YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6508
KARAR NO : 2021/11756
KARAR TARİHİ : 07.10.2021
Mahkemesi :İş Mahkemesi
No : 2018/216-2019/365
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalılardan … ve kurum vekilleri tarafından kararın, temsilci … tarafından ise ek karar ve kararın temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı, 01.03.1993-30.09.2005 tarihleri arasında davalıların birbirlerine devrettikleri ekmek fırınında çalıştığını, bildirilmeyen hizmet sürelerinin tespitini talep etmiştir.
Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi haklarıyla bağlı olarak HMK.’nun 27. maddesi hükmü uyarınca, hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Hukuki dinlenilme hakkı, Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılama hakkının en önemli unsurudur.
Taraf ehliyeti dava şartıdır, davanın her aşamasında hakim tarafından incelenebilir, taraflar da davanın sonuna kadar bunu ileri sürebilirler. Bu itibarla, davanın taraflarından birisinin ölmesi halinde alınacak mirasçılık belgesine göre mirasçılarının davaya katılmaları sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekir.
Türk Medeni Kanunu’nun 605 ve devamı maddelerinde mirasın reddi düzenlenmiş olup, anılan Kanun’un 605. maddesinde, yasal ve atanmış mirasçıların mirası reddedebilecekleri belirtilmiştir. Mirasın reddi halinde, mirası reddedenler yönünden davaya devam edilemez. Bu halde mirası reddetmeyerek mirasçılığı devam edenlerin katılımı ile davaya devam edilir. Mirasçıların tamamının mirası reddetmeleri halinde Türk Medeni Kanunu’ nun 612. maddesinde belirtildiği üzere en yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras, sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir. Bu durumda, yargılama sırasında vefat eden davalının dava ehliyeti sona erdiğinden ve yasal mirasçıları tarafından da davalının mirası reddedildiğinden mirasın, TMK’nun 612. maddesi gereğince Sulh Mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilmesi gerekir. Mirasın tasfiyesi işlemleri talebe bağlı işlemler olmayıp mirasın reddedilmesinin anlaşılması ile res’en yapılması gereken işlemlerdendir. HGK’nun 3.7.2002 tarih E.15-572 K.577 sayılı kararında da açıklanan bu ilkelere değinilmiştir.
Somut davada, davalı Nurettin Çatal’ın 26.05.2012 tarihinde vefat ettiği, duruşma tutanağında mirasçılarının mirası reddettiklerinin belirtildiği, dava dışı kişi tarafından açılan işçilik alacağı davasında mirasçıların terekeyi sağlıklı şekilde idare edemeyecekleri belirtilerek talep üzerine terekeye temsilci atandığı ve aynı tereke temsilcisinin eldeki davada taraf olarak davaya dahil edilmesinin usulüne uygun olmadığı anlaşılmakla, vefat eden davalının veraset ilamı ile mirasın reddine dair kararın getirtilerek, mirasçıların tamamı tarafından mirasın reddedilmiş olması halinde 4721 sayılı TMK’nun 612. maddesi gereğince terekesinin tasfiyesi ve tasfiye memuru atanması için murisin son ikametgahındaki Sulh Hukuk Mahkemesine ihbarda bulunarak atanacak tasfiye memuru davaya dahil edildikten ve sunulacak deliller toplandıktan sonra varılacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalılardan … ve kurum vekilleri ile temsilci … tarafından bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm sair hususlar incelenmeksizin bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde ilgililerine iadesine, 07.10.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.