Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2020/10579 E. 2021/13155 K. 16.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/10579
KARAR NO : 2021/13155
KARAR TARİHİ : 16.12.2021

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; kardeşi olan davalının borcuna kefil olduğunu, davalının borcu ödememesi üzerine aleyhine iki ayrı icra takibi başlatıldığını, kefil olması nedeniyle icra takibine konu borçları ödediğini, ödediği meblağ üzerinden davalı kardeşi aleyhine icra takibi başlattığını, davalının haksız yere borca itiraz ettiğini ileri sürerek; takibe vaki itirazın iptali ile lehine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmişlerdir.
Davalı duruşmada; asıl borçlu olarak senet imzaladığını, borçlarının tamamını ödediğini, … isimli kişinin kendisinden para alarak borçlarının bir miktarını ödediğini söylediğini, borcu olmaması gerektiğini belirtmiştir.
Mahkemece; bilirkişi raporu doğrultusunda davacının talebi gözetilerek davanın kabulüne, 4.800 TL alacak için itirazın iptaline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davacının kefil sıfatıyla ödediği bedelin tahsili talebiyle davalı aleyhine başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı, davalının borcuna kefil olduğunu, davalının borcunu ödememesi üzerine davacı aleyhine Bursa 13. İcra Müdürlüğünün 2009/9567 Esas ve Bursa 6. İcra Müdürlüğünün 2009/9240 Esas sayılı dosyalarından icra takibi başlatıldığı ve kefil sıfatıyla borcu ödemesi üzerine ödediği bedel üzerinden davalı aleyhine icra takibi başlattığıp, davalının icra takibine itiraz ettiği ileri sürerek; itirazın iptalini davalı ise davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, görüşüne başvurulan mali müşavir bilirkişisi tarafından hazırlanan raporda; davacının ödeme yaptığını iddia ettiği Bursa 13. İcra Müdürlüğünün 2009/9567 Esas ve Bursa 6. İcra Müdürlüğünün 2009/9240 Esas sayılı dosyalardaki takiplerin dava dışı kişiler tarafından davalı aleyhine başlatıldığı, her iki icra dosyasında da haricen ödeme yapıldığı, alacaklılar vekili ile davacı arasında 16/04/2010 tarihli protokol yapıldığını, bu protokolün Bursa 13. İcra Müdürlüğünün 2009/9567 Esas ve Bursa 6. İcra Müdürlüğünün 2009/9240 Esas
sayılı dosyalar ile davacı tarafça davaya konu icra dosyasına sunulu üç tane hamile yazılı çek ile ilgili olduğu, söz konusu çeklerin ödendiğine ilişkin belge ibra edilmediği, ancak dava dışı alacaklıların icra takibinden feragat ettikleri nazara alınarak çekleri tahsil ettikleri, böylece davacının davalı adına 6.780 TL ödeme yaptığı, ödemeden dolayı davacının alacaklı olduğu belirtilmiştir.
Somut olayda; davacı, davalı kardeşine kefil olması nedeniyle davacı aleyhine icra takibi başlatıldığını ve kefil sıfatıyla borcu ödediğini iddia etmiş ancak anılan icra takiplerinin dava dışı kişiler tarafından davalı aleyhine başlatıldığı, bahsi geçen icra dosyalarında haricen ödeme yapıldığı, harici ödemelerin kim tarafından yapıldığına ilişkin delil ibraz etmemiş, davaya konu icra takibine ekli 16/04/2010 tarihli “BELGE VE PROTOKOL” başlıklı belgenin, belgede imzası bulunan … tarafından kabul edilip edilmediği hususunun tespit edilmediği halde rapora esas alınmış, davaya konu icra takibi üç adet çeke istinaden 6.780 TL üzerinden başlatıldığı halde davacının talebinin 4.800 TL olduğu ve aradaki farkın neden talep edilmediği ve herhangi bir ödeme olup olmadığı hususu gözetilmeksizin eksik inceleme ve hükme elverişli olmayan bilirkişi raporu doğrultusunda karar verildiği anlaşılmıştır.
Bu durumda mahkemece; HMK’nın 31 inci maddesi gereğince davacıya dava dilekçesi açıklattırılması; bu bağlamda taraflar arasındaki borç ilişkisi, borç ilişkisi kapsamında kime ne miktarda ne zaman ödeme yapıldığı hususları ile ödeme yapıldığına dair belgeleri de sunması ile birlikte talebinin net olarak ortaya konulması, 16/04/2010 tarihli “BELGE VE PROTOKOL” başlıklı belgede imzası bulunan …’ün altındaki imzanın kendisine ait olup olmadığı, belgeyi kabul edip etmediği ve taraflar arasındaki borç ilişkisinin açıklaması konusunda beyanının alınmasından sonra tarafların tüm delilleri birlikte değerlendirilerek alacak miktarı belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, belirtilen hususlar gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme ile hükme elverişli olmayan bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün HUMK’nın 428 inci maddesi gereğince davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK’nın Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nın 440 ıncı maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 16/12/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.