YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/4002
KARAR NO : 2013/5484
KARAR TARİHİ : 06.05.2013
Irz ve namusa tasaddide bulunma suçundan sanık …’ın yapılan yargılaması sonunda; atılı suçtan mahkûmiyetine dair … 2. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 24.11.2005 gün ve 2005/288 Esas, 2005/228 Karar sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi sanık tarafından istenilmiş Dairemizin 27.02.2012 gün ve 2011/2248 Esas, 2012/2248 Karar sayılı ilamı ile red yönündeki kararına karşı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29.03.2013 gün ve 2013/067252 sayılı itirazname ile 6352 sayılı Kanunun 99. maddesi ile eklenen 5271 sayılı CMK.nın 308. maddesinin 2 ve 3. fıkraları gereğince itiraz etmesi üzerine dosya Daireye gönderilmekle incelenerek;
Sanık olan …’a CMK.nın 150/2. maddesi gereğince zorunlu müdafii atandığı, ancak sanık …’a müdafii atandığının bildirilmediği gibi sanık ile müdafiin duruşmalarda da bir araya da gelmedikleri dolayısıyla sanık …’ın kendisine müdafii atandığından haberi olmadığı, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 16.06.2009 gün ve 2009/6-57 Esas, 2009/168 sayılı Kararında da belirtildiği üzere, sanığa mahkemenin istemi üzerine baro tarafından görevlendirilen zorunlu müdafiin hükmü temyiz etmemesinin, kendisine zorunlu müdafii atadığından haberdar edilmeyen sanık … açısından hukuki bir sonuç ifade etmediği gibi temyiz süresini de başlatmayacağından, sanığın temyizinin öğrenme üzerine süresinde olduğu anlaşılmakla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı yerinde görüldüğünden İTİRAZIN KABULÜNE, Dairemizin 27.02.2012 gün ve 2011/2248 Esas, 2012/2248 Karar sayılı ret kararının 6352 sayılı Kanunun 99. maddesiyle 5271 sayılı CMK.nın 308. maddesine eklenen 2 ve 3. fıkraları uyarınca KALDIRILMASINA, karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanığa isnat olunan ırz ve namusa tasaddide bulunma suçunun 765 sayılı TCK.nın 415/1. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanunun 102/4 ve 104/2. maddelerine göre 7 yıl 6 aylık asli ve ilave zamanaşımına tâbi olduğu, suç tarihi olan 01.06.2001’den inceleme tarihine kadar bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, 5237 sayılı TCK.nın 7/2. maddesi ile 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilmek suretiyle hükmün
CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanunun 322/1 ve 5271 sayılı CMK.nın 223/8. maddeleri uyarınca davanın zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 06.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.