YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/2167
KARAR NO : 2021/3818
KARAR TARİHİ : 13.12.2021
7. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 21/12/2015 gününde verilen dilekçe ile mirasın hükmen reddi talebi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 11/10/2018 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, terekenin borca batıklığının tespiti ve TMK’nın 605/2 hükmü uyarınca mirasın hükmen reddi istemine ilişkindir.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin murisi …’in 13.05.2010 tarihinde vefat ettiğini; murisin vergi borcu nedeniyle davacıya ödeme emri tebliğ edildiğini, murisin öldüğü tarih itibariyle terekesinin borca batık olduğunu beyan ederek; terekenin borca batık olduğunun tespiti ile mirasın hükmen reddedildiği yönünde karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece; davanın kabulü ile murisin terekesinin borca batık olduğunun ve terekenin hükmen reddedildiğinin tespitine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili istinaf etmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 24.01.2018 günlü 2017/3519 E, 2018/653 K sayılı kararında “….Yerel mahkemece davanın kabulüne, bölge adliye mahkemesince de istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş ise de, yerel mahkemece yapılan araştırma ve incelemeler hüküm kurmaya yeterli değildir. Mirasın hükmen reddine ilişkin olarak açılan davalarda, terekenin açıkça borca batık olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. İcra takibi sonunda aciz vesikası düzenlenmesi halinde terekenin borca batık olduğu kabul edilir. Aksi halde terekenin borca batık olup olmadığı, murisin malvarlığı bulunup bulunmadığının usulüne uygun olarak, bankalar, trafik tescil müdürlüğü, vergi daireleri, belediyeler, tapu müdürlüğü v.b. kurum ve kuruluşlardan sorulması, murisin alacak ve borçları zabıta marifetiyle de araştırılarak aktif malvarlığı ile takibe konu borç miktarı gözönünde tutularak aktif ve pasifinin tereddüde neden olmayacak şekilde belirlenmesi gerekir. Murisin Bornova Vergi Dairesi’ne dış giyim eşyası imalatı sebebiyle borçlu olduğu anlaşılmaktadır. Yerel mahkemece dış giyim eşyası imalatı yapılan murise ait işyerindeki malzemelerin akıbetinin zabıta vasıtasıyla araştırılmadan, işyerindeki eşyalar sebebiyle veya murisin vergi mükellefiyetinin devri işlemleriyle davacıların mirası kabul anlamına gelebilecek davranışlarda bulunup bulunmadıkları tespit edilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi ve bölge adliye mahkemesince istinaf talebinin esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesince bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulü ile muris …’in terekesinin borca batık olduğunun ve terekenin hükmen reddedildiğinin tespitine karar verilmiştir.
Hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya kapsamına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin yargılama giderlerine yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Ölüm tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır (TMK m. 605/2). Mirasçılar, Türk Medeni Kanununun 610. maddesinde yazılı aykırılık da bulunmadıkça yani zımnen mirası kabul etmiş duruma düşmüş olmadıkça her zaman murisin ödemeden aczinin tespitini isteyebilirler.
6100 sayılı HMK’nın “Yargılama Giderlerinden Sorumluluk” başlıklı 326. maddesinde, hüküm verilirken kanunda yazılı haller dışında yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği belirtilmiştir.
Mirasın hükmen reddine ilişkin davalarda ise davanın niteliği gereği, yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Mahkemece, davanın niteliği gereği davalı-alacaklının, murisin terekesinin borca batık olduğunu bilmediği, bilmesinin mümkün olmadığı, yapılan yargılama sonrasında terekenin borca batık olup olmadığına karar verildiği göz önünde bulundurularak yargılama giderinden davalının değil davacının sorumlu tutulması, davacı ve davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekirken, ilk derece mahkemesince davanın kabulüyle birlikte davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi, yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesi doğru görülmemiş ve bu husus kararın bozulmasını gerektirmiş ise de yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK’nun 438/7 maddesi gereğince hüküm sonucunun aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine; 2. bent uyarınca davalı vekilinin yargılama giderlerine yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile İzmir 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 11.10.2018 tarih ve 2018/115 E. – 2018/510 K. sayılı kararının hüküm fıkrasının 3 ve 4. bentlerinin hükümden tamamen çıkarılarak yerine “yargılama giderlerinin davanın niteliği gereği davacı üzerinde bırakılmasına,” cümlesinin yazılmasına, ayrıca hüküm fıkrasının 5. bendinin hükümden çıkarılarak yerine “Davanın niteliği gereği tarafların leh ve aleyhine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,” cümlesinin yazılmasına, hükmün DÜZELTİLMİŞ bu şekli ile ONANMASINA, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13.12.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.