Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/4686 E. 2021/12649 K. 20.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4686
KARAR NO : 2021/12649
KARAR TARİHİ : 20.12.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davacı Hazine vekili ve davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Mahkemenin verdiği önceki karar Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi’nin 28.02.2018 tarih ve 2018/704 Esas, 2018/1343 Karar sayılı ilamıyla bozulmuş olup, bozma ilamında özetle; ” Mahkemece, dava konusu taşınmazın tescil harici bırakılan yerlerden olup, davalının fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen kısmını fiilen işgal ettiği anlaşıldığından davalının dava konusu taşınmaza vaki müdahalesinin men’ine, davacının kal talebi fahiş zarara sebebiyet vereceğinden reddine karar verilmiş ise de, verilen kararın usul ve Yasa’ya uygun bulunmadığı, dava konusu tescil harici taşınmaz bölümü hakkında, Hazine tarafından tescil isteminde bulunulabilmesi için 4721 sayılı TMK’nin 713/6. maddesi gereğince açılmış derdest veya reddedilmiş bir dava bulunması gerektiği, somut olayda bu şart gerçekleşmediğinden davacı Hazinenin tescil istemi hakkında ayrıca karar verilmemiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, davacı Hazinenin, kal talebi hakkında verilen hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince, TMK’nin 722 vd. maddeleri gereğince bina, arsa sahibinin rızası alınmaksızın iyiniyetli malzeme sahibi tarafından yapılmış ise, yıkılıp sökülmesi diğer bir anlatımla kal’i aşırı zarara yol açmadıkça arazi sahibinin, yıkılıp sökülmesini isteyebileceği, ancak Yasa’da “yıkımda aşırı zarar kavramının” tanımlanmadığı, bunun yanı sıra anılan kavram yönünden gerek öğretide gerekse yargısal uygulamada görüş birliği bulunmadığı, ancak TMK’nin 722/2. maddesinin uygulanmasında meydana getirilen binanın korunması hususunda genel yararın göz ardı edilemeyeceğinin kuşkusuz olduğu, ne var ki binanın, arsa sahibi yönünden de subjektif olarak değerlendirilmesi ve hak (yarar) dengesi kurulmak suretiyle adilane bir sonuca gidilmesi gerektiği, öte yandan, kural olarak kal’in fahiş zarar doğurup doğurmayacağının takdirinin hakime ait olduğu, hakimin takdir hakkını kullanırken, elbette bilirkişinin teknik bilgi ve görüşlerinden faydalanacağı, ancak bilirkişilerin fahiş zarar doğup doğmayacağı yönünde vardıkları sonucun hakimi bağlamayacağı, somut olayda, dava konusu yapının, özellikle davacı Hazinenin subjektif yararlanma durumu gözetildiğinde yıkımın aşırı zarar doğuracağını söyleyebilme olanağının bulunmadığı, ayrıca, davalının tescil harici taşınmaza bina yapmasında iyiniyetli olduğundan söz etmenin de mümkün olmadığı açıklanarak, davacı Hazinenin kal isteğinin de kabulüne karar verilmesi gerekirken, reddine karar verilmiş olmasının isabetsizliğine” değinilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davanın kabulü ile davalının … İli … İlçesinde kain, 27.05.2014 tarihli fen bilirkişisi raporunda A harfi ile gösterilen 528,02 m²’lik taşınmaza vaki müdahalesinin men’ine, dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan ve ekli krokide 118,68 m² olarak gösterilen iki katlı evin kal’ine karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tescil harici yere yapılan müdahalenin men’i ve kal talebine ilişkindir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalının temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Davacı Hazine vekilinin dava dilekçesinde, davalının tescil harici bırakılan dava konusu taşınmazı, üzerine ev ve bahçe yapmak suretiyle işgal ettiğini ileri sürerek, davalının müdahalesinin men’ine, taşınmaz üzerine yapılan inşaat ve ağaçların kal’ine ve taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Her ne kadar Mahkemece, Yargıtay bozma ilamına uyularak, davalının … İli … İlçesinde kain, 27.05.2014 tarihli fen bilirkişisi raporunda A harfi ile gösterilen 528,02 m²’lik taşınmaza vaki müdahalenin men’ine, dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan ve ekli krokide 118,68 m² olarak gösterilen iki katlı evin kal’ine karar verilmiş ise de, ziraatçi bilirkişi 02.06.2014 tarihli raporunda, taşınmaz üzerinde 7 adet 1-3 yaş incir ağacı, 4 adet 1-3 yaşında ceviz ağacı, 5 adet 1-3 yaşında kaysı ağacı, 2 adet 1-3 yaşında kiraz ağacı, 1 adet 1-3 yaşında erik ağacı, 1 adet 1-3 yaşında limon ağacı, 1 adet 1-3 yaşında portakal ağacı, 2 adet 10 yaşında zeytin ağacı, 3 adet 6 yaşında zeytin ağacı, 1 adet 1-3 yaşında asma, 1 adet 1-3 yaşında dut ağacı ve 2 adet 1-3 yaşında çağla ağacı bulunduğunu belirtmiş olup, davacı Hazine vekili, dava konusu taşınmaz üzerindeki ağaçların da kal’ini talep ettiği halde, Mahkemece, bu ağaçlar yönünden karar verilmemiş olması usul ve yasaya uygun bulunmadığından hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle davacı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün, 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1. bentte açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının REDDİNE, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
769.00 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 2.304,95 TL’ nin temyiz eden davalıdan alınmasına, 20.12.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.