YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1237
KARAR NO : 2021/2693
KARAR TARİHİ : 04.11.2021
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Bakırköy 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı-birleştirilen davada davalı vekili tarafından, davalılar-birleştirilen davada bir kısım davacılar aleyhine 25.07.2013 tarihinde verilen dilekçeyle asıl dava vasiyetnamenin tenfizi, birleştirilen davalarda vasiyetnamenin iptali ile terdiden tenkis ve noter belgesinin sahteliğinin tespiti talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda davanın kısmen kabulüne dair verilen 12.07.2018 tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi davacı vekili tarafından talep edilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesince istinaf talebinin esastan reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Asıl dava, vasiyetnamenin tenfizi; birleştirilen davalar ise vasiyetnamenin iptali ile terdiden tenkis ve noter belgesinin sahteliğinin tespitine ilişkindir.
Davacı, hasımsız olarak verdiği dava dilekçesinde, kendisinin 04.10.2012 tarihinde vefat eden muris …’nun yasal mirasçısı olduğunu belirterek vasiyetnamenin tenfizini talep etmiş ve adı geçen murise ait mirasçılık belgesindeki geri kalan mirasçılar davaya dahil edilmişlerdir.
Dahili davalıların bir kısmı olan …, … (…) ve … (…) vekili, davanın reddini savunarak vasiyetnamenin iptali davası açmak için kendilerine süre verilmesi gerektiğini belirtmiş; davalılardan … ise bu beyanına ek olarak ayrı bir dilekçeyle, davaya konu düzenleme şeklindeki işlemin geçersiz olduğunu, noter katibinin … olduğunu, bu kişinin diğer davalı …’nun kızı ve murisin de torunu olduğunu, bu kişinin bu işleme katılmaması gerektiğini ayrıca bu işlemin noterde yapılmaması gerektiğini, noterin … olması ve imzanın onun adına açılmış olmasına rağmen noter adına noter çalışanı olan … tarafından imzanın atıldığını ve tüm bu nedenlerle belgenin batıl olduğunu belirterek davanın reddini savunmuş; adı geçen dahili davalılar, murisin iradesinin yanılma ve baskı nedeniyle sakatlandığını iddia ederek asıl dava davacısı ile geri kalan davalılara karşı vasiyetnamenin iptali ile terdiden tenkis davasını ve farklı bir yargılama ile notere karşı da noter evrakının sahteliğinin tespitine yönelik dava açmışlar ve eldeki dava ile birleştirilmişlerdir. Geri kalan davalılar ise açılan davaya bir diyeceklerinin olmadığını belirterek vasiyetnamenin tenfizini talep etmişlerdir.
Mahkemece, “asıl dosyada davacı … tarafından açılan vasiyetnamenin tenfizi davasının reddine; birleştirilen Bakırköy 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/306 Esas sayılı dosyasında davacılar …, …, … tarafından açılan vasiyetnamenin iptali davasının kabulü ile muris … tarafından düzenlenen Bakırköy 1. Noterliğinin 26/11/2002 tarihli vasiyetnamenin iptaline; birleştirilen Bakırköy 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/57 Esas sayılı dosyasında davacılar …, …, … tarafından açılan sözleşmenin sahteliğinin tespiti davasının hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine” karar verilmiştir.
Hükmün, asıl dava davacısı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 2018/2169 Esas ve 2019/1549 Karar sayılı ilamıyla “Davacı vekilinin sair istinaf taleplerinin reddine gerekçe bakımından istinaf talebinin kabulüne; Bakırköy 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/356 Esas, 2018/336 Karar sayılı 12/07/2018 tarihli kararının hükmün gerekçesinde hata edilmiş olması nedeniyle HMK’nın 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına; asıl dosyada davacı … tarafından açılan vasiyetnamenin tenfizi davasının reddine; birleştirilen Bakırköy 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/306 Esas sayılı dosyasında davacılar …, …, … tarafından açılan Mirasçılıktan Çıkarma Sözleşmesinin iptali davasının kabulü ile muris … tarafından düzenlenen Bakırköy 1. Noterliğinin 26/11.2002 tarihli mirastan çıkarma sözleşmesinin iptaline; birleştirilen Bakırköy 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/57 Esas sayılı dosyasında davacılar …, …, … tarafından açılan sözleşmenin sahteliğinin tespiti davasının hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine” karar verilmiştir.
Hüküm, asıl dava davacısı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1136 sayılı Avukatlık Kanununun 38/b. maddesinde, “Avukat aynı işte menfaati zıt bir tarafa avukatlık etmiş veya mütalaa vermiş olursa, işi red etmesi gerektiği” hükmü yer almaktadır. Yasa maddesinde düzenlenen husus kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece re’sen gözetilir.
Somut olaya gelince; asıl dava davacısı … vekilsiz olarak, 25.07.2013 tarihinde vasiyetnamenin tenfizini talep etmiştir. Dosyada bulunan Bakırköy Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/211 Esas ve 2013/245 Karar sayılı mirasçılık belgesinde davacının murisi …’nun geri kalan mirasçıları olarak …, …, …, … (…), … (Bağdu) ve … (…) isimli mirasçılarının da bulunduğu anlaşıldığından bu kişilerin tamamı eldeki yargılamaya dahil edilmişlerdir. 26.11.2002 tarihli düzenleme şeklindeki “mirastan çıkarma sözleşmesi” başlıklı resmi belgeye göre, muris …, “2001 yılında vefat eden oğlu …nun eşi … ile torunları …, … ile …’nun kendisine ve diğer aile üyelerine karşı aile hukukundan doğan vazifelerini yerine getirmediklerinden ve kendisi ile diğer aile üyelerine hakaretlerinden ve aşağılamalarından dolayı mirasından ıskat ettiğini, terekesinden herhangi bir hak sahibi olmalarını istemediğini” belirtmiştir. Dahili davalılardan …, … ile …, murisin iradesinin yanılma ve baskı nedeniyle sakatlandığını iddia ederek asıl dava davacısı ile geri kalan davalılara karşı Bakırköy 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/306 Esas sayılı dava dosyasıyla vasiyetnamenin iptali ve terdiden tenkis davası ile notere karşı da Bakırköy 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/57 Esas sayılı dava dosyasıyla noter evrakının sahteliğinin tespitine yönelik davaları açmış olup eldeki dava ile birleştirilmiştir. Birleştirilen Bakırköy 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/306 Esas sayılı dava dosyasında bulunan Bakırköy 45. Noterliğinin 08.08.2014 tarihli düzenleme şeklindeki vekaletnamesinde İstanbul Barosuna kayıtlı … TC Kimlik nolu Av. …’ın dava tarafları olan …, …, … ve … tarafından vekil olarak tayin edildiği görülmektedir. Bu kişilerden … asıl davanın davacısı ve birleştirilen davanın davalısı olup …, … ve … ise asıl ve birleştirilen dava dosyalarının davalıları konumundadırlar. Asıl dava dosyasındaki 16.01.2018 tarihli 15. oturumunda aynen “asıl dosyada davacı … (birleşen dosyada davalı) vekili Av. …, … birleşen dosyada davalılar …, …, … vekili Av. … duruşmaya katıldı” şeklinde şerh düşüldüğü görülmektedir. 17.04.2017 tarihli dilekçeyle Av. …’ın asıl dava davacısı … adına tanık beyanlarına karşı beyanda bulunduğu, 05.06.2018 tarihinde duruşmaya katılamayacağına dair mazeret dilekçesini sunduğu ve davacı adına istinaf ile temyiz yoluna başvurduğu görülmektedir. Asıl dava davalılarından …’nun vefatı ile ona ait dosyada bulunan 15.03.2018 tarihli mirasçılık belgesinde …, …, …, … isimli kişilerin mirasçı olarak kaldığı görülerek bu kişiler yargılamaya dahil edilmiştir. Bu mirasçılardan …’ın 28.08.2018 tarihli 02919 nolu; …’nun 05.07.2018 tarihli 006907 yevmiye nolu; …’nun ise 26.06.2018 tarihli 17740 yevmiye nolu vekaletnamelerinde yine 64222187260 TC Kimlik nolu Av. …’ı vekil olarak tayin ettikleri görülmektedir.
Kamu düzeniyle ilgili ve resen dikkate alınması gereken 1136 sayılı Avukatlık Kanununun “işin reddi zorunluluğu” başlıklı 38/b. maddesi uyarınca, davada menfaatleri çatışan tarafların aynı avukat tarafından temsil edilmeleri kanuna aykırıdır. Bu nedenle mahkemece öncelikle yasaya aykırı bu durumun giderilmesine karar verilmesi gerekirken, davanın esasının Karara bağlanması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle HMK’nın 373/1. maddesi gereğince İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi kararının KALDIRILMASINA, temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın yatırana iadesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin ilgili Bölge Adliye Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 04.11.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.