YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5478
KARAR NO : 2021/13869
KARAR TARİHİ : 10.11.2021
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
No : 2019/2217-2021/426
İlk Derece
Mahkemesi : … 3. İş Mahkemesi
Dava, takip işleminin iptali ile araç üzerine konulan haczin iptali istemlerine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili; müvekkilinin 11.05.2016 tarihinde e-devlet hesabını kontrol ettiğinde … plakalı aracı üzerine davalı Kurum tarafından haciz konulduğunu gördüğünü, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı’na hiçbir borcunun bulunmadığını, haczin kaynağının öğrenilmesi ve yanlışlıkla konulan haczin silinmesini talep eden dilekçesinin Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı’na aynı gün verildiğini, Kurumdan 06.06.2016 tarihinde tebellüğ edilen 23.05.2016 tarih ve 7454524 sayılı yazıda haczin merkezinde … Sanayi Anonim Şirketinin borcunun bulunduğunun bildirildiğini, davacı adına herhangi bir ödeme emri gönderilmediğini, hangi miktar, hangi dönem borcundan sorumlu tutulduğunu bilmediğini, ödeme emri gönderilip takip kesinleşmeden haciz işlemi yapılamayacağını, borçlu şirkete bir müddet yönetim kurulu üyeliği yapmış ise de şirketi temsil ve ilzama yetkili olmadığını, öte yandan yetkili ve sorumlu olan bir kişi hakkında takip yapılması için gerekli şartların oluşmadığını, borçlu şirketten alacağın tahsili mümkün iken dolaylı sorumluluğu gereken temsilci hakkında takip yapılamayacağını belirterek; davalı Kurumun başlattığı icra işleminin ve … plakalı araca haciz konulması işleminin iptaline karar verilmesini, ıslah dilekçesi ile kurum işleminin, icra takibinin ve haczin iptali şeklinde ıslah ettiğini talep etmiştir.
II-CEVAP
Davalı Kurum vekili, ödenmeyen sigorta prim borçlarından dolayı 6183 sayılı Kanun uyarınca … Sanayi Anonim Şirketi hakkında icra takibi başlatıldığını, ancak borçlu şirketin 26.12.2013 tarihinde iflasının açıldığının tespit edildiğini, 06.05.2010 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’ne göre şirket yönetim kurulu üyesi olmasından dolayı … adına 23.05.2016 tarihli ödeme emri gönderilerek icra takibi başlatıldığını, 22.300,00 TL borcunun bulunduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
“Davanın reddine” karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
“Davalı kurum vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine” karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı Kurum vekili, kurum işleminde hata olmadığını beyanla, davaya konu kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Tüzel kişi işverenlerin ortak ve yetkililerinin kamu alacaklarından sorumluluğu, 6183 sayılı Kanunun 35., mükerrer 35., mülga 506 sayılı Kanunun 80. ve bazı maddeleri dışında 01/10/2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun 88. maddesinde düzenlenmiştir.
506 sayılı Kanunun 80/12. maddesi, “sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın, birinci fıkrada belirtilen süre içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşların tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip, sayman ile tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri kuruma karşı, işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.” hükmünü öngörmüş, 5510 sayılı Kanunun 88/20. maddesi de bazı farklar dışında anılan maddeye paralel düzenleme getirmiş olup, “Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.” hükmünü öngörmüştür.
6183 sayılı Kanunun mükerrer 35. maddesinde ise; “Limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar.”
Primlerin ödenmesi gereken son gün itibariyle de olsa, kişiler davaya konu olduğu gibi prim borçlusu tüzel kişi yöneticisi oldukları dönemlerde ödenmesi gereken ve tahakkuk eden primlerden sorumlu tutulmalıdırlar.
Türk Ticaret Kanunu’nun 317. maddesi uyarınca; bir anonim şirketin idare ve yönetimi aynı zamanda karar organı olarak, yetkili idare meclisince yerine getirilmektedir. Her iki hükmün birlikte değerlendirilmesi durumunda; anonim şirket yönünden primlerin ödenmesinde, sorumlu üst düzey yöneticiden söz edebilmek için bu kimsenin yönetim kurulunda başkan veya başkan yardımcısı gibi ünvan taşıması veya imza yetkisine sahip üye olması veya şirketin yönetiminde parasal konularda yetkili genel müdür, finansman veya muhasebe müdürü gibi üst düzeyde sorumluluk taşıyan görevli olması gerekir. Bunun dışında kalan ve şirketin idare veya işilerin işveren ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumluluğu düşünülemez. Şirkette görevli bir kimsenin belli konularda imza sahibi olması da bu zorunluluğu ortadan kaldırmaz.
Öte yandan, 506 sayılı Kanununun 80. maddesi primlerin zamanında ve düzenli olarak tahsilini sağlamaya yönelik olup anılan maddenin 1. fıkrası hükmüne göre, işveren, bir ay içinde çalıştırdığı sigortalıların primlerine esas tutulacak kazançlar toplamı üzerinden bu Kanun gereğince hesaplanacak prim tutarlarını ücretlerinden kesmeye ve kendisine ait prim tutarlarını da bu miktara ekleyerek en geç ertesi ayın sonuna kadar Kuruma ödemeye mecburdur.
Açıklanan yasal düzenlemeler çerçevesinde eldeki dosyada; davacıya ait araç haczi kararında 2010/4-11 ayları arasına ait prim borçlarına ilişkin 2016/31174 takip nosunun dayanak olarak gösterildiği, Mahkemece 2012/42940-42942 takip numaralı ödeme emirleri nedeniyle haczin konulduğu belirtilerek ödeme emirlerinin iptaline ve haczin kaldırılması gerektiğinin tespitine karar verildiği, iptaline karar verilen ödeme emirleri ile haciz kararındaki ödeme emri ve miktarların da birbirinden farklı olduğu, hükmün eksik incelemeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, davacının aracının haczine konu ödeme emrinin farklı bir takip numarasına dayalı olması nedeniyle bu ödeme emirleri getirtilerek, ödeme emirlerinin geçerliliği ve davacının bu ödeme emirlerinden sorumluluğu olup olmadığı araştırılarak talebe konu istemler hakkında bir karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek, eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.11.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.