Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/6255 E. 2021/14659 K. 23.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6255
KARAR NO : 2021/14659
KARAR TARİHİ : 23.11.2021

Mahkemesi :İş Mahkemesi
No : 2018/181-2021/10

Dava, iş kazasından sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince verilen bozma kararına uyularak yapılan yargılama neticesinde ilamında belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.
Hükmün davacı ile davalılardan … ve … vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplerle temyiz edenlerin sıfatlarıyla temyiz kapsam ve nedenlerine göre davalı … ve … vekillerinin tüm temyiz itirazları ile davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı)
Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Somut olayda ilk derece mahkemesince verilen 05.05.2015 tarihli kararda davalılardan … ile Salih Eygi Sigortacılık Aracılık Hizmetleri yönünden davanın reddine, davalılardan … ve … yönünden ise davacı lehine 83.016,25 TL maddi tazminat ile 15.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 23/11/2005 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte iş bu davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin ise reddine karar verilmiştir. Kararın temyiz edilmesi üzerine (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 03.04.2018 tarih ve 2016/18804 E- 2018/3249 K sayılı ilamıyla davacı ve davalı Alfa Teknik Otomotiv San ve Tic. Ltd. Şti vekillerinin tüm, davalı … ve … vekillerinin ise sair temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, ilk derece mahkemesi hükmünün “hakkaniyete uygun maddi tazminatın tespiti açısından, davacının yaşı yaptığı iş ve mesleki kıdemi dikkate alınarak meslek odalarından ücret araştırması yapılması gerekirken; işverenin davacının kredi kullanması için verdiği belgedeki ücrete itibarla asgari ücretin 2,28 katı üzerinden hesap yapılması hatalı olduğu” gerekçesiyle bozulmuştur. Bozmaya uyan ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında hesap bilirkişiden alınan 06.05.2020 tarihli hesap raporunda isabetli şekilde ücret araştırması yapılıp, davacının kaza tarihinde alabileceği ücretin asgari ücretin 1,428 katı olarak belirlendiği, öte yandan seçenekli bir hesaba gidilmek suretiyle ilk seçenekte işlemiş devre sonu olarak önceki kararda esas alınan 23.03.2015 tarihi esas alınacak olursa maddi tazminat alacağının 53.508,73 TL olduğu, ikinci seçenekte ise 01.01.2020 tarihinde yürürlüğe giren asgari ücretler dikkate alınacak olursa davacının maddi tazminat alacağının 110.103,80 TL olarak hesap edildiği, mahkemece ilk hesap seçeneğine itibarla maddi tazminata karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bu açıklamalar doğrultusunda mahkemece yapılacak iş, 05.05.2015 tarihli bir önceki ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına dair daire ilamında açıkça işlemiş devrenin ileri çekilmemesine yönelik bir tespite yer verilmemiş olması nedeniyle, 06.05.2020 tarihli hesap bilirkişi raporundaki ikinci hesap seçeneğine itibar edilerek davacı maddi tazminat alacağının 110.103,80 TL olarak tespiti, öte yandan 05.05.2015 tarihli bu kararın temyiz edilmesi neticesinde verilen bozma kararında, davacının tüm temyiz itirazlarının reddedilmiş olmasına göre, tazminattan sorumlu tutulacak davalıların, lehlerine oluşan usuli kazanılmış hak çerçevesinde hesap seçeneğine göre belirlenen maddi tazminattan en fazla önceki hükümde hüküm altına alınan 83.016,25 TL’lik miktar ile sınırlı sorumlu olacağının gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesinden ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın özellikle usuli kazanılmış hakkın hatalı yorumlanmak suretiyle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacı ile davalılardan … ve … vekillerinin bu yönü amaçlayan temyiz itirazları kabul edilerek ilk derece mahkemesi hükmü bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davacıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının davalılardan … ve …’den alınmasına, 23.11.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.