YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/16402
KARAR NO : 2021/6526
KARAR TARİHİ : 11.10.2021
MAHKEMESİ : …Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali/rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davalı davalılar vekilinin istinaf başvurusunun asıl dava yönünden reddine, birleşen dava yönünden kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Asıl ve birleşen davada, davacı vekili; davalı …’nın maliki olduğu, diğer davalı …’in sevk ve idaresindeki aracın 21/11/2014 tarihinde karıştığı trafik kazasında karşı araç sürücüsü dava dışı … ile yine karşı araç içerisinde yolcu konumunda bulunan dava dışı eşi …’nın yaralandığını ve malul kaldığını,kazaya karışan aracın geçerli bir trafik sigortası bulunmadığından yaralanan … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/91 esas sayılı dosyası üzerinden müvekkili kurum aleyhine açılan dava sonucu 18/07/2017 tarihinde 46.805,92TL ödeme yapıldığını,… için de … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/90 esas sayılı dosyası üzerinden müvekkili kurum aleyhine açılan dava sonucu 23/01/2018 tarihinde 118.362,32TL ödeme yapıldığını,KTK hükümlerine göre araç maliki ve sürücüsü olan davalıların sorumlu olduğunu, müvekkilinin rücu hakkının bulunduğunu bu sebeple ödeme yapılan bedelin davalılardan tahsili için aleyhlerinde …’ya ödenen miktarın rücuen tazmini için … İcra Dairesinin 2017/730 esas sayılı dosyası ve …’ya ödenen miktarın rücuen tazmini için … İcra Dairesinin 2018/98 esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, ödeme emri tebliğine rağmen, borç ödenmediği gibi borca itiraz edildiğinden takibin durdurulduğunu, itirazların haksız olup, iptalinin gerektiğini ileri sürerek borçluların icra dosyasına yapmış oldukları itirazların ayrı ayrı iptali ile takibin devamına, her iki davada da % 20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, dava konusu kaza sebebiyle dava dışı…’nın … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/91 esas sayılı dosyasında ikame ettiği tazminat davasında ihbar olunanlar vekili olarak bulunduklarını, anılan dosyadan verilen hükmün taraflarında istinaf edildiğini, ancak istinaf hakkının olmadığı gerekçesiyle itirazlarının değerlendirilmediğini beyanla davanın reddini savunmuştur.
… Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 24/10/2018 tarih 2019/339 Esas 2018/487 Karar sayılı ilamı ile; açılan asıl davanın kabulü ile, … İcra Müdürlüğünün 2017/730 esas sayılı icra takibine yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine;çılan birleşen davanın kabulü ile, … İcra Müdürlüğünün 2018/98 esas sayılı icra takibine yapılan itirazın iptaline, takibin devamına,asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,karar verilmiş; davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi’nce; davalılar vekilinin,asıl dava dosyasına yönelik başvurularının esastan reddine, birleşen … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/90 esas sayılı dosyasına yönelik başvurularının kabulüne, kararın kaldırılmasına, asıl dava dosyasında: davanın kabulüne, … İcra Dairesinin 2017/730 esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin aynen devamına ve asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, birleşen … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/90 esas sayılı dosyasında: … İcra Dairesinin 2018/98 esas sayılı dosyasında yapılan itirazın iptali isteminin reddine,karar verilmiş; Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
1-İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak davalı … Sigorta A.Ş. vekili tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, itirazın iptali ve rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Davadan feragat, davacının açmış olduğu davadaki talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. (HMK.307 md) Davadan feragat eden davacı, bununla dava dilekçesinin sonuç bölümünde istemiş olduğu haktan tamamen veya kısmen vazgeçer (feragat eder). Feragat beyanı üzerine dava koşulları ve feragat edenin ehliyeti mevcutsa, dava esastan incelenmeden karar verilir. Feragat, asıl olarak bir usul işlemidir ve maddi hukuka ilişkin bir açıklama değildir. Bununla beraber hukukumuzda fergatin hem maddi hukuka hem de usul hukukuna ilişkin özellikleri bünyesinde toplayan karma karakterli olduğu kabul edilmektedir. Özel hukuka ilişkin feragatten farklı olarak usul hukukunda feragat tek taraflıdır ve bunun için karşı tarafın veya mahkemenin iznine gerek yoktur. (HMK 309/2 md). Feragat, hüküm kesinleşinceye kadar her aşamada yapılabilir. (HMK. 310 md) ve davacının mahkemeye hitaben yapacağı tek taraflı, açık bir irade açıklaması ile gerçekleşir. Feragat kayıtsız şartsız olmalıdır, şarta bağlı feragat geçerli değildir.
Feragat, iki taraftan birinin (davacının) hakkın özünden vazgeçmesidir. Feragatın yasa gereği (HMK. 309.md) açık, kesin ve koşulsuz olması, tam bir rızaya dayanması asıldır. Davacının haktan feragat etmesinin sonucu (davacı için) çok önemlidir. Bu nedenle, davacının beyanından onun gerçek amacının haktan feragat etmek olduğunun açıkça anlaşılması gerekir. Geçerli bir feragat beyanı olsa da beyan veren bu beyanının hataya dayalı olduğunu ileri sürebilir.
Somut olayda,ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş,davalılar tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince, … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/90 dosyasında, rücu davasının davalılarının taraf olarak yer
almadıkları, ancak kendilerine Güvence Hesabının talebi ile yapılan ihbar üzerine ihbar olunan sıfatıyla duruşmaları takiple beyanda bulundukları ve ve dilekçeler sundukları, bu dosyaya davacı … … ile dava dışı fakat rücuen tazminat dosyasının davalıları … ve …’nın imzaladıkları ve asıl davanın ikamesinden sonra 05/06/2015 tarihinde düzenlenen protokol hükümlerine göre kazazede davacı … bu kaza sebebiyle … plakalı aracın sürücü ve sahiplerinden şikayetçi olmadığını, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmayacağını, yine ileride bu kimseler hakkında herhangi biçimde hukuk ve ceza davası açılırsa bunlardan feragat edeceğini bildirdiği ve hatta davacı …’in 2015/90 esas sayılı dosyaya da davalılara ilişkin davasından feragat ettiğini, davalılardan hiçbir hak ve alacağının olmadığını bildiren dilekçe sunduğu, aslında burada davacının “davalılar” ibaresinden kastettiğinin ihbar olunanlar… ile …’nın olduğu aşikar olduğu,alacaklının borçluların durumunu ağırlaştıracak şekilde bir borçlu lehine davranışta bulunamayacağı, aksi halde bunun sonuçlarına katlanacağı, kazazede …’in müteselsil sorumlulardan araç sürücü ve işleteni hakkındaki tazminat taleplerinden ve giderek davadan feragat ettiğine göre ödeme yaparak kazazede yerine geçen diğer borçlu Güvence Hesabına karşı da bir talepte bulunamamasının icap ettiği, bu durumun 2015/90 esas sayılı asıl dosyada ihbar olunanlarca ileri sürüldüğü, protokol ve feragat dilekçesinin ibraz edildiği ve fakat mahkemece feragatin sirayetine göre gerekli değerlendirme yapılmadan davanın nihayete erdirildiği, …’nın da hükmü istinaf etmediği; açıklanan biçimde hatalar içeren ve aleyhine kurulan hükmü kanun yoluna taşımayan …’nın kusurlu olduğu, bunun sonucuna da katlanması gerektiği; kaldı ki, bu dosya açısından ihbar olunanların gerekli açıklamayı yaptıkları, belgeleri sundukları, kendisine bildirim yapılanlar asıl davaya katılmış olsalar dahi yine istinaf imkanları olmayacağı ve dolayısıyla istedikleri sonucu elde edemeyecekleri; açıklanan sebepler, bu hal ve şartlarda davalıların asıl davada ,feragatin nazara alınmaması nedeniyle, yanlış karar verildiğini ileri sürebilecekleri ve rücu davasında da mahkemece bu hususun irdelenmesi gerektiği, dolayısıyla birleşen dosyada zarar gören borçlulardan iki tanesi hakkında taleplerinden feragat ederek diğer borçlu Güvence Hesabının durumunu ağırlaştırdıkları, dolayısıyla feragatin bu borçluya da sirayet ettirilmesi gerektiği dikkate alındığında, Güvence Hesabının kazazede …’e ilişkin asıl dosyada ödemeye mahkum edilmemesi ve giderek de ödeme yapmaması gerektiği; rücuen tazminat davasında da yersiz ödenen miktar, haksız ve hukuka aykırı biçimde davalılardan talep edilmiş olmakla davanın reddine karar verilmesi gerektiği yerde mahkemece, kabul kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olmuştur. Bu yönüyle davalıların istinaf başvuruları kabul edilerek birleşen … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/90 esas sayılı dosyasında:davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
… Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/90 Esas sayılı dosyasında; ihbar olunan sıfatıyla davaya dahil olan rücu davasının davalıları, davacı … … ile dava dışı fakat rücuen tazminat dosyasının davalıları … ve…’nın imzaladıkları ve asıl davanın ikamesinden sonra 05/06/2015 tarihinde düzenlenen protokolü ve davacı … tarafından imzası inkar edilmeyen 2015/90 esas sayılı dosyaya da davalılara ilişkin davasından feragat ettiğini bildirdiği davadan feragat dilekçesini dosyaya sunmuşlar,mahkemece sunulan belgelere karşı davacı …’in beyanının alındığı 10/02/2016 tarihli celsede,davacı …:Yaptığı kaza sonrası sürücü …’in köyde kahvede oturduğu sırada yanına geldiğini,işler uzamasın diyerek kendisine evrak imzalatmak istediği,kendisinin
de o sıralarda şuuru pek yerinde olmadığı için okumadan imzaladığını,…’in cebine bir miktar para koyduğunu, paranın 1.200 TL olduğunu, tazminatını istediğini, zararının hesaplanmasını istediğini beyan etmiştir.
Davacı … feragat dilekçesini imzaladığı sırada henüz … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/90 Esas sayılı dosyasında dava açıldıktan yaklaşık 3 ay sonra henüz maluliyet oranı ve zararı hesaplanmamışken, … ve … ile imzaladıkları 05/06/2015 tarihinde düzenlenen protokol ve davacı … tarafından imzası inkar edilmeyen davalılara ilişkin davasından feragat ettiğini bildirdiği davadan feragat dilekçesi dosyaya sunulmuş, davacı … 10/02/2016 tarihli celsede feragat konusunda hataya düştüğünü beyan etmiş, mahkemece de davanın kabulüne karar verilmiş,söz konusu karara istinaden … tarafından ödeme yapılmıştır. Bu durumda artık yaralanan …’in geçerli bir feragat beyanından ve iradesinden bahsetmek mümkün değildir.
Ayrıca davalılar tarafından dosyaya sunulan “Protokol ” başlıklı belge kapsam itibari ile hakkın özünden feragat niteliğinde değildir. Söz konusu belgede davacının para aldığına dair bir ibare bulunmamaktadır. Bu nedenle, geçerli bir ibra ve feragatten söz edilemeyeceğinden bahsi geçen “Protokol” başlıklı bu belge …’nı etkileyecek nitelikte değildir.
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından; … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/90 Esas sayılı dosyasında davacı asıl … …’nın iradesi (hatalı olarak) feragat şeklinde yorumlanarak karar verilmiş ise de; davacı asıl … …’nın belirtilen hususları içeren (tam bir rızaya dayanmayan) bir feragatı bulunmadığı anlaşılmakla,Bölge Adliye Mahkemesince davalıların bu yöndeki istinaf itirazlarının reddine karar verilmesi gerekirken birleşen … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/90 esas sayılı dosyasında davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,(1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK 371. maddesi gereğince BOZULMASINA, HMK 373/2 Maddesi uyarınca dosyanın Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 11/10/2021 tarihinde Üye … ve …’ın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.
– KARŞI OY-
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle HMK 355. maddesindeki kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde inceleme yapılıp karar verilmiş olmasına, dava şartları, delillerin
toplanması ve hukukun uygulanması bakımından da hükmün bozulmasını gerektirir bir neden bulunmamasına göre yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün HMK’nun 370/1. maddesi gereğince onanması gerektiğini düşündüğümüzden sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılmıyoruz.