YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/11277
KARAR NO : 2021/11572
KARAR TARİHİ : 05.10.2021
Mahkemesi : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
No : 2020/1041-2020/1002
İlk Derece
Mahkemesi : Kayseri 3. İş Mahkemesi
Dava, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacı ve davalılardan … Yapı Tek. İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı ve davalılardan … Yapı Tek. İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı dava ve talep arttırım dilekçeleri ile 138.136,31 TL maddi, 80.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiştir.
II-CEVAP
Davalılar davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
III-MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesince maddi tazminat isteminin kabulüne, 18 bin TL. manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı ve davalılardan … Yapı Tek. İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine bölge adliye mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, ücretin hatalı tespit edildiğini, bir ayın 26 gün kabul edilerek hesaplama yapılmasının doğru olmadığını, manevi tazminatın az olduğunu,
Davalı … Yapı Tek. İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesinde özetle davacının maddi tazminat taleplerinin zamanaşımına uğradığını, manevi tazminatın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, Ücretin hatalı tespit edildiğini, davacının müvekkili şirketin işçisi olmadığını, diğer davalı ile aralarındaki sözleşmede sorumluluğun diğer davalıya ait olduğunun kararlaştırıldığını bu nedenle müvekkilinin tazminatlardan sorumlu tutulamayacağını, manevi tazminatın fazla olduğunu ileri sürmüştür.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
A.Davacının manevi tazminat istemi hakkındaki hüküm yönünden;
Mülga 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 20.07.2016 tarihinden itibaren uygulanan 8. maddesinin 3. fıkrasına göre, “Bölge Adliye Mahkemesinin para ile değerlendirilemeyen dava ve işler hakkındaki kararları ile miktar veya değeri beşbin lirayı geçen davalar hakkındaki nihaî kararlara karşı tebliğ tarihinden başlayarak sekiz gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.” Bu fıkradaki “beşbin” ibaresi 6763 sayılı Kanunun 5. maddesi ile “kırk bin Türk Lirası” şeklinde değiştirilmiştir.
Mülga 5521 sayılı Kanun’un, 6763 sayılı Kanun 5. maddesi ile değişik beşinci fıkrasına göre parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere Maliye Bakanlığı’nca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı öngörülmüştür.
25.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 8. maddesinde “temyiz edilemeyen kararlar” sayılmış ancak miktar itibariyle kesinliğe bu maddede yer verilmemiş, 7/3. maddede, 6100 sayılı HMK’nın kanun yollarına ilişkin hükümlerinin, iş mahkemelerince verilen kararlar hakkında da uygulanacağı belirtilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca, bölge adliye mahkemelerinin miktar veya değeri kırk bin Türk Lirası’nı (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararların temyiz yoluna başvurulamayacağı hükme bağlanmıştır. HMK Ek madde 1 hükmüne göre de, 362. maddedeki parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı belirtilmiştir.
HMK 362/2. maddesine göre “Birinci fıkranın (a) bendindeki kararlarda alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda, kırk bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Alacağın tamamının dava edilmiş olması hâlinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü kırk bin Türk Lirasını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Ancak, karşı taraf temyiz yoluna başvurduğu takdirde, diğer taraf da düzenleyeceği cevap dilekçesiyle kararı temyiz edebilir”.
HMK 366. maddenin yollaması ile temyiz yolunda da uygulanan 346. madde uyarınca, temyiz dilekçesi kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme temyiz dilekçesinin reddine karar verir. Ancak temyiz edilen karar kesin olduğu halde bu konuda inceleme yapılıp karar verilmeksizin dosya Yargıtay’a gönderilmiş ise, 01.06.1990 tarih, 1989/3 E. – 1990/4 K. sayılı içtihadı birleştirme kararı gereğince dosyanın mahalline çevrilmesine gerek olmaksızın Yargıtay tarafından temyiz talebinin reddine karar verebilecektir.
Yukarıda belirtildiği şekilde, iş mahkemelerinin kararlarının istinaf incelenmesi sonucu Bölge adliye mahkemelerince verilen kararlarda karar tarihine göre kesinlik sınırı: 20.07.2016 – 01.12.2016 tarihleri arasında 5.000,00 TL; 02.12.2016 tarihi sonrası için 40.000,00 TL; 01.01.2017 sonrası için 41.530,00 TL ve 01.01.2018 tarihi sonrası için 47.530,00 TL, 01.01.2019 tarihi sonrası için 58.800,00 TL, 01.01.2020 tarihi sonrası için 72.070,00 TL, 01.01.2021 tarihi sonrası için ise 78.630,00 TL‘dir.
Somut olay incelendiğinde, manevi tazminat istemi hakkındaki hükmün miktar yönünden yukarıda değinilen temyiz (kesinlik) sınırının altında bulunduğu anlaşılmakla, temyiz eden tarafların anılan hükme yönelik temyiz itirazlarının kesinlik nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
B.Davacının maddi tazminat istemi hakkındaki hüküm yönünden;
Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre; davacının ve davalı … Yapı Tek. İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
Dosya kapsamından iş kazası neticesinde davacıda oluşan sürekli iş göremezlik oranının %16,00 olduğu, kazanın meydana gelmesinde davacının %10, davalı …’ın %40, davalı şirketin %40, davalı …’ın dava dışı işçisi Hikmet’in %10 oranında kusurlu oldukları, hesaplamaya esas ücret belirlenirken Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile inşaat iş kolunda faaliyet gösteren meslek odalarından ücret araştırması yapılmadığı gibi bir ay 26 gün kabul edilerek hesaplama yapıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık maddi zararın belirlenmesi noktasında toplanmaktadır. Zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan sigortalının maddi zararının hesabında, gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarından saptanacağı, işçinin imzasının bulunmadığı işyeri ve sigorta kayıtlarının nazara alınamayacağı, işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarının bulunmaması durumunda işçinin yaşı, kıdemi, mesleki durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret gözönünde tutularak belirlenmesi gerektiği, Dairemizin giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir.
Somut olayda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile inşaat iş kolunda faaliyet gösteren meslek odalarından emsal ücret araştırması yapılmadan sonuca gidilmesi hatalı olduğu gibi maddi zarar hesabında bir ayın 30 gün olarak kabul edilmesi gerekirken 26 gün üzerinden hesaplama yapılması isabetsizdir.
Yapılacak iş; sigortalının yaptığı iş, yaşı, mesleki tecrübesi ve işyerindeki kıdemi belirtilmek suretiyle Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile inşaat iş kolunda faaliyet gösteren meslek odalarından bilinen devrede sigortalının alabileceği ücretleri sormak, elde edilecek sonuçları dosyadaki diğer verilerle birlikte değerlendirip davacının gerçek ücretini tereddütsüz olarak belirlemek, sonrasında kazalının maddi zararını bir aylık süre 30 gün kabul edilerek yeniden hesaplatmak ve davalı …’ın kanun yoluna başvurmamış olması nedeniyle oluşan usuli kazanılmış hakları da gözeterek sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir.
O hâlde, davacının ve davalı … Yapı Tek. İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1. maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen İlk Derece Mahkemesi hükmünün BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcının istek halinde temyiz eden taraflara iadesine, Üye …’ın muhalefetine karşı, Başkan … ve Üyeler …, … ve …’nın oyları ve oy çokluğuyla, 05/10/2021 gününde karar verildi.
KARŞI OY
Dairemizin 2020/7889 E., 2021/7845 K. sayılı ilamında belirttiğim karşı oy gerekçeleri ile talep yığılması olan davalarda temyize getirilen taleplerin toplamı üzerinden kesinlik sınırı belirlenmesi gerektiğinden ve tarafların temyize tabi olan maddi tazminat ile ilgili temyiz incelemesinin, hüküm altına alınan manevi tazminat istemi hakkında da yapılması gerektiğini düşündüğümden, çoğunluğun kesin olduğu yönündeki ret kararına katılınmamıştır.