Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2021/2778 E. 2021/2115 K. 20.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/2778
KARAR NO : 2021/2115
KARAR TARİHİ : 20.10.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 25.01.2013 gününde verilen dilekçe ile men’i müdahale, kal talebi üzerine yapılan duruşma sonunda mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiş olup; bu karar Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 18/04/2019 tarih ve 2018/5737 Esas – 2019/3638 sayılı kararı ile bozulmuştur. Bozma kararına karşı mahkemece 18/04/2014 tarih ve 2013/97 Esas-2014/132 Karar sayılı kararında direnilmesine, davanın kabulüne karar verilmiştir. Direnme kararının Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacı vekili, müvekkilinin, TOKİ’ye ait olan Küçükçekmece ilçesi, Halkalı Mahallesinde bulunan 578 ada 2 parsel sayılı taşınmazı, 07.02.2012 tarihinde harici gayrimenkul satış sözleşmesi ile satın aldığını ve taşınmaz üzerinde inşaat yapmak için çalışmalara başladığını, dava dışı malik olan TOKİ’nin, bu taşınmazla ilgili olarak malik gibi bütün hakları kullanabileceğine ilişkin olarak 02.01.2013 tarihinde yetki verdiğini, bu sebeple mülkiyet hakkına değil şahsi hakka dayalı zilyet olduğunu, davalının, kendisine ait olan komşu 578 ada 3 parsel sayılı taşınmazda kaçak inşaat yapmış olduğunu, bu inşaatın zilyet olduğu taşınmazın 45 metrekarelik kısmını haksız olarak işgal ettiğini, bu işgal sebebi ile müvekkilinin taşınmazdan istifade edemediğini, arsanın bütünlüğünün bozulduğunu, bu sebeplerle, taşkın kısmın yıkılması sureti ile işgalin önlenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, kendisine ait olan taşınmaz üzerinde 1980’li yıllarda inşa etmiş olduğu apartmanda oturduğunu, yanlış yapılan imar sonucu bu durumun oluştuğunu, davanın reddi ile TMK 724 ve 725. maddelerinin lehine uygulanmasına karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece 18.04.2014 tarih 2013/97 Esas- 2014/132 sayılı Karar ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesi tarafından “…imar uygulaması öncesi kadastral 219 sayılı parselde davalı ile Arsa Ofisi Genel Müdürlüğünün paydaş olduğu, davalıya ait dava konusu binanın imar uygulaması sonucu oluşan 578 ada 2 ve 3 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde bırakıldığı, yani 3 parsel sayılı taşınmazdaki binanın 2 parsel sayılı taşınmaza tecavüzlü olacak şekilde imar uygulaması yapıldığı, 2 parsel sayılı taşınmazın dava dışı TOKİ’ye; 3 parsel sayılı taşınmazın davalıya ait olduğu anlaşılmıştır. Davacı her ne kadar TOKİ ile aralarındaki satış sözleşmesi ile TOKİ’den aldığı yetkiye dayanarak dava açtığını bildirmiş ise de yıkım istekli işbu davada kayıt malikinin taraf olması gerektiğinden, davalının binasının taşan kısmının bulunduğu 578 ada 2 parsel sayılı taşınmazın tapu kayıt maliki dava dışı TOKİ’nin davada yer almasının sağlanması, ondan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, bu husus göz ardı edilerek eksik taraf teşkiliyle yazılı şekilde hüküm kurulması…” gerekçeleri ile kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına direnilmesine, davanın kabulü ile; davalının, dava konusu, İstanbul ili, Küçükçekmece ilçesi, Halkalı Mahallesinde bulunan 578 ada 2 parsel sayılı taşınmazın, fen bilirkişisi tarafından düzenlenen 09/07/2013 tarihli krokili raporda 2A ile gösterilen 71,57 m²’lik kısmına yapmış olduğu müdahalenin, yapının yıkılması sureti ile önlenmesi davacı tarafça mahkeme veznesine yatırılan 57.027,00TL’nin anayasal mülkiyet hakkı uyarınca derhal vadeli hesaba aktarılmasına ve karar kesinleştiğinde bu bedelin bankada işleyecek yasal faizi ile davalıya ödenmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
6100 sayılı Kanunun geçici 4. maddesinin 1. fıkrasında “Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlarla ilgili Yargıtay hukuk daireleri tarafından verilen bozma kararları üzerine mahkemelerce verilen direnme kararları, kararına direnilen daireye gönderilir” 4. fıkrasında da “Daire, mümkün olan en kısa sürede direnme kararını inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderir. ” hükmü uyarınca yapılan inceleme sonucunda;
Direnme kararı verilen Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 2018/5737 Esas- 2019/3638 sayılı bozma kararı incelendiğinde her ne kadar kal istemli davalarda malikin davada yer alması gerektiğinden bahisle mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmiş ise de bu kez yapılan inceleme sonucunda mahkeme gerekçesinin yerinde olduğu bu sebeplerle bozma kararımızın yanılgılı değerlendirmelere dayandığı ve mahkemenin direnme kararının yerinde olduğu anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle yerel mahkemenin direnme kararı onanmalıdır.
SONUÇ: 1-Mahkemece verilen direnme hükmünün yerinde bulunduğu anlaşıldığından mahkemenin anılan kararının bozulmasına ilişkin Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 18/04/2019 tarih ve 2018/5737 Esas, – 2019/3638 Karar sayılı ilamının KALDIRILMASINA,
2- Davalının temyiz itirazlarının reddi ile yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20.10.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.