerlerden olduğu belirlendiğine ve hükmüne uyulan bozma kararı tarafları için usulî kazanılmış hak oluşturacağına göre, çekişmeli 528 sayılı parselin devletleştirilen orman alanı olduğu kabul edilerek, bu parsele ilişkin davanın kabulüne, tapu kaydının iptaline ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi ve 530 sayılı parselde keşif yapılmışsa da, bitki örtüsü toprak yapısı ve çevresi incelenmediğinden, usulünce orman araştırması yapılarak oluşacak sonuç çerçevesinde 530 sayılı parselle ilgili bir karar verilmesi” gereğine değinilerek bozulmuş ve davalı … vekili ve davalı … vekillerinin karar düzeltme talepleri Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 23.06.2011 tarih ve 2011/8467 Esas, 7930 Karar sayılı ilamıyla reddedilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonunda verilen hüküm, müdahil orman idaresi ve davacı Hazine vekillerinin temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 10.02.2014 tarih ve 2013/9379 Esas, 2014/1490 Karar sayılı ilamıyla; ” davanın kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalıp, nitelik kaybı nedeniyle 2/B uygulaması ile Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılan taşınmazların tapu kaydının iptali ve tescil istemine ilişkin olduğu, mahkemece yapılan keşif ve keşif sonrası alınan bilirkişi raporlarıyla taşınmazların orman sınırları dışında kaldığı ve 2/B uygulamasına konu olmadığı anlaşıldığından, mahkemenin gerekçesinin yerinde olmadığı, önceki bozma kararlarında taşınmazların her ne kadar eski tarihli belgelerdeki durumunun araştırılarak karar verilmesi istenmiş ise de, 4785 sayılı Kanuna göre, taşınmazların orman olduğu iddiasıyla açılmış bir dava bulunmadığı açıklanarak, hukuk hâkimi dava dilekçesindeki taleple bağlı bulunduğundan, işin esasına girilerek ve taleple bağlı kalınarak bir karar verilmesi gerekirken, 6292 sayılı Kanun gereğince davanın reddine karar verilmesinin isabetsizliğine” değinilerek bozulmuş ve Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 14.09.2015 tarihli ve 2015/7283 Esas, 2015/7166 Karar sayılı ilamıyla davacı Hazine vekili ve davalı … vekillerinin karar düzeltme taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yargılama sonunda, 2007/255 Esas sayılı asıl dava yönünden davacının ve asli müdahilin davasının reddine, birleşen … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/134 Esas sayılı dava yönünden davacının ve asli müdahilin davasının reddine karar verilmiş, hükmün, davacı Hazine vekili ile asli müdahil Orman İdaresi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 20.02.2020 tarihli ve 2017/8085 Esas, 2017/890 Karar sayılı kararıyla onanmasına karar verilmiş olup, iş bu onama ilamına karşı davacı Hazine vekili ve asli müdahil Orman İdaresi vekili tarafından karar düzeltme yoluna başvurulmuştur.
Dava, öncesi orman olduğu iddia edilen taşınmazın tapu kaydının iptali ve Hazine adına tescili istemine ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3116 sayılı Yasa’ya göre 1939 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve daha sonra 2896 ve 3302 sayılı Yasa’lara göre 1986 yılında yapılıp 15.05.1987 tarihinde ilan edilerek, kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması bulunmaktadır.
Mahkemece, asıl ve birleşen davada, çekişmeli 528 ve 530 nolu parsellerin ormanla bir ilgisinin bulunmadığı ve orman sayılmayan kültür arazisinde olduğu gerekçesiyle, davacı Hazine ile asli müdahil Orman İdaresinin davalarının reddine karar verilmişse de;
1. Dava konusu 528 parsel yönünden yapılan temyiz incelemesinde; Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 30.12.2010 tarih ve 2010/16521 Esas, 2010/17180 Karar sayılı ilamıyla; “ 528 sayılı parselin, hem öncesi hem de eylemli durumu itibariyle orman sayılan yerlerden olduğu belirlendiğinden ve hükmüne uyulan bozma kararı tarafları için usulî kazanılmış hak oluşturacağından, çekişmeli 528 sayılı parselin devletleştirilen orman alanı olduğu kabul edilerek, bu parsele ilişkin davanın kabulüne, tapu kaydının iptaline ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi” gereğine değinildiğine ve davalıların karar düzeltme talebinin Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 23.06.2011 tarihli ve 2011/8467 Esas, 2011/7930 Karar sayılı ilamıyla reddedildiğine göre, dava konusu 528 parselin orman vasfında olduğu hususunun 23.06.2011 tarihinde kesinleştiği anlaşılmakta olup, Mahkemece, dava konusu 528 parselin tapu kaydının iptali ile orman vasfında Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi hatalıdır.
2. Dava konusu 530 parsel yönünden yapılan temyiz incelemesinde ise; Kural olarak, bozma ilamına uyulmakla davanın tarafları için lehte ve aleyhte usuli kazanılmış hak doğar. Her ne kadar usuli kazanılmış hak, usul hukukunda açık bir biçimde düzenlenmemiş ise de, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararlarıyla usuli kazanılmış hakkın varlığı uygulamada kabul edilmiştir. (04.02.1959 tarihli ve 13/5 YİBK ile 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK). Bu hak, mahkemelerce ve Yargıtay’ca ihlal edilemeyeceği gibi, mahkemelere uyulan bozma ilamında gösterilen biçimde inceleme ve araştırma yapmak ve belirtilen hukuksal esaslar gereğince karar verme yükümlülüğü oluşur.
Buna göre; Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 18.01.2007 tarih ve 2006/16598 Esas, 2007/324 Karar sayılı bozma kararı taraflarına tebliğ edilip, karar düzeltme yolu kullanılmadığından ve mahkemece bozma ilamına uyulduğundan, taraflar için davanın nitelendirmesi yönüyle usulî kazanılmış hak oluştuğuna ve 2010 tarihli bozma ilamında da bu hususa işaret edilerek, davanın, öncesi orman olduğu iddia edilen taşınmazın tapu kaydının iptali ve tescil istemi olarak nitelendirilerek usulünce orman araştırması yapılması için bozulduğuna, bu bozma ilamına karşı yapılan karar düzeltme talepleri reddedildiğine ve mahkemece bozma ilamına uyularak yargılamaya devam olunduğuna göre; Mahkemece, 2010 tarihli bozma ilamında da işaret edildiği üzere, önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi aracılığıyla mahallinde yeniden keşif yapılarak, daha önce dosyaya getirtilmiş bulunan 1957, 1972, 2005 yılı memleket haritaları, 1954 tarihli hava fotoğrafları ve 1993 yılına ait hava fotoğrafları ile en eski tarihli amenajman planlarının çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanması suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiğinin belirlenmesi; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Yasa’lar karşısındaki durumunun saptanması; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağının, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğunun düşünülmesi; taşınmazın toprak yapısının, bitki örtüsünün ve çevresinin incelenmesi; hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmesi; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişileri ile orman bilirkişi eliyle yerine uygulattırılıp, orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmesi; taşınmazın gerçek eğiminin klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmesi; hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak temyize konu taşınmazın niteliğinin, üzerindeki bitki örtüsünün, cinsinin, yaşının, dağılımının ve kapalılık oranının açıklandığı, müşterek imzalı şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan, krokili, bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınması ve çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığının tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, bu hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz incelemesinde hükmün, açıklanan nedenlerle bozulması gerektiği halde, sehven onandığı anlaşılmakla; davacı Hazine ve asli müdahil Orman İdaresi vekilinin karar düzeltme talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. ve 2. bentte açıklanan nedenlerle davacı Hazine vekili ve asli müdahil Orman İdaresi vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 20.02.2020 tarihli ve 2017/8085 Esas, 2020/890 Karar sayılı onama ilamının kaldırılmasına, Yerel Mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK’ nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17.11.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.