Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2020/2079 E. 2021/13973 K. 10.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2079
KARAR NO : 2021/13973
KARAR TARİHİ : 10.11.2021

Mahkemesi :İş Mahkemesi
No : 2019/537-2019/619

Dava yaşlılık aylığı tespiti ve alacak istemine ilişkindir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı sonrası davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine.
2-Davalı Kurumun temyizine gelince,
a)Aylıkların ve artışların senet hükümlerine göre kurumca ödenmesi talebi yönünden;
Türk Ticaret Bankası Emekli Sandığı Vakfı, 506 sayılı Kanunun Geçici 20’inci maddesindeki düzenleme kapsamında yer alan sandıklardan olup, mensupları yönünden zorunlu … niteliğindedir ve sandık mensupları 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı değillerdir. Geçici 20’inci madde, 506 sayılı Kanunun tüm sistemi içerisinde değerlendirildiğinde, bu maddede sayılan sandıklar, bağlı bulundukları kuruluşların personeli hakkında yasal düzenleme alanı içinde Sosyal Sigortalar Kurumu’nun yüklendiği görevleri, sağladığı hakları o düzeyin altına düşmemek üzere yüklenmiş sandıklar olup…görevleri ve en az yükümlülükleri yasa ile belirlenmiştir. (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu 9.3.1983/1-1 RG 23.6.1983/18086).
Geçici 20. Maddeye göre kurulmuş olan sandıklardan, maddede belirtildiği şekilde asgari standartta sosyal sigorta yardımlarını sağlayamayanların, SSK’ya devirleri ve böylece vakıf üyelerinin Kurumun koruması altına alınması, Ek 36’ıncı Madde ile sağlanmıştır.
Ek 36. Madde de; Geçici 20. Maddeye göre kurulmuş olan sandıklardan, 25/04/1985 tarihli ve 3182 sayılı Bankalar Kanununa göre birleştiren, bir başka bankaya devredilen veya bankacılık faaliyetleri sona eren bankaların personeline ait olanlar ile mali durumları üyelerinin sosyal güvenlik yardımlarını sürdürmeye elverişli olmadığı anlaşılanların yetkili organlarının ilgili mevzuat hükümlerine göre fesih ya da devir için alacakları karar üzerine, bütün aktif ve pasifleriyle birlikte Sosyal Sigortalar Kurumuna devredilmesine Bakanlar Kurulu yetkili olacağı, devredilen sandıklardan yararlanan personelin hizmet yılları ve primleri ödenmek veya ödenmiş olmak suretiyle, 17/07/1964 tarihli, 506 Sosyal Sigortalar Kanununa göre emsallerine uygun olarak intibaklarının yapılması da dahil olmak üzere, devire ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca müştereken belirleneceği belirtilmiştir.
Türk Ticaret Bankası Emekli Sandığı Vakfı 03.07.2003 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Bakanlar Kurulunun 10.6.2003 tarih, 2003/5745 sayılı kararı ile bütün aktif ve pasifleri ile birlikte 506 sayılı Yasanın Ek 36’ıncı maddesine göre Sosyal Sigortalar Kurumuna devredilmiştir.
506 sayılı Kanunun Geçici 20 inci maddesi kapsamındaki sandıklar ile ilgili, 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun Geçici 20’inci Maddesinin 5 ve 6’ınci fıkralarında; “Devir işlemi tamamlandıktan sonra sandıklarca ödenen aylık ve gelirlerin, bu Kanunun yürürlük tarihinden önceki süreler için 506 sayılı Kanun, yürürlük tarihinden sonraki süreler için bu Kanun hükümleri uygulanmak suretiyle hesaplanacak aylık ve gelirlerin üzerinde olması halinde söz konusu farklar, peşin değer hesabında dikkate alınır ve … tarafından ilgililere ödenmeye devam edilir. Devir tarihinden sonra bu kişilerin gelir ve aylıklarının durum değişikliği nedeniyle artırılması, azaltılması, kesilmesi ve yeniden bağlanması işlemleri sırasında vakıf senetlerine göre yapılacak hesaplamalar ilgili sandıklar veya sandık iştirakçilerini istihdam eden kuruluşlar tarafından Kurum kontrolünde yapılır.”
Devir tarihi itibariyle sandıklarda iştirakçi olanlar ile sandıklardan ayrılmış olup, aylık veya gelir almayanların sandıklara karşı hak sahibi olmaları halinde tahsis talep tarihi itibariyle aylıkları, bu Kanunun geçici 2 nci maddesi hükümlerine göre hesaplanır. Geçici 2 nci maddenin birinci fıkrasının (a) bendinin uygulanmasında bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönem için 506 sayılı Kanun hükümlerine göre Kurum tarafından ve vakıf senetlerine göre ilgili sandıklar ve sandık iştirakçilerini istihdam eden kuruluşlar tarafından Kurum kontrolünde hesaplama yapılır. Geçici 2 nci madde kapsamında hesaplanacak aylıklar ile sandıkta geçen süreler dikkate alınarak sandık hükümlerine göre hesaplanacak aylıklar arasında fark olması halinde söz konusu farklar, peşin değer hesabında dikkate alınır ve … tarafından ilgililere ödenmeye devam edilir. Bu kişilerin gelir ve aylıklarının durum değişikliği nedeniyle artırılması, azaltılması, kesilmesi ve yeniden bağlanması işlemleri sırasında vakıf senetlerine göre yapılacak hesaplamalar ilgili sandıklar veya sandık iştirakçilerini istihdam eden kuruluşlar tarafından Kurum kontrolünde yapılır.” Şeklinde düzenleme yapılmış ise de; anılan maddenin 13’üncü fıkrasında; beşinci ve altıncı fıkralara göre … tarafından ödenecek olan aylık ve gelirler üzerindeki farklar ve bu madde çerçevesinde devre ilişkin belirlenecek usûl ve esaslar bu maddenin yayımından önce 506 sayılı Kanunun ek 36 ncı maddesine göre devri gerçekleşmiş veya devam eden sandıklar için uygulanmayacağı belirtilmiştir.
Sosyal yardım zammına ilişkin olarak ise; 5510 sayılı Kanunun Geçici Madde 1. Maddenin 3. Fıkrasında ise; bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 506 ve 1479 sayılı kanunlara göre ödenmekte olan sosyal yardım zammı ile telafi edici ödeme tutarlarının, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte ödenen tutarlar esas alınarak, ilgililerin gelir ve aylıklarına ilâve edilerek ödeneceği belirtilmiştir.
Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler sonucu, devir tarihi itibariyle sandığın aktif ve pasif üyelerinin sandığa prim ödemek suretiyle geçen hizmetlerinin, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa tabi hizmetler gibi değerlendirilmesi, statüsüne göre gelir ve aylık bağlananlar ile bunların hak sahipleri hakkında, 506 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Buna göre; aylıkları hâlen ödenmekte olanların, 506 sayılı Kanuna göre aylık bağlanmış emsallerine uygun olarak intibaklarının yapılması ve sandıkça ödenen/ödenmesi gereken aylıklar (sosyal yardım zammı dahil) ile 506 Sayılı Kanuna göre intibak yapılan aylıklar arasında fark oluşması halinde aylıkların, sandıkça ödenen/ödenmesi gereken miktarlar üzerinden ödenmesine imkan bulunmamaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21/09/2005 tarihli 2005/10-419 Esas, 494 Karar sayılı ilamlarında bu hususun kazanılmış hak olmayacağı belirtilmiştir. Devir tarihinden önce Vakıf senedi hükümlerinin uygulanması sonucu hesaplanacak maaşların davalı … bağlaması söz konusu olmadığından, devir tarihinden önce sandık tarafından yapılan eksik ödemelerden Kurum sorumlu olmayacaktır.
b)2003 ve 2006 yıllarında kurumca aylık artışlarının eksik yapıldığı iddiası yönünden;
08.09.1999 tarihinde yürürlüğe giren 4447 sayılı Kanunun Geçici 4’üncü maddesinde “Bu Kanunun 24’üncü maddesinin yürürlüğe gireceği tarihe kadar, bu Kanunun 16’ncı maddesi ile 506 sayılı Kanuna eklenen Ek 38’inci maddesine göre Sosyal Sigortalar Kurumundan gelir ve aylık almakta olanlara yapılan ödemeler ile 29’uncu maddesi ile değiştirilen 1479 sayılı Kanunun 36’ncı maddesinin son fıkrasına göre Bağ-Kur tarafından ödenen aylıklarda dönem sonunda kadar yapılan artış oranının, aynı dönemin başında memur aylıklarında yapılan ortalama artış oranının altında kalması halinde, söz konusu ödemeleri aradaki fark kadar artırmaya Bakanlar Kurulunun yetkili olduğu” hükmüne yer verilmiş ve bu yetki Kanununa dayanılarak çıkarılan ve 01.11.2002 tarihinde yürürlüğe giren 2002/4847 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında “4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’na eklenen Geçici 4’üncü maddesine göre; 506 sayılı Kanunun Ek 38’inci maddesine göre Sosyal Sigortalar Kurumundan gelir, emekli ve diğer aylık almakta olanlara yapılan ödemeler ve 1479 sayılı Kanunun 36’ncı maddesinin son fıkrasına göre Bağ-Kur tarafından ödenen emekli ve diğer aylıklarda 01.01.2002 – 31.12.2002 tarihleri arasında yapılan artış oranı ile aynı dönemde memur aylıklarında yapılan artış oranından kaynaklanacak fark Aralık ayında hesaplanarak, söz konusu aylık ve ödemelere yansıtılacağı” karara bağlanmış ise de; anılan karar 17.01.2003 tarihinde yürürlüğe giren 2003/5146 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 11 ve 12’nci maddeleri ile 01.11.2002 tarihi itibariyle yürürlükten kaldırılarak, 506 ve 2925 sayılı Kanunlara göre gelir ve aylık alanlar için yeni bir artış düzenlemesi yerine sosyal destek ödemesi öngören başka bir düzenleme getirilmiş ve bu düzenleme de kararın 11’inci maddesinde belirtildiği üzere 01.01.2003 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Bakanlar Kurulu Kararı düzenleyici bir işlem olup; objektif hukuk kuralı niteliğindeki bir düzenleyici işlemin yürürlüğe girdikten bir süre sonra baştan itibaren kaldırılması durumunda yürürlükte kaldığı sürede şahıslar yararına kazanılmış hak oluşturabilmesi için, kuralın ilgilisi olan kişi hakkında uygulanmış ve kişiselleştirilmiş olması gerekir. Dava konusu olayda, sonradan yürürlüğe giren 2003/5146 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlük tarihinden itibaren ortadan kaldırılan 2002/4847 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının davacı açısından kişiselleştiğini gösteren bir işlem yapıldığına ilişkin bir belge dosya kapsamında bulunmamaktadır.
01.01.2007 tarihinde yürürlüğe giren 5565 sayılı 2007 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 30’ uncu maddesinin 6’ncı fıkrasında “506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu, 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu, 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanunu ve 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununa göre gelir ve/veya aylık ödenenlere, bu kanunlar gereğince ödenmekte olan gelir ve/veya aylık tutarlarında (506 sayılı Kanuna göre gelir ve/veya aylık ödenenlerin bu Kanunun geçici 76’ncı maddesine göre yapılan telafi edici ödemeler dahil), 2006 yılı için 08.02.2006 tarihli ve 5454 sayılı Kanuna göre yapılan yıllık kümülatif artış oranı ile aynı dönemde memur aylıklarında katsayıların yükseltilmesi suretiyle yapılan kümülatif artış oranı arasındaki farkı telafi edecek şekilde hesaplanacak fark tutarları 2006 yılı Temmuz – Aralık ayları ödeme dönemleriyle sınırlı olmak üzere bir defada ayrıca ödenir. 2006 yılı ikinci altı aylık döneminde altı aydan daha az süreyle gelir ve/veya aylık almış olanlara yapılacak ödemelerde fiilen yararlanılan gelir ve/veya aylık ödeme döneme sayısı dikkate alınır. Bu şekilde yapılacak ödemenin bir aylık tutarının 2006 yılı Aralık ayı ödeme dönemi gelir ve/veya aylık tutarına ilave edilmesi sonucunda bulunacak tutar, 2007 yılı Ocak ayı ödeme döneminde yapılacak artışlara esas alınır.” düzenlemesi bulunmaktadır. Söz konusu düzenleme uyarınca Kurumun 29.01.2007 tarih 2007/8 sayılı Genelgesinde bu yasal düzenleme dikkate alınarak 2006 yılı memur aylıklarında kat sayı yükseltilmesi nedeniyle kümülatif artış %7,5 oranında gerçekleşmesine rağmen aynı dönemde 5454 sayılı Kanuna göre 506 ve 2925 sayılı Kanunlara göre ödenen gelir ve aylıklardaki kümülatif artış oranı %6,09 oranında gerçekleştiğinden aradaki farkın kapatılması için %1,33 oranında artış yapılmasının öngörüldüğü anlaşılmaktadır.
Belirtilen açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, mahkemece; 2003 ve 2006 yıllarında aylıklara uygulanacak zam oranlarının hesaplanmasında hata ve eksiklik bulunmadığına ilişkin kabul kararında bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte, devir tarihinden önce aylıkların vakıf senedi hükümlerine göre bağlanması ve intibakın bu aylık üzerinden yapılarak Kurumca ödenmesinin mümkün bulunmamasına, prim ödeme gün sayısı, prime esas kazanç tutarı ve sigortalılık süresine göre 506 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak intibaklarının yapılarak sosyal yardım zammı dahil olmak üzere aylıkların hesaplanıp ödenmiş olmasına göre, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetsiz bulunmuştur.
O hâlde, davalı kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının davacıdan alınmasına, 09.11.2021 gününde oybirliği ile karar verildi.