Yargıtay Kararı 13. Ceza Dairesi 2012/1544 E. 2013/20345 K. 26.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/1544
KARAR NO : 2013/20345
KARAR TARİHİ : 26.06.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, mala zarar verme, resmi belgenin düzenlenmesi sırasında yalan beyan
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Dosyada fotokopileri bulunan ve hükme dayanak yapılan evrakın onaylı suretler olduklarının anlaşılması karşısında, tebliğnamede yer alan (1) numaralı bozma istemli düşüncede bu hususa değinen görüş, dosyası ayrı sanıkların savcılık ifadeleri ile kovuşturma aşamasında alınan ifadelerinin onaylı örneklerinin dosyaya getirtilmiş olmasına göre bahse konu dosyanın tamamının onaylı örneğinin getirtilmemesi sonuca etkili olmadığından tebliğnamede yer alan (2) numaralı bozma istemli düşünce, 12.12.2007 tarihli kolluk tutanağında her iki mağdura ait otomobillerin kapılarının zorlanıp zarar verilmek suretiyle açıldıklarının duraksamaya yer bırakmayacak açıklıkta belirlenmiş olmalarına göre tebliğnamede yer alan (4) numaralı bozma istemli düşünce benimsenmemiştir.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; hırsızlık suçları ile mağdur …’a yönelik mala zarar verme suçunun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Savunmasının alındığı 28.01.2009 tarihli oturumda, dava dosyasının Ankara 3. Çocuk Mahkemesine gönderilmiş olması dolayısıyla iddianame ile nüfus ve adli sicil belgeleri dışında diğer hiçbir evrak kendisine okunamayan sanığa, hazır bulunduğu sonraki oturumlarda da dosyada bulunan belge ve tutanakların okunmadığının anlaşılması karşısında; kendisine okunmayan ve diyecekleri sorulmayan belge ve tutanaklara dayanılarak sanığın hükümlülüğüne karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 209/1. maddesine aykırı davranılması,
2-Her iki mağdurun kapıları kilitli olarak park halinde bulunan otomobillerinin kapıları zorlanıp zarar verilmek suretiyle açılmış olmalarına göre sanığın hırsızlık eylemlerinin 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b maddesine uyduğu gözetilmeden aynı maddenin (e) bendi ile uygulama yapılması,

3-Mağdur …’a yönelik hırsızlık eyleminin aracın mülkiyetine yönelik olduğunun anlaşılması karşısında, zarar verilen otomobilin aynı zamanda hırsızlık suçunun konusunu oluşturması nedeniyle sanığın adı geçen mağdura yönelik eyleminin bir bütün olarak hırsızlık suçunu oluşturacağı, ayrıca mala zarar verme suçundan hüküm kurulmayacağı düşünülmeden yazılı şekilde uygulama yapılması,
4-Sanığın yakalandığında üzerinde bulunan ve kardeşine ait olan nüfus cüzdanındaki kimlik bilgilerine göre kendisini tanıttığı ve yakalama tutanağının da sanığın beyan ettiği bu kimlik bilgisine göre düzenlendiği, sanığın gerçek kimlik bilgisinin kollukça yapılan parmak izi karşılaştırması sonucu tespit edildiği olayda; sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 268. maddesi delaletiyle aynı Yasa’nın 267/1-2 maddelerinde düzenlenen “maddi eser ve delillerini uydurmak suretiyle iftira” suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yanılgılı değerlendirmeyle sanık hakkında “resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan” suçundan hüküm kurulması,
5-Hapis cezalarına mahkumiyetlerin yasal sonucu olarak sanık hakkında her bir suç yönünden ayrı ayrı olmak üzere 5237 sayılı TCK’nın 53/1. maddesinde öngörülen güvenlik tedbirlerine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
6-İddianamede müsaderesi talep edilen emanet eşya hakkında herhangi bir karar verilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’ın temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasa’nın 8. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesinin saklı tutulmasına, 26.06.2013 gününde oy birliğiyle karar verildi.