YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6065
KARAR NO : 2021/14840
KARAR TARİHİ : 24.11.2021
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
No : 2021/834-2021/836
İlk Derece
Mahkemesi : Denizli 4. İş Mahkemesi
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen kararın, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili, 30.11.2012 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucunda sürekli iş göremez durumuna giren kazalıya bağlanan gelir, geçici iş göremezlik ödeneği ve tedavi masraflarından oluşan kurum zararının işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP
Davalı şirket vekili, müvekkil şirkete ait binanın yapım işinde sigortalı …’ın 30/11/2012 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazasının …’ın kendi kusuru, dikkatsizliği ve hatasıyla meydana geldiğini, müvekkil şirketin kazada bir kusuru ve ihmali bulunmadığını, müvekkilinin iş sağlığı ve güvenliğinin gerektirdiği tüm önlemleri aldığını, gerekli ekipmanları çalışanlarına tedarik ettiğini, ancak çalışanın kendi dikkatsizliği ve kusurundan görevi olmayan talimat almadığı işi yapmasından dolayı kazanın meydana geldiğini, sigortalının görevinin inşatta getir götürleri yapmak olduğunu, kazanın işverinin bilgisi dışında bir işi yaparken olduğunu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu Başkanlığı müfettişlerinden … tarafından 07/10/2015 tarih ve 402161/20/İR/20 sayılı inceleme raporunda, davalı müvekkil şirketin % 80, çalışan …’ın ise % 20 kusurlu bulunduğunu, ancak bu oranları kabul etmelerinin mümkün olmadığını, zira raporun kazanın meydana gelmesinden 3 yıl sonra hazırlandığını, sadece …’ın beyanları alınarak kusur oranlarının belirlendiğini, tanık anlatımlarına dahi yer verilmediğini, ayrıca …’ın dosyasının içerisine başka bir sigortalının evraklarının girdiğini ve bu yanlış evrak da dikkate alınarak raporun hazırlandığı ve bunun bile tek başına raporun neden gerçeği yansıtmadığını gösterdiğini, ayrıca …’nın 25029274/1093-11/26 sayılı 2014/16 nolu genelgesinde belirtilen “İş kazası dosyası kontrol listesinde bulunması gereken bilgi ve belgeler tablosu” nda belirtilen evrakların bulunmadığı ve eksik evrak ile rapor hazırlandığı, sigortalı …’ın iş göremezlik oranının 04/05/2015 tarih ve 15119 sayılı kararı ile % 100 olduğu belirtilmiş ise de iş bu iş göremezlik oranını kabul etmelerinin mümkün olmadığını, kazalı sigortalının 04/12/2012 tarihinde vermiş olduğu ifade de olayın kendi ihmali ve dikkatsizliği sonucu meydana geldiğini, olayda kimsenin bir kusuru ve hatası olmadığını beyan ettiğini ve olayla ilgili kimseden şikayetçi olmadığını bu kaza nedeniyle ceza davası açılmadığını ve Cumhuriyet Başsavcılığınca kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini beyanla davanın reddini savunmuştur.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
“Davanın kabulü ile,
1-124.271,46-TL ilk Peşin Sermaye Değerinin gelir bağlama onay tarihi olan 13/11/2015 tarihinden 8.035,67-TL geçici iş göremezlik ödemesi ve 72.313,40 TL sağlık giderlerinin ödeme ve harcama tarihlerinden itibaren işletilecek yasal faizleriyle davalıdan alınarak davacıya ödenmesine” karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
“1- Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine” karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı Kurum vekili, kusura itirazla kararın bozulmasını istemiştir.
Davalı vekili, kusura, maluliyet oranına ve hesaba itirazla kararın bozulmasını istemiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
1) Rücuan tazminat dosyasına ilişkin eldeki davada, alacak kalemlerinden olan tedavi masraflarının incelenmesinde, birtakım tedavi kalemlerinin iş kazası ile ilgili olmadığı halde talep edildiği ve bu miktarlara da hükmolunduğu anlaşılmakla; sağlık harcamalarının iş kazasına ilişkin olanları ayrıştırılarak ve iş kazasına ilişkin tedavi masrafları yeniden tespit edilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
2) 5510 sayılı Kanun’un “İş Kazası ve Meslek Hastalığı ile Hastalık Bakımından İşverenin ve Üçüncü Kişilerin Sorumluluğu” başlıklı 21. maddesine göre; İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. Anılan madde ile işveren davalının, Kurumun rücu alacağından sorumluluğu ancak kusurunun varlığı halinde mümkündür.
Kusurun belirlenmesinde ise; zararlandırıcı sigorta olayının ne şekilde oluştuğunun, dosya içeriğindeki tüm deliller taktir olunarak belirlenmesi ve kabul edilen maddi olgular doğrultusunda, konusunda uzman sayılacak kişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetinden, aynı olay nedeni ile daha önce açılmış ve kesinleşmiş tazminat ve ceza davaları varsa, tazminat davasında verilen kararın güçlü delil oluşturduğu hususu ile ceza davasında belirlenen maddi olguların bağlayıcı olacağı hususu da gözetilmek suretiyle sigortalı ile davalının ve varsa dava dışı kişilerin kusur oran ve aidiyetleri konusunda rapor alınması gereklidir.
Kusur raporlarının, 5510 sayılı Kanun’un 21. maddesi, iş kazası tarihinde yürürlükte bulunan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununa uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Anılan Kanunlarda; İşverenler işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler. İşverenler, işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar, denilmekte, böylece, işçiyi gözetim ödevi ve insan yaşamının üstün değer olarak korunması gereğinden hareketle; salt mevzuatta öngörülen önlemlerle yetinilmeyip, bilimsel ve teknolojik gelişimin ulaştığı aşama uyarınca alınması gereken önlemlerin de işveren tarafından alınmasını zorunlu kılmaktadır;
6331 sayılı Kanunun “Risklerden korunma ilkeleri” başlıklı 5. maddesinde, İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde; “a)Risklerden kaçınmak. b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek. c)Risklerle kaynağında mücadele etmek. ç) İşin kişilere uygun hale getirilmesi için işyerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek. d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak. e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek. f)Teknoloji, iş organizasyonu, çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek. g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine göre öncelik vermek. ğ) Çalışanlara uygun talimatlar vermek.” ilkelerinin göz önünde bulundurulması gerektiği belirtilirken,
Anılan Kanunun “Çalışanların yükümlülükleri” başlıklı 19. maddesinde, “Çalışanların, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili aldıkları eğitim ve işverenin bu konudaki talimatları doğrultusunda, kendilerinin ve hareketlerinden veya yaptıkları işten etkilenen diğer çalışanların sağlık ve güvenliklerini tehlikeye düşürmemekle yükümlü oldukları ve çalışanların işveren tarafından verilen eğitim ve talimatlar doğrultusunda; a) İşyerindeki makine, cihaz, araç, gereç, tehlikeli madde, taşıma ekipmanı ve diğer üretim araçlarını kurallara uygun şekilde kullanmak, bunların güvenlik donanımlarını doğru olarak kullanmak, keyfi olarak çıkarmamak ve değiştirmemek. b) Kendilerine sağlanan kişisel koruyucu donanımı doğru kullanmak ve korumak. c) İşyerindeki makine, cihaz, araç, gereç, tesis ve binalarda sağlık ve güvenlik yönünden ciddi ve yakın bir tehlike ile karşılaştıklarında ve koruma tedbirlerinde bir eksiklik gördüklerinde, işverene veya çalışan temsilcisine derhal haber vermek. ç) Teftişe yetkili makam tarafından işyerinde tespit edilen noksanlık ve mevzuata aykırılıkların giderilmesi konusunda, işveren ve çalışan temsilcisi ile iş birliği yapmak. d) Kendi görev alanında, iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için işveren ve çalışan temsilcisi ile iş birliği yapmak” yükümlülüğü bulunduğu belirtilmiştir.
Bu yasal düzenlemeler uyarınca iş kazasının oluşumuna etken kusur oranlarının saptanmasına yönelik incelemede; maddi olayın özellikleri dikkate alınarak, ihlal edilen mevzuat hükümleri, zararlı sonuçların önlenmesi için koşulların taraflara yüklediği özen ve dikkat yükümüne aykırı davranışın doğurduğu sonuçlar ayrıntılı olarak irdelenip, kusur aidiyet ve oranları gerekçeleriyle ortaya konulmalıdır.
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ile Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) ortak Komisyonunda işçi sağlığının esasları: Bütün işkollarında işçinin fiziksel, ruhsal ve sosyo-ekonomik bakımdan sağlığını en üst düzeye çıkarmak ve bunun devamını sağlamak; çalışma şartları ve kullanılan zararlı maddeler nedeni ile işçi sağlığının bozulmasını engellemek; her işçiyi kendi fiziksel ve ruhsal yapısına uygun işte çalıştırmak; özet olarak işin işçiye ve işçinin işe uyumunu sağlamak olarak tanımlanmaktadır. Belirlenen amaçlara ulaşmak, dolayısıyla iş kazalarını ve meslek hastalıklarını önlemek temel sorumluluktur. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.11.2006 gün ve E: 2006/10-696, K: 2006/704 sayılı kararı).
Dosyanın incelenmesinde, davalıya ait iş yerinde çalışmakta olan sigortalının, fazlalık kolon demirlerini kesmek amacıyla bulunduğu sırada inşaatın orta kısmında yer alan havalandırma boşluğundan beton zemine düşerek yaralanması şeklinde meydana gelen iş kazası nedeniyle açılan rücuan tazminat talebine konu eldeki davada, Mahkemece, hükme esas alınan ve üç kişilik A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı tarafından hazırlanan rapor ile kurum müfettişi tarafından düzenlenen raporda davalının %80, kazalı işçinin % 20 oranında kusurlu olduğunun rapor edildiği, tazminat dosyasında ise işveren %65, kazalı %35 ve davalı Kevser Dağdaş %35, davalı işveren %30, kazalının ise %35 kusurlu olduğu iki adet rapor olduğu, kusurun hatalı ve çelişkili olduğu anlaşılmakla; çelişkiyi giderecek şekilde olayın gerçekleştiği iş kolunda iş güvenliği bakımından uzman kişilerden oluşan bilirkişi heyetinden bu çerçevede yeniden uygun bir kusur raporu alınması ve varılacak sonuca göre karar verilmesinden ibarettir.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki ilkeler gözetilerek, bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.11.2021 gününde karar verildi.