YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4906
KARAR NO : 2021/11476
KARAR TARİHİ : 04.10.2021
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
No : 2019/864-2020/1750
İlk Derece
Mahkemesi : Edirne 1. İş Mahkemesi
Dava, ölüm aylığı tahsis talebinin reddine dair kurum işleminin iptaliyle ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince ilamında belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesince verilen kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının eşinden boşanarak ayrı bir adreste ikamet etmeye başladığı, ölen babasından ölüm aylığı için kuruma yaptığı başvurunun, hatalı şekilde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı gerekçesiyle reddedildiği, kurum işleminin iptaliyle davacının ölüm aylığına hak kazandığının tespitini talep etmiştir.
II- CEVAP
Davalı Kurum vekili, davacının kardeşi tarafından kuruma ihbarda bulunulduğu, bunun üzerine kurum müfettişince düzenlenen tahkikat raporunda boşanan eşlerin fiilen birlikte yaşadıklarının tespit edildiği, kurum işleminin yerinde olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III- MAHKEME KARARI
A- İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
“Davanın kabulü ile; Davalı Kurumun 12.09.2018 tarih 11765354 sayılı ölüm aylığı talebinin reddine dair işlemin iptali ile, davacının ölüm aylığı almaya hak kazandığının tespitine” karar verilmiştir.
B- BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
“Edirne İş Mahkemesi’nin 22/01/2019 tarihli, 2018/403 E – 2019/37 K sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Yasa’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine” karar verilmiştir.
TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ
Davalı Kurum vekili, davacının daha önce de eşinden boşanarak aylık talebinde bulunduğu, kardeşinin kuruma ihbarda bulunduğu, yapılan tahkikatta eşiyle fiilen birlikte yaşadığının anlaşıldığı, kurumca düzenlenen raporun aksinin kanıtlanamadığı, davacının yıllarca haksız yere aylık aldığı gerekçeleriyle kararın bozulmasını talep etmiştir.
IV- İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME
Davanın yasal dayanağı olan 5510 sayılı Kanunun 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 56. maddesinin ikinci fıkrasında, eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıklarının kesileceği, bu kişilere ödenmiş olan tutarların, 96. madde hükümlerine göre geri alınacağı yönünde düzenleme yapılmıştır. Anılan maddeye dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu aşamada, özellikle Anayasa’nın 20., 5510 sayılı Kanunun 59., 100., 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri Ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun’un 28., 45., 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 3., 45 – 53., 4857 sayılı İş Kanunu’nun 32., 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 6., 24 – 33., 189., 190., 191., 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6., 19., 20., maddeleri ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıkların ifadeleri alınmalı, davacı ile boşandığı eşinin yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak; muhtarlıktan ikametgah senetleri elde edilmeli, ilgili nüfus müdürlüklerinden sağlanan nüfus kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden yararlanılmalı, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılmalı, özellikle ilgili nüfus müdürlüğünden adres hareketleri, tarihleriyle birlikte istenilmeli, ilgililerin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, seçmen bilgi kayıtları getirtilmeli, varsa çalışmaları nedeniyle resmi/özel kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, medula sisteminde kayıtlarda görülen adresler ilgili sağlık kuruluşlarından araştırılmalı, boşanılan eş 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta ise adına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, boşanan eşlerin her ikisinin de adres kayıtlarına göre ayrı ayrı araştırma ve inceleme yapılarak eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun bulunup bulunmadığı belirlenmelidir.
Bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz ettiğinden, yukarıda açıklanan ilkeler gereğince davaya konu dönem bakımından; boşanan eşlerin beyan ettikleri ve mernis adreslerinde kollukça araştırma yapılmalı, eşlerin gerçekten bu adreslerde ikamet edip etmediği, ediyorsa tarihleri ve kimlerle birlikte yaşadıkları belirlenmeli, adreslerde mahkemece resen tespit edilecek komşu, yönetici apartman görevlisi gibi kişilerin beyanlarına başvurulmalı, oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar tesisi isabetsizdir.
O hâlde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Üyeler … ve …’ın muhalefetine karşı, Başkan … ve Üyeler …, …’nın oyları ve oyçokluğuyla, 04.10.2021 gününde karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ
1-Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık, “daha önce fiili birlikteliği nedeni ile kız çocuğu hak sahibi sıfatı ile murisinden aldığı aylığın mahkeme kararından sonra kesilmesi üzerine, kuruma birlikte yaşanmadığı, ayrı yaşandığı belirtilerek yeniden aylık bağlanması başvurusu üzerine, kurumun önceki karara dayanarak aylık bağlamama işleminin hukuka uygun olup olmadığı, bu konuda kurumca araştırma yapılmadan hak sahibi kız çocuğunun mahkemeye başvurarak karar almasının gerekip gerekmediği, kurumun araştırma yapmadığı durumda mahkemenin bu araştırmayı yapıp yapmayacağı, kısaca maddi olguya dayalı ve mahkeme kararı ile sadece karar verilen dosyada davadan önceki fiili birlikteliği saptayan ilamın aylık bağlamama koşulları içinde yer alıp almadığı” noktasında toplanmaktadır.
2-Çoğunluk görüşü ile “yeniden eşinden boşandığı ve ayrı yaşadığını belirterek yetim aylığı bağlanmasına talep eden hak sahibi kadının, kurumca hakkında fiili birliktelik nedeni ile talebinin reddi üzerine, kurum işleminin iptali davasında fiili birlikteliğin olup olmadığının resen araştırma ilkesi kapsamında mahkemece araştırılması ve soncuna göre karar verilmesi gerektiği” görüşü benimsenmiştir.
3-Sosyal Güvenlik Hakkının niteliği: Anayasa’nın 60. maddesi uyarınca “Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır teşkilatı kurar”. Belirtmek gerekir ki; Sosyal devlet olmanın bir gereği ve sonucu, sosyal güvenlik hakkının tüm bireylere sağlanması güvence altına alınmasıdır. Sosyal güvenlik vazgeçilmez bir anayasal haktır ve kamu düzenindendir.
5510 sayılı Kanunun 34/63 maddesi “Yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan kızların her birine %25’i oranında aylık bağlanacağı” düzenlenmiştir.
Hak sahiplerin aylıklarının başlangıcı, kesilmesi ve yeniden bağlanmasını düzenleyen 35. madde “Hak sahiplerine bağlanan aylılar 34’ncü maddede belirtilen şartların ortadan kalktığı tarihi takip eden ödeme dönemi başından itibaren kesilir” Aylığın kesilmesine yol açan sebebin ortadan kalkması halinde 34’üncü maddede belirtilen şartlar saklı kalmak kaydıyla müracaat tarihini takip eden ay başından itibaren yeniden aylık bağlanır” düzenlemesi yer almıştır.
5510 sayılı Kanunun 56. maddede “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar 96’ncı madde hükümlerine göre geri alınır” hükmü istisnai bir hükümdür. 34’üncü madde hakkın kötüye kullanılmasını önlemek amacıyla kanun sistematiğine sonradan eklenmiş tartışmalara karşı olan kesme nedenidir. Aylık bağlanma işleminden sonra Kurum denetim elemanları aracılığı ile yapılan denetim sonucunda boşandığı eşi ile birlikte yaşadığı tespit edilen eşin aylığı kesilmektedir. Bu birliktelik fiili bir durum olup boşanan kadının aylığını tamamen ortadan kaldıran bir neden değildir. Fiili birlikteliğinin sona ermesinden sonra aylık derhal bağlanacaktır. Aylık bağlanma koşullarında boşanma kararı hukuki geçerliliğini devam ettirdiğinden davacının ilk defa aylık bağlanma işlemlerinden farklı bir işlem yapılmasına gerek yoktur. Bunun aksine davranışlar kanun koyucunun iradesi dışında ayrı bir aylık bağlama nedeni ihdas etmekte olup yargının görevi değildir. İsteseydi kanun koyucu 34’üncü maddeyle dul kalan kızların kocaları ile birlikte yaşamamalarını da aylık bağlama koşulları arasına yazabilirdi. Esas olan aylığın hemem bağlanmasıdır.
4-Belirtmek gerekir ki, fiili birlikteliği belirleyen, maddi olguya dayalı mahkeme kararı bir tespit kararı niteliğinde olup, sadece kendi dönemi için dikkate alınır ve kesin delil niteliğini taşır. Karara konu dönemden sonra gerçekleşecek fiili durumları kapsamaz.
5-Diğer taraftan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun aylık bağlama koşulları arasında, “boşandığı eşi ile fili birlikte yaşamama” sayılmamış, aksine anılan kanunun 56. maddesinde bu bir kesilme nedeni olarak sayılmıştır. Anılan kanunda, kesilmeden sonra bağlanması için başvuru halinde yeniden bağlanma için bu koşul sayılmadığı gibi mahkemenin bu konuda bir kararının gereği de düzenlenmemiştir. Örneğin kız çocuğu olarak hak sahibi kadının fili birlikte yaşadığı saptanan eşinin ölümü halinde, kurum önceki karara dayanarak aylık bağlanamayacağını belirtemeyecektir. O halde kız çocuğu hak sahibi olarak ayrı yaşadıklarını belirterek aylık bağlanmasını talep ettiğinde, bu istemi de doğrudan reddedilmemelidir. Kurum aylık bağlamalı, ancak fiili birlikteliğin devam ettiği yönünde bir şüphesi varsa inceleme ve denetim yaptıktan sonra aylık bağlama işlemini iptal etmelidir.
6-Ayrıca belirtmek gerekir ki kurumun idari nitelikte bir işlemidir. Temel hak ve özgürlükleri sınırlayan, onlara müdahale niteliği taşıyan işlemlerde ve verilmiş bir hakkı, izni veya yetkiyi geri alan işlemlerde bu işlemlerin başvuranlar yönünden ağır sonuçlar doğuracağı hususu dikkate alındığında, kurumun 5510 sayılı mevzuat hükümlerine uyarak işleminde yasal mevzuat içinde kalarak gerekçe yükümlülüğüne uyması gerekmektedir. Zira kurum, davacı hak sahibi kadının aylık bağlama talebi üzerine bağlamama işlemenini, gerçek ve hukuka uygun sebep ya da sebeplere dayandırmak zorundadır. Kurumun dayandığı sebebin gerçek olması, usulüne uygun olarak yapılan tespitlerle ortaya konulmuş bulunmasını anlatır. Hak sahibi kadın karardan sonra da boşandığı eşi ile ayrı yaşadığını iddia ediyor ve murisinden dolayı yetim aylığı bağlanmasını talep ediyor ise kurumun daha önceki kararı dayanak yaparak aylık bağlanma talebini araştırma yapmaksızın reddetmesinin yasada bir yeri bulunmamaktadır.
7-Somut uyuşmazlıkta, daha önce fiili birlikteliği mahkeme kararı ile sabit olan davacı, aylık bağlama koşullarını tekrar taşıdığını, ayrı yaşadığını belgelendirerek kuruma başvurmuştur. Kurumun sosyal güvenlik hakkını ortadan kaldıracak şekilde aylık bağlama şartları içinde sayılmayan ve önceki maddi olguyu saptayıp, kesin hüküm teşkil etmeyen karara dayanarak aylık bağlanması işlemini reddetmesi hukuka aykırıdır. Kararın bu gerekçe ile bozulması gerekirken, aylık bağlanma şartı olmayan ve kurumca kesme nedeni olarak araştırılması gereken fiili birlikteliğin, mahkemece araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi yönünde yapılan bozma gerekçesine katılınmamıştır.