Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2021/1324 E. 2021/3968 K. 15.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1324
KARAR NO : 2021/3968
KARAR TARİHİ : 15.12.2021

7. Hukuk Dairesi

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Tarsus 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 12/01/2016 tarihinde verilen dilekçeyle tapu iptali ve tescil talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda davanın reddine dair verilen 23/01/2018 tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi davacı vekili tarafından talep edilmiştir. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf talebinin esastan reddine dair verilen kararın davacı vekili ve davalı … tarafından temyiz edilmesi üzerine süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
KARAR
Dava, tüketicinin açtığı haricen satın alınan bağımsız bölümün tapusunun iptaline ilişkindir.
Davacı vekili, 08/08/2012 tarihli bağımsız bölüm satış sözleşmesi ile davalı Tarsus Kaan Orman Ürün. İnş Ltd. Şti ile 342 ada 115-124 parselde (126’da birleşen) tapuya kayıtlı kat irtifakına tabi taşınmazda zemin üstü 1. kat 1 numaralı bağımsız bölümün (sözleşmede sehven 2 yazıldığını) satımı konusunda anlaşıldığını, 75.000,00 TL nakit alınarak geriye kalan miktarın iş karşılığı ifa edilmiş olduğunu, davacının edimlerini yerine getirmesine rağmen bağımsız bölümün adına tescil edilmediğini, tescil ediminden kaçınmak maksadı ile sözleşmeye aykırı olarak taşınmazda birden fazla devir yapıldığını, davalı şirket sahibi Harun Özer’in, akrabası olan davalı … adına dava konusu bağımsız bölümü tescil ettirdiğini, mal kaçırma gayesi ile yapılan bu tescilin muvazaalı olduğunu, bu nedenle davaya konu bağımsız bölümün tapusunun iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili, davacı ile davalı şirket arasında var olan ilişkiyi davalının bilmediğini ve böyle bir sözleşme düzenlendiğinden haberi olmadığını, sunulan sözleşmede belirtilen bağımsız bölüm numarasının 2 olduğunun hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık olduğunu, sehven yazılmış olma ihtimalini kabul etmediğini, davacının akrabalık iddiasının da doğru olmadığını, davalının davaya konu taşınmazı 28/08/2015 tarihinde Murat Bardakçı isimli şahıstan kaba inşaatı bitmiş bir şekilde satın aldığını, muvazaa olmadığını, satın alınan tarih itibariyle dairenin tamamlanmadığını, eksikliklerinin sonradan davalı tarafından masrafları karşılanmak suretiyle giderildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket yetkilisi … cevap dilekçesinde; davayı kabul ettiğini, 1 nolu bağımsız bölümü davacıya iş karşılığı sattığını, davalı …’ya ise teminat amaçlı devrettiğini, Leyla’dan satış bedeli almadığını savunmuştur.
İlk derece mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekilinin istinaf talebi üzerine, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin, 04.05.2018 tarihli, 2018/370 Esas, 2018/428 sayılı Kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili ile davalı … temyiz etmiştir.
28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsamaktadır.
Konut satış sözleşmeleriyle devre tatil ve uzun süreli tatil hizmeti sözleşmeleri de kanun kapsamına alınmıştır. Söz konusu taşınmazın da bir konut satış sözleşmesiyle satın alındığı belirtilerek bu dava açılmıştır.
Anılan kanunun 3. maddesinin (k) bendindeki tanıma göre tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi,
(l) bendindeki tanıma göre de tüketici işlemi; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 73. maddesinin 1. fıkrası uyarınca da bu kanun uygulaması ile ilgili çıkacak her türlü ihtilaflara tüketici mahkemelerinde bakılması gerekir.
Somut olaya gelince; davacı tüketicinin açtığı haricen satın alınan bağımsız bölümün tapu iptali ve tescil isteğinde bulunduğundan o yerde ayrı bir tüketici mahkemesi varsa çekişmenin tüketici mahkemesinde görülmesi aksi halde davaya tüketici mahkemesi sıfatıyla bakılması yasadan kaynaklanan bir zorunluluktur. İlk derece mahkemesince kamu düzeninden olan görev hususu re’sen gözetilerek yukarıda yazılı olduğu şekilde işlem yapılması gerekirken çekişmenin esasının incelenip hükme bağlanması ile bu karara karşı istinaf mahkemesince istinaf talebinin esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HMK 373/1. maddesi gereğince temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, yerel mahkeme hükmünün BOZULMASINA, peşin alınan harcın yatırana iadesine, karardan bir örneğin Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine, dosyanın İLK DERECE MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 15.12.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.