YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/8076
KARAR NO : 2013/10550
KARAR TARİHİ : 24.10.2013
Çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından sanık …’ün yapılan yargılaması sonunda; beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından mahkûmiyetine dair … Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 28.09.2012 gün ve 2010/160 Esas, 2012/213 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii ve katılan Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu (SHÇEK) vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelendi;
Mağdure hakkında 2828 sayılı Kanun uyarınca alınmış bir koruma kararı bulunmadığı ve (SHÇEK)’e ait bir yurtta kalmadığının anlaşılması karşısında, adı geçen kurumun CMK.nın 237 ve devamı maddeleri uyarınca kamu davasına katılmasına yasal olanak olmadığından 28.01.2011 tarihli celsede verilen katılma kararının hukuki değerden yoksun bulunduğu, bu itibarla vekilinin hükmü temyiz hakkı olmadığından temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 317. maddesi uyarınca reddiyle, incelemenin sanık müdafiin temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Onaylı nüfus kayıt örneğine göre, 02.11.1997 doğumlu olup, suç tarihinde 11 yıl 8 ay 14 günlük olan mağdurenin 25.02.2011 tarihli oturumda 1996 yılında … Devlet Hastanesinde doğduğunu ifade etmesi, pedegog bilirkişi tarafından mağdure hakkında düzenlenen 20.12.2010 havale tarihli bilirkişi raporunda, mağdure ile yapılan görüşmede yaşının nüfusta küçük göründüğünü, aslında 15 yaşında olması gerektiğini ifade ettiğinin ve yapılan gözlemde fiziksel görünüş itibarıyla kimlik yaşından büyük gösterdiğinin belirtilmesi, mağdurenin babası… ile annesi …’in aşamalardaki farklı beyanlarında, mağdurenin hangi yılda doğduğu ve daha önce ölen bir çocukları olup olmadığı konularında gerek birbirleriyle gerekse de kendilerinin önceki beyanlarıyla çelişen anlatımlarda bulunmaları, dosya içeriğinden mağdurenin doğum tarihi itibarıyla … Devlet Hastanesinde doğum kaydı bulunmadığının anlaşılması, … Devlet Hastanesince müşteki…’ın, mağdure …’nın doğduğu kabul edilen 23.07.1996 tarihinde 5204 protokol numarası ile hastane doğum servisine yatırıldığı ve aynı gün canlı bir kız çocuk dünyaya getirdiği, ancak bu çocuğun isminin “…” olarak kaydedildiği ve herhangi bir sebeple ölüm kaydının bulunmadığının bildirilmiş bulunması, mağdure hakkında … Devlet Hastanesinin içerisinde radyoloji uzmanı bulunmayan heyetçe düzenlenen 24.03.2011 tarihli raporunda mağdurenin yaşının 17 yaş ile uyumlu olduğu, Temmuz-Ağustos 2009 tarihinde ise 15-16 yaş aralığında olduğunun, aynı hastanenin içerisinde radyoloji uzmanı da bulunan heyetçe düzenlenen 31.05.2012 tarihli raporunda ise, mağdurenin 19 yaş sonunda olduğu ancak yaş tayininde artı eksi iki yıllık bir sapma olabileceğinin ifade edilmesi, mahkemece 03.12.2010 tarihli celsede sanığın savunması alınırken yapılan gözlemde, mağdurenin çocuk olduğu ve bu tarih itibarıyla dâhi 14-15 yaşlarında ancak gösterdiği ifade edildiği halde, 25.02.2011 tarihli oturumda yapılan gözlemde mağdurenin iri yarı olduğu, boyunun 1,66 cm olarak ölçüldüğü ve 65 kilogram ağırlığında olduğunu söylediği ifade edilerek çelişkiye düşülmüş olması, sanığın kovuşturma aşamasında alınan beyanlarında, mağdurenin kendisine liseye gittiğini söylediğini ve onu … Lisesinin önünden aldığını, yaşının küçük olduğunu bilmediğini ifade etmesi ve müdafiin de mağdurenin kayden ablası olan …’dan büyük olma ihtimali de bulunduğunu söyleyerek yaşına açıkça itiraz etmiş bulunması karşısında, suçların oluşumuna ve vasfına etkisi bakımından mağdure yaş tesbitine esas kemik grafileri ile birlikte Adli Tıp Kurumuna gönderilerek gerçek yaşının bilimsel şekilde saptanmasından sonra savunma ve yapılan tespitler de dikkate alınarak sanığın hukuki durumun tayin ve takdiri gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabul ve uygulamaya göre ise;
Dosya içeriğinden 2009 yılı Temmuz ayı olduğu anlaşılan suç tarihinin, gerekçeli karar başlığında 01.03.2010 olarak yanlış gösterilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 24.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.