Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/10020 E. 2021/15399 K. 06.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/10020
KARAR NO : 2021/15399
KARAR TARİHİ : 06.12.2021

Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesi

Dava, hizmet tespiti ve prime esas kazanç tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalılar vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesince davanın esastan reddine ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
(Kapatılan) Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin bozma kararı sonrası, … Bölge Adliye Mahkemesi …Hukuk Dairesince bozmaya uyularak verilen davanın kısmen kabulüne dair kararın, taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili, davacının 23/01/1986 ile 17/01/2011 tarihleri arasında askerlik dışında aralıksız çalıştığını belirterek davalı işyerinden Kuruma bildirilmeyen hizmet süresinin tespiti ile çalışmasının tamamında asgari ücretin 2.63 katı ücretle çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP:
Davalı … vekili, davalıya husumet yöneltilemeyeceğini, davacı adına birden fazla işe giriş bildirgesinin bulunmasının, çalışmanın kesintili olduğuna karine oluşturduğunu, dava dilekçesinde almış olduğu maaşın asgari ücretin 2.63 katı olarak tespit edilmesini talep etmişse de, işyerinin hacmi ve niteliği gereği fazla çalışma gerektirmeyen bir iş olduğunu, Kurum kayıtlarında ve ücret bordrolarında da asgari ücretle çalıştığının sabit olduğunu, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı şirket vekili, davacının şirket bünyesinde 01/02/1997 tarihinde işe başladığını, 1997’den önceki dönem bakımından davalı Esin Kuyumculuk Ltd. Şirketine husumet yöneltilemeyeceğini, davacının asgari ücretle çalıştığının aşikar olduğunu, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
SGK vekili, davanın reddini savunmuştur.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından, davanın kabulüne, davacının 23/01/1986-17/01/2011 tarihleri arasında davalılara ait işyerinde asgari ücretin 2,19 katı ücretle kesintisiz olarak çalıştığının ve 62.749,40 TL eksik prime esas kazanç bildiriminin yapıldığının tespitine, kuruma bildirilen sürelerin dışlanmasına karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
… Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince, 21 Hukuk Dairesinin 2017/3559 Esas, 2018/8926 Karar sayılı bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; “davanın kısmen kabulü ile davacının askerlik hizmeti yaptığı 01/03/1988 – 01/09/1989 tarihleri hariç olmak üzere 23/01/1986 – 16/01/1997 tarihleri arasında davalı …’ya ait işyerinde, 16/01/1997 – 17/01/2011 tarihleri arasında davalı … Kuyumculuk Ltd. Şti’ ye ait işyerinde yasal asgari ücretle çalıştığının tespitine, askerlik süresinin ve kuruma bildirilen sürelerin dışlanmasına,davacının prime esas kazancının asgari ücretin 2,63 katı olduğuna yönelik talebinin reddine karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı vekili, davacının 30 yıllık tecrübesi olan kuyumcu olduğunu, net 1100 TL ücret ödendiğine dair 12/05/2007 tarihli belge olduğunu,işçilik alacağı dosyasının bu şekilde kesinleştiğini belirterek reddedilen prime esas kazanç tespiti istemi yönünden temyiz yoluna başvurmuştur.
SGK vekili, hizmet tespiti davalarında çalışma olgusunun şüpheye yer vermeyecek şekilde ispatlanması gerektiğini belirterek kararı temyiz etmiştir.
Davalı şirket ve … vekili, 1986-1993 tarihleri arasında çalıştığının ispatlanamadığını,birden fazla işe giriş bildirgesi verildiğini, kesintili çalışma olduğunu, hak düşürücü sürenin geçtiğini, çalışma olgusunun ispatlanamadığını belirterek temyiz isteminde bulunmuştur.
V- İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davalıların tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
Mahkemenin hizmet tespitine ilişkin kabulü yerindedir. Prime esas kazanç tespiti yönünden yapılan incelemede ise,
506 sayılı Yasa’nın 77. maddesinin birinci fıkrasının a alt bendinde “ücretler” kavramı içine asıl ücretle birlikte, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri gibi ücretlerinde girdiği kabul olunmaktadır. Bu ücretlerin sigortalıya fiilen ödenmesi şart olmayıp, onun adına o ay için tahakkuk ettirilmiş olması prime esas kazanca dâhil edilmesi için yeterlidir.
Asıl ücretin eki niteliğinde bulunan prim ve ikramiyeler, prime esas kazançlar olarak brüt tutarları üzerinden ödendikleri aylar itibariyle prime esas tutulur. Bunların tahakkuk etmiş olması prime esas tutulmaları için yeterli olmamakta “ödenmiş olması da” aranmaktadır. (m.77/I-b).
İdare veya kaza mercileri tarafından verilen karar uyarınca sigortalılara yapılan ödemeler (a) ve (b) bentlerinde öngörülen ücret türlerinden ayrımsızdır. Fark, bunların yönetim ve yargı mercilerince verilmiş kararlardan kaynaklanmalarıdır.
İşveren ile sigortalı işçi arasında “fazla çalışma ücreti” veya “prim, ikramiye” gibi konularda uyuşmazlık çıkar ve mahkemece, bu işçilik haklarının ödenmesine karar verilir ve sigorta primlerinin ödeneceği ay içinde bu paralar sigortalıya verilirse, bu ödemelerde prim matrahına dâhil edilerek, prim hesabında göz önünde tutulur. Bu tür kazançlara salt hak kazanmak, bu kazançların prime esas alınması için yeterli bulunmamaktadır (Mustafa Çemberci, Sosyal Sigortalar Kanunu Şerhi, Olgaç Matbaası, 1985 Baskı, s.439)
Öte yandan 01.07.2008 tarihi itibarıyla yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun’un 80. maddesi “4’üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalıların prime esas kazançları aşağıdaki şekilde belirlenir.
a) Prime esas kazançların hesabında;
1) Hak edilen ücretlerin,
2) Prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaktan o ay içinde yapılan ödemelerin ve işverenler tarafından sigortalılar için özel sağlık sigortalarına ve bireysel emeklilik sistemine ödenen tutarların,
3) İdare veya yargı mercilerince verilen karar gereğince yukarıdaki (1) ve (2) numaralı alt bentlerde belirtilen kazançlar niteliğinde olmak üzere sigortalılara o ay içinde yapılan ödemelerin, brüt toplamı esas alınır.
..d) Ücretler hak edildikleri aya mal edilmek suretiyle prime tabi tutulur. Diğer ödemeler ise öncelikle ödendiği ayın kazancına dâhil edilir ve ücret dışındaki bu ödemelerin yapıldığı ayda üst sınırın aşılması nedeniyle prime tabi tutulamayan kısmı, ödemenin yapıldığı ayı takip eden aydan başlanarak iki ayı geçmemek üzere üst sınırın altında kalan sonraki ayların prime esas kazançlarına ilâve edilir. Toplu iş sözleşmelerine tabi işyerleri işverenlerince veya kamu idareleri veya yargı mercilerince verilen kararlara istinaden, sonradan ödenen ücret dışındaki ödemelerin hizmet akdinin mevcut olmadığı veya askıda olduğu bir tarihte ödenmesi durumunda, 82’nci madde hükmü de nazara alınmak suretiyle prime esas kazancın tabi olduğu en son ayın kazancına dâhil edilir…” hükmünü içermektedir.
Somut olayda, dosya kapsamında, davacının hizmet süresinin tamamında iddia edilen şekilde ücret aldığı iddiasını ispata elverişli yazılı delil veya yazılı delil başlangıcı niteliğinde belge bulunmadığından, davacının prime esas kazanç tespitine ilişkin isteminin reddi isabetli ise de; yukarıda açıklanan şekilde, kesinleşen yargı kararı ile hak kazanılan ücret niteliğindeki kazançların ödenmesi koşuluyla, ödemenin yapıldığı ayın prime esas kazanç matrahına dâhil edilmesi, hizmet akdinin daha önceki bir tarihte sona ermiş olması halinde ise, yapılan ödemelerin çalışmanın geçtiği son ayın prime esas kazancında gözetilmesi gereği ile, işçilik alacakları davasında hüküm altına alınan tutarın davacıya ödenip ödenmediği araştırılmalı, ödemenin varlığı halinde, işçilik alacakları davasında hükmedilen tutar son ayın prime esas kazancına dahil edilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle HMK’nın 373/2 maddesi gereği BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Üye …’ın muhalefetine karşı, Başkan Vekili … ile Üyeler …, … ve …’ün oyları ve oy çokluğuyla, 06/12/2021 gününde karar verildi.

KARŞI OY GEREKÇESİ

Dairemizin 2021/7772 E, 2021/11456 Karar sayılı ilamında yazılan karşı oy gerekçelerinde açıklandığı üzere;
1.5510 sayılı kanunun 80/1.d maddesindeki son aya mal etme uygulaması, yanılış bir yorumla yapılmaktadır. Zira maddeye göre “Toplu iş sözleşmelerine tabi işyerleri işverenlerince veya kamu idareleri veya yargı mercilerince verilen kararlara istinaden, sonradan ödenen ücret dışındaki ödemelerin hizmet akdinin mevcut olmadığı veya askıda olduğu bir tarihte ödenmesi durumunda, 82 nci madde hükmü de nazara alınmak suretiyle prime esas kazancın tabi olduğu en son ayın kazancına dahil edilir”. Görüldüğü gibi son aya mal edilecek ödeme, ücret dışındaki ödemelerdir. Oysa burada karar altına alınan ücret olduğuna göre son aya değil, tüm hizmet süresine mal edilmesi ve ödenip ödenmemesine bakılmaması gerekecektir.
2.Sigortalının prime esas kazancının tespitinde, mahkemece resen araştırma ilkesi ve delil serbestisi kapsamında her türlü delil toplanmalı, tarafların vazgeçmesi ve kabulü ile bağlı olunmadığı gibi salt tanık beyanları ile de yetinilmemeli, yukarda belirtilen 4857 sayılı İş Kanunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu hükümleri uygulanarak sigortalının yaptığı işin özellikleri(vasıflı olup olmadığı), işyerindeki ve meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, işyerinin özellikleri, emsal işçilere o işyerinde veya başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler dikkate alındığında kayıtlarda görünen ücretle çalışmasının hayatının olağan akışına uygun bulunup bulunmadığı da değerlendirilerek ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından, sendikalardan, meslek odalarından emsal ücret araştırması yapılmalı, bu konuda açılmış işçilik alacakları davası var ve kesinleşmiş ise delil kabul edilmeli, dolayısı ile inandırıcı, ciddi deliller doğrultusunda ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonuca gidilmelidir.
3.Nitekim aynı hususlar Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 02.06.2020 tarih ve 2016/10-376 Esas, 2020/306 Karar, 09.07.2020 tarih ve : 2016/21-904 Esas, 2020/554 Karar ve 16.07.2020 tarih ve 2016/10-2141 Esas, 2020/585 Karar sayılı kararları ile kabul edilmiştir.
4.Somut uyuşmazlıkta mahkemece, davacının kesinleşmiş ve dönemlerine göre de işçilik alacakları tespitine esas olmuş belirlenen ücreti, güçlü delil niteliğinde olmasına rağmen, “talep edilen prime esas brüt aylık kazanç miktarının Hukuk Mahkemeleri Kanununda belirlenen tanıkla ispat sınırının üzerinde olduğu, tanık dinlenmesine davalı tarafların açık rızasının bulunmadığı, dosya kapsamında yazılı delil başlangıcı niteliğinde belge olmadığı” gerekçesi ile reddedilmesi, yukarda açıklanan yasal düzenlemelere ve ilkelere göre isabetsizdir.
Nitekim daha önce verilen kararın temyizi üzerine kapatılan 21. Hukuk Dairesi 03.12.2018 tarih ve 2017/3559 Esas, 2018/8926 Karar sayılı ilamında “Yapılacak iş, Sosyal Güvenlik Kurumundan davalı işyerinin ihtilaflı döneme ilişkin tüm dönem bordrolarını getirtmek, dosyada mevcut ücret bordrolarındaki imzanın davacıya ait olup olmadığı konusunda beyanını almak, ücret bordrolarının aksine asgari ücretin üzerinde ücret aldığını gösteren eşdeğer yazılı belge bulunup bulunmadığını araştırmak, yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesi ile işyerinin kapsam ve kapasitesini belirlemek, davalı işverenin bordrolarında kayıtlı diğer işçilerin beyanına başvurmak, işverenin yaptığı bildirimler ile çalışan işçilerin niteliklerini de karşılaştırarak, işverenin çalıştırdığı işçilerin kıdem ve pozisyonuna göre gerçek ücreti üzerinden bildirilip bildirilmediği üzerinde durmak, davacının asgari ücret ile çalışması olağan olmayan nitelikli bir işçi olup olmadığını, nitelikli bir işte çalıştırılıp çalıştırılmadığını belirlemek, asgari ücretle çalışmasının olağan olmadığı belirlendiği takdirde, işverenin aynı pozisyondaki işçilere ödediği ücretlerin gerçeğe uygun olup olmadığını değerlendirmek, aksi takdirde benzer işi yapan iş yerlerinden, gerektiğinde ilgili meslek odasından ve Türkiye İstatistik Enstitüsü’nden emsal ücret araştırması yaparak sonucuna göre karar vermekten ibarettir” gerekçeleri ile bozmuştur. Bozma kararında sadece yazılı delil değil, her türlü delil araştırılması gerektiğine vurgu yapılmıştır. Bu yönde daha önce bozma kararına uyulmuş olması da hizmet tespitinin vazgeçilmez hak olan sosyal güvenlik hakkına ait olması, kamu düzeninden bulunması nedeni ile usulü müktesep hak da teşkil etmeyecektir. Davacının işçilik alacaklarının tahsili istemli davada son ücreti saptanmıştır. Sigortalının işçilik alacakları dosyasında ücret, fazla mesai ve tatil ücret alacakları dönemlere göre belirlenmiştir. Davacının sadece son ay için prime esas ücreti değil, tüm geçmiş dönemlere ilişkin ücreti tespit edilmiş ve kesinleşen işçilik alacaklarında da buna göre prim kesintisi yapılarak belirlenmeli idi. Davacının vasıflı işçi olduğu ve asgari ücret üzerinde ücret aldığı saptanmıştır. Yukarda açıklandığı üzere, madde de ücret dışındaki ödeme aranacağından, ücretin ödenmesine gerek yoktur. Kararın bu şekilde bozulması gerekirken, sadece işçilik alacaklarında ödeme olgusuna bağlı olarak ödenmiş ise son aya mal etme yönünde bozulması gerekçesine katılınmamıştır.