Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/9679 E. 2021/11794 K. 30.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9679
KARAR NO : 2021/11794
KARAR TARİHİ : 30.11.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı …, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, … İlçesi … (…) Köyü çalışma alanında bulunan ve 1956 yılında yapılan kadastro çalışmasında tescil harici bırakılan taşınmazlar hakkında, adına tescil istemiyle 06.02.2013 tarihinde ayrı ayrı dava açmıştır. Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek ve usule ilişkin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne, 26.09.2014 tarihli bilirkişi raporunda A ve B harfleriyle gösterilen sırasıyla 2.951,04 ve 6.726,93 metrekare yüzölçümündeki taşınmazların davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro çalışmaları sırasında tespit harici bırakılan taşınmaz bölümünün, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14, 17 ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713. maddeleri uyarınca tescili istemine ilişkindir. Mahkemece, çekişmeli taşınmazlar üzerinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetlik koşullarının davacı lehine oluştuğu kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya elverişli değildir. Bilindiği üzere bir arazinin kullanım süresi ile niteliğini ve üzerindeki imar-ihya işlemlerinin tamamlandığı tarihi belirlemenin en iyi yöntemi hava fotoğraflarının incelenmesi olduğu halde, dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait üç ayrı tarihte çekilmiş hava fotoğrafları üzerinde uzman jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi eliyle inceleme yapılmamış, dava tarihinden 27 yıl öncesine ait 1986 tarihli hava fotoğrafı ormancı bilirkişi tarafından incelenmiş ve taşınmazların tarım alanında kaldığı tespit edilmiş ise de, taşınmazların sınırlarının belirgin olup olmadığı, üzerinde kullanım bulunup bulunmadığı, ne şekilde kullanıldığı yönünde ayrıntılı inceleme yapılmamış; yine söz konusu hususların tespiti amacıyla 3 kişilik ziraat bilirkişi kurulundan rapor aldırılmamış, taşınmazların geçmişte ne durumda bulunduğu, ilk olarak ne zaman, kim tarafından ve ne şekilde kullanıldığı hususlarında mahalli bilirkişilerden maddi olaylara dayalı ayrıntılı olarak beyan alınmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması hukuken mümkün değildir.
Hal böyle olunca; sağlıklı sonuca varılabilmesi için mahkemece öncelikle, dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ilişkin en az 3 ayrı evreye ilişkin stereoskopik hava fotoğrafları tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğü’nden getirilerek dosya arasına konulmalı; taşınmazlara komşu bulunan ve benzer tescil davasına konu olan taşınmaz olup olmadığı araştırılarak varsa dava dosyaları getirtilmeli; dosya bu şekilde ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi, üç kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu ve fen bilirkişisinin katılımı ile yeniden keşif yapılmalı, yapılacak bu keşif sırasında dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, davaya konu taşınmaz bölümlerinin geçmişte ne durumda bulunduğu, ilk olarak ne zaman ve nasıl kullanılmaya başlandığı, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, imar-ihyaya konu edilip edilmediği, edilmiş ise ihyanın ne zaman başlayıp bitirildiği etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi halinde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişki giderilmeye çalışılmalı; ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan, önceki tarihli bilirkişi raporu da irdelenmek suretiyle, çekişmeli taşınmaz bölümlerinin toprak yapısını ve niteliğini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, taşınmaz bölümleri üzerindeki bitki örtüsünü, taşınmaz bölümlerinin imar-ihyaya konu olup olmadığını ve imar-ihyanın tamamlandığı tarihi belirtir nitelikte, komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi ve taşınmaz bölümlerinin değişik yönlerden çekilmiş fotoğraflarını da içerir, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden, dava konusu taşınmaz bölümlerini gösterir, keşfi takibe elverişli ve taşınmazların sınırında benzer istemle açılan tescil davasına konu taşınmazlar varsa bunlar da gösterilecek şekilde ayrıntılı rapor ve kroki düzenlemesi istenilmeli; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişiden ise, hava fotoğrafları üzerinde uygulama yaptırılarak, taşınmaz bölümlerinin önceki ve şimdiki niteliğinin, imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığının ve tamamlandığının, ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığının belirlenmesine çalışılmalı; çekişmeli taşınmaz bölümleri ve çevresinde bulunan taşınmazların niteliğine ilişkin mahkeme hakiminin gözlemi keşif zaptına aynen yansıtılmalı; keşifteki tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek, dava konusu taşınmaz bölümünde davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile iktisap koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenerek, sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemece belirtilen hususlar gözetilmeksizin eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 30.11.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.