YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/5398
KARAR NO : 2022/50
KARAR TARİHİ : 10.01.2022
MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada … 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 02.11.2017 tarih ve 2015/1318 E- 2017/1311 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi’nce verilen 14.01.2020 tarih ve 2018/638 E- 2020/17 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının kuyumculuk yaptığı iş yerinde yıllarca kredi kartı kullanmadığını, 08/03/2015 tarihinde davalı ile üye işyeri sözleşmesi yaptığını ve iş yerine pos cihazı bağlandığını ancak 13/03/2015 tarihinde hiçbir sebep gösterilmeden pos cihazının geri alındığını, ayrıca davalı bankanın BDDK ve BKS’ye bildirimde bulunarak davacının BDDK tarafından kara listeye alınmasına sebep olduğunu, bunun üzerine diğer bankaların da pos cihazlarını geri aldığını, müvekkilinin kredi kartı ile satışın yoğun olduğu bir sektörde çalıştığını, pos cihazlarının geri alınmasından dolayı aşırı zarara uğradığını, ticari itibarının zedelendiğini, müşterilerine karşı mahcup olduğunu davalının eyleminin haksız olduğunu, davalının sözleşmeye göre hiçbir sebep göstermeden 30 gün öncesinden bildirimde bulunmak şartıyla sözleşmenin feshedilebileceğini ancak davalının herhangi bir bildirim yapmadığını, davacının cihazın geri alınma sebebini araştırdığında pos cihazından çok fazla işlem yapıldığı bilgisinin şifaen verildiğini, oysa tüm işlemlerin faturalı olduğunu, BDDK’ya yapılan bildirimden sonra Vergi Dairesinden 2 defa gelen yoklama memurunun herhangi bir olumsuzuk tespit edilemediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.000 TL maddi ve 50.000 TL manevi zararın davalıdan tahsiline, ayrıca davalının bankalar arası kart merkezine yaptığı bildirimin haksız ve hukuka aykırı olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, üye işyeri sözleşmesinin 25/02/2015 tarihinde yapıldığını, 27/02/2015 tarihinde pos cihazının teslim edildiğini, pos cihazının sözleşmeye aykırı olarak amaç dışı kullanılmasından dolayı iptal edilerek 16/03/2015 tarihinde geri alındığını, 27/03/2015 tarihinde de davalı bankanın üye olduğu Bankalararası Kart Merkezine bildirim yapıldığını, Türkiye Bankalar Birliği Fiktif İşlem Değerlendirme Komitesi tarafından davacının fiktif işlem yaptığının tespit edildiğini, bu nedenle sözleşmenin feshedildiğini ve davacı ile bir yıl süreyle çalışmama kararı alındığını, tahsis edilen pos cihazını amaç dışı kullanması durumunda sözleşmenin derhal feshedilebileceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davacının POS cihazını fiktif işlemler yapmak için kullanarak sözleşmeye aykırı davrandığı, bu nedenle davalının sözleşmeyi derhal feshetme hakkının bulunduğu, buna rağmen 30 gün önceden bildirmek şartıyla sözleşmenin tek taraflı olarak her zaman feshedilmesini mümkün kılan madde uyarınca davacının en fazla 30 günlük süredeki zararını isteyebileceği düşünülebilir ise de, bilirkişi raporunda mahrum kalınan satış tutarı olarak hesaplanmaya dayanak alınan miktarın zaten pos cihazı kullanılarak yapılan fiktif işlemleri içerdiği dönemde yapıldığı, davacının POS cihazını sözleşmeye aykırı kullanarak oluşturduğu ciro nedeniyle kar kaybı isteme hakkının olmadığı, ayrıca amaç dışı kullanım şüphesi nedeniyle davacıya ait POS cihazını davalı bankadan önce dava dışı Ziraat Bankası’nın 26/02/2015 tarihinde kapattığı, işlemi ilk başlatan bankanın davalı olmadığı, ayrıca sözleşmenin feshini takip eden 30 günlük sürede iş yerinde başka bankalara ait POS cihazlarının bulunduğu, sözkonusu sürede, sırf, davalıya ait POS cihazının kullanılamamasından bir zarar oluştuğunun düşünülemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince yeniden bilirkişi raporu alınarak yapılan istinaf incelemesinde; davacının 2014 yılı ortalama satış tutarının 1.113.334,88.TL olduğu, 2015 yılı aylık satışlarına bakıldığında Ocak ve Mayıs ayları satışlarının düşük, Şubat, Mart ve Nisan ayları satışlarının yüksek olduğu, bu ayların toplam satış tutarının 34.616.151,31.TL olup, aylık ortalama ise 11.538.717,10 TL olduğu, bir işletmede önceki döneme göre satışın bu kadar artışının sıra dışı olduğu, bu satışlara karşılık fatura düzenlenmesinin ve giriş yapılmasının alım ve satımların gerçek olduğunu göstermediği, davacının sebebi gerçekçi bir şekilde açıklanmayan olağanüstü bir ciro artışının bulunduğu, ayrıca 06/03/2015 tarihli günlük POS cihazı satış dökümüne göre; saat 11:46 ile saat 14:44 arasındaki 3 saatlik süreçte 21 adet toplam 227.039,00.TL’lik satış yapıldığı, 4506****8516 nolu kredi kartı sahibinin 16/04/2015 tarihinde kredi kartı borcunun saat 16:09, 16:21 arası 28.550,00.TL olarak ödediğini ve saat 16:30’da davacının iş yerinden 28.540,00.TL’lik alışveriş yaptığı, 4912****4633 nolu kredi kartı sahibinin 08/04/2015 tarihinde borcunu 28.400,00.TL olarak ödediği ve aynı gün saat 12:08’de davacının işyerinden 28.100,00.TL POS çekim yapıldığı, davacıdan 2 ay içerisinde aynı şahısların birden fazla mal alındığının görüldüğü, belirtilen dönemde 1 yıl öncesine göre 10 kat civarında aylık ortalama satış tutarından daha fazla olduğu, söz konusu dönemde bu kadar yüksek satış yapılmasının dayanaklarının davacı tarafından gösterilmeyip, POS cihazlarının kapatılmasından sonra satışlarının % 90 oranında düşmesinden de yapılan işlemlerin POS cihazına bağlı fiktif işlem olduğunun anlaşıldığı, POS cihazının fiktif işlemlerde kullanılmasının taraflar arasında düzenlenen sözleşmeye aykırı olup, davalı bankaya derhal haklı nedenle fesih hakkı tanıdığı, davalı bankanında sözleşme hükmü gereğince sözleşmeyi derhal fesh edip, POS cihazını geri almasının sözleşmeye uygun olduğu gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, istek halinde aşağıda yazılı 175,47 TL harcın temyiz eden davacıya iadesine,
10/01/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.