Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2021/4077 E. 2021/13399 K. 22.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4077
KARAR NO : 2021/13399
KARAR TARİHİ : 22.12.2021

MAHKEMESİ : İSTANBUL 3. TÜKETİCİ MAHKEMESİ

Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen misli ile değişim davasının kısmen kabulüne dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; tarafların istinaf başvurularının reddine yönelik olarak verilen kararın, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; davalı şirketten 09/11/2013 tarihli fatura ile 116.000 TL bedel ile araç satın aldığını, arkadaşının aracın boyalı olabileceğini söylemesi üzerine aracı yetkili servise götürdüğünü, ancak serviste herhangi bir bilgi verilmediğini; özel serviste yapılan kontrolde ise, aracın sağ ön kapısı ve bagajında boya olduğunun tespit edildiğini, bu şekilde, aracın gizli ayıplı olduğunun ortaya çıktığını; gizli ayıbın davalıya ihbar edildiğini, olumlu yanıt alamadığını ileri sürerek; dava konusu aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesini talep etmiştir.
Davalı; ihbar süresinin geçtiğini, teslim anında ayıbın bulunduğuna yönelik iddianın doğru olmadığını, ayıbın davacının aracı satın aldıktan sonra gerçekleşme ihtimalinin göz önünde bulundurulması gerektiğini savunarak; davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince; bilirkişi raporuna göre, dava konusu aracın boyalı olduğu ve basit bir muayene ile anlaşılamayacak nitelikte gizli ayıp mahiyetinde bulunduğu, satın alındığından beri yoğun şekilde kullanılmış oluşu hususları nazara alınarak ürünün yenisi ile değiştirilmesini gerektiren şartların oluşmadığı; çoğun içinde az da vardır kuralı gereğince ayıp oranında bedel indirimi hakkının kabulü gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 16.000 TL’nin davalıdan tahsiline, davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararına karşı, taraflarca istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge adliye mahkemesince; bilirkişi raporu ile kullanımdan kaynaklanmayan, imalat hatasına dayalı, ortalama bir tüketicinin satın alma esnasında makul ve yeterli bir süre gözle yapacağı inceleme ile farkına varması mümkün görülmeyen, ölçüm ve inceleme sonucu anlaşılabilecek nitelikte olan, davaya konu aracın muadillerinden farklılaşmasına ve değerini önemli ölçüde azalmasına neden olan boya kusuru saptandığı, tarafların hak ve menfaatleri değerlendirilerek bedel indirimine karar verilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle, tarafların istinaf başvurularının reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Davalının temyiz talebine ilişkin olarak;
6763 sayılı kanun ile 6100 sayılı HMK’ya eklenen ek 1. madde uyarınca; aynı Kanun’un 362. maddesinde öngörülen kesinlik sınırı, 01/01/2021 tarihinden itibaren 78.630 TL’ye çıkartılmıştır.
İstinaf incelemesi sonucunda verilen karar, karar tarihi itibariyle davalı yönünden kesin niteliktedir. HMK’nın 366. maddesi atfıyla aynı Kanunun 352. maddesi uyarınca, kesin olan kararlar hakkında Yargıtay tarafından temyiz isteminin reddine karar verilebilir.
Bu itibarla, davalı tarafın temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı tarafın temyiz talebine ilişkin olarak;
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’un tüketicinin seçimlik haklarını düzenleyen 11 ince maddesinin üçüncü fıkrasında; “ Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesinin satıcı için orantısız güçlükleri beraberinde getirecek olması hâlinde tüketici, sözleşmeden dönme veya ayıp oranında bedelden indirim haklarından birini kullanabilir. Orantısızlığın tayininde malın ayıpsız değeri, ayıbın önemi ve diğer seçimlik haklara başvurmanın tüketici açısından sorun teşkil edip etmeyeceği gibi hususlar dikkate alınır.” hükmü getirilmiştir.
Ayıp nedeniyle satış bedelinden indirilecek miktarın tespitinde ise, doktrinde, “mutlak …”, “nispi …” ve “tazminat metodu” adıyla bilinen değişik görüşler mevcutsa da, gerek Dairemiz gerekse Yargıtay tarafından öteden beri uygulanan “nispi …” olarak adlandırılan hesaplama yöntemi benimsenmektedir. Bu metoda göre; satış tarihi itibariyle satılanın, ayıpsız ve ayıplı değerleri arasındaki oranın, satış bedeline yansıma miktarı belirlenmektedir. Başka bir ifade ile satılanın, tarafların kararlaştırdıkları satış bedeli gözetilmeksizin, satış tarihi itibariyle gerçek ayıpsız rayiç değeri ile ayıplı haldeki rayiç değeri ayrı ayrı belirlenerek, bu iki değerin birbirine bölünmesi suretiyle elde edilecek oran, satış bedeline uygulanmaktadır.
Davada; hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre, aracın sağ ön kapısının boya kalınlığının ortalama değerin üzerinde bulunduğu, bu durumun söz konusu parçada tekrar boyama yapıldığını gösterdiği, satın alma sırasında makul ve yeterli bir süre gözle yapılacak inceleme ile farkına varılamayacağı belirtilerek aracın gizli ayıplı olduğunun tespit edildiği, değer kaybına ilişkin değerlendirmede ise nispi … uygulanmadan satış bedeli üzerinden 16.000 TL belirlendiği, ilk derece ve bölge adliye mahkemelerince belirlenen değer nedeniyle menfaat dengesi gözetilerek misli ile değişim yerine bedel indirimine hükmedildiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, ilk derece mahkemesince, dava konusu araçtaki ayıp nedeniyle satış bedelinden indirilecek miktarın, nispi … uygulanarak belirlenmesi ve oluşacak sonuca göre, aracın misli ile değişiminin gerekip gerekmediği, aksi halde, taraflar arasındaki hak ve menfaatler dengesi gözetilerek bedel indirimine hükmedilip hükmedilmeyeceği tespit edilerek karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi, doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
İlk derece mahkemesi kararının, yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına karar verilmiş olduğundan, işbu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararının da kaldırılmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalının temyiz dilekçesinin miktar itibariyle REDDİNE, ikinci bentte açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK’nın 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, aynı Kanun’un 371 inci maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının davacı yararına BOZULMASINA, harçtan muaf olmasına rağmen davacıdan peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 22/12/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.