YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7040
KARAR NO : 2021/12001
KARAR TARİHİ : 12.10.2021
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
No : 2021/651-2021/662
İlk Derece
Mahkemesi : Babaeski Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
No : 2019/404-2021/18
Dava, ölüm aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali ile davacının aylığının kesilme tarihi itibariyle yeniden bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile …’un 04.07.2007 tarihinde boşandığını, 26.10.2008 itibarıyla bağlanan yetim aylığının boşandığı eşiyle beraber yaşadığından bahisle Temmuz/2016 tarihinde kesildiğini, 26.10.2008-25.07.2016 tarihleri arasında ödenen aylıkların faiziyle birlikte iadesinin istendiğini, boşandıktan sonra çocuklarıyla birlikte ayrı ev kiralamışsa da maddi imkânlarının bağımsız bir evde oturmaya yetmediğinden, ağabeyinin yanına yerleştiğini,çocuğunun psikolojik rahatsızlığı sebebiyle ağabeyleri ve aileleri çocuğu istemeyince çocuğunu boşandığı eşinin evine yerleştirmek zorunda kaldığını, boşanılan eşle aynı evde sürekli yaşama ve fiilen karı-koca yaşamı sürdürmenin söz konusu olmadığını belirterek davacının davalı Kuruma borçlu olmadığının tespitini, davacıya babası …’ndan bağlanan ölüm/yetim aylığının kesilmesine ilişkin kurum işleminin iptali ile kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanmasını ve bağlanacak aylıkların yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesini talep etmiştir.
II-CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 5510 sayılı Kanun’un 56. maddesi gereğince Kurum işleminin usulüne uygun olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
“Davanın kabulü ile; davalı Kurum işleminin iptaline, kesilen 03/1157520 tahsis numaralı aylığın kesilme tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, davacıya 26/10/2008 tarihinden geçerli olarak yeniden aylık bağlanmasına, davacının yargılamaya konu dava ile ilgili davalı kuruma borçlu olmadığının tespitine,” karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK ‘nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine dair karar vermiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ
Davalı Kurum vekili, istinaf gerekçelerini tekrarla, kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME
Davanın yasal dayanağı, 01/10/2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 56. maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada: “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96. madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Düzenleme ile ölen sigortalının kız çocuğu veya dul eşi yönünden, boşanılan eşle boşanma sonrasında fiilen birlikte olma durumunda, ölüm aylığının kesilmesi ve ödenmiş aylıkların geri alınması öngörülmektedir. Buna göre, daha önce sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen birlikte yaşama olgusu, gelir veya aylık kesme nedeni ve bağlama engeli olarak benimsenmiştir.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 59/2. maddesinde: “Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının görevleri sırasında tespit ettikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir.” hükmü yer almaktadır.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 56’ncı maddesinin ikinci fıkrasına dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu nedenle Anayasanın 20’nci maddesi ile 5510 sayılı Kanun, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri Ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun, 4857 sayılı İş Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıkların ifadeleri alınmalı, davacının ve boşandığı eşinin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiğini saptanmalı, varsa çalışmaları nedeniyle resmi/özel kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanan eşler 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta iseler adlarına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, davacının ve boşandığı eşinin kayıtlı olduğu adreslerde kapsamlı Emniyet Müdürlüğü/Jandarma Komutanlığı araştırması yapılmalı, tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, medula sisteminden araştırma yapılmalı, boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 04.07.2007 tarihinde eşinden boşandığı, 13.05.1983 tarihinde vefat eden babasından dolayı tahsis talebine istinaden ölüm aylığı bağlandığı, davacı ve boşanılan eşin 28.02.2007-04.08.2010 tarihleri arasında mernis adreslerinin aynı olduğu, davacının 04.08.2010 ve 01.08.2016 tarihlerinde adresini değiştirdiği, 01.08.2016 tarihinden sonra kayıtlı mernis adresindeki elektrik aboneliğinin boşanılan eş adına olduğu, davacının 04.08.2010-01.08.2016 tarihleri arasında geçerli adresinde yapılan kolluk araştırmasında, mahalle muhtarı ile yapılan görüşmede sekiz yıldır adreste kimsenin yaşamadığı, en son davacının kiracı olarak oturduğu, tek katlı, eski yapılaşma bir ev olduğu, yan tarafında eski küçük kerpiç bir ev olup kimsenin yaşamadığının bildirildiği, bahsi geçen evin sahibi ile ilgili ceza davasının bulunduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece, yapılan yargılama sonucu davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. O halde, davacının 04.08.2010-01.08.2016 tarihleri arasında kayıtlı adresindeki evi ne zaman kiraladığı ve taşındığı araştırılmalı, ev sahibi ile ilgili ceza dosyası getirtilip incelenmeli, davacının eniştesi ve kız kardeşi ile birlikte yaşadığına dair tanık beyanları değerlendirilerek bu adreste kolluk vasıtasıyla araştırma yapılarak, bu adreste oturup oturmadığı, oturmuşsa süresi kapıcı ve komşular tanık sıfatıyla dinlenerek belirlenmeli, boşanılan eşin mernis adresinde de kolluk araştırması yapılarak, yapılan araştırmada ayrıca komşuların kimlik bilgileri tespit edilerek gönderilmesi istenmeli ve tespit edilen kişiler tanık olarak dinlenmeli, tarafların aynı Aile Hekiminden faydalanıp faydalanmadıkları araştırılarak, medula sisteminden kayıtlar getirtilip incelenmeli, böylece, yukarıda belirtilen yöntem çerçevesinde toplanan kanıtlar ışığında uyuşmazlık şüphe bırakmayacak şekilde ortaya konularak hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesinin davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine 12/10/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.