Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/85 E. 2022/39 K. 10.01.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/85
KARAR NO : 2022/39
KARAR TARİHİ : 10.01.2022

MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada … Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03.03.2021 tarih ve 2014/349 E- 2021/57 K. sayılı kararın davacı … vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin usulden reddine dair … Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi’nce verilen 22.10.2021 tarih ve 2021/1017 E- 2021/1459 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı … vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Dava, 6102 sayılı TTK’nın 410/2 ve 412. maddeleri uyarınca genel kurulun toplantıya çağrılmasına yönelik izin istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusu yapılan kararın kesin olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmiştir. Davacı vekili, bu kez temyiz isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı gerektirici sebepler ile ilk derece mahkemesince verilen kararın kesin olduğu yönündeki tespitin usul ve yasaya uygun olmasına göre Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı … vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacı …’tan alınmasına,
10/01/2022 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
6102 sayılı TTK 617/3 maddesi delaletiyle uyuşmazlıkta uygulanması gereken TTK 410/2 maddesinde “Yönetim Kurulunun devamlı olarak toplanamaması, toplantı nisabının oluşmasına imkan bulunmaması veya mevcut olmaması durumlarında, mahkemenin izniyle, tek bir pay sahibinin genel kurulu toplantıya çağırabileceği, mahkemenin kararının kesin olduğu”, TTK 412 maddesinde de “pay sahiplerinin çağrı veya gündeme madde konulmasına ilişkin istemleri yönetim kurulu tarafından reddedildiği veya isteme yedi iş günü içinde olumlu cevap verilmediği takdirde, aynı pay sahiplerinin başvurusu üzerine, genel kurulun toplantıya çağrılmasına şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi karar verebilir. Mahkeme toplantıya gerek görürse, gündemi düzenlemek ve Kanun hükümleri uyarınca çağrıyı yapmak üzere bir kayyım atar. Kararında, kayyımın görevlerini ve toplantı için gerekli belgeleri hazırlamaya ilişkin yetkilerini gösterir. Zorunluluk olmadıkça mahkemece dosya üzerinde incelem yaparak karar verir. Karar kesindir” hükmü getirilmiştir.
Açıklanan yasal düzenlemelerde öngörülen mahkeme kararının kesin olması durumu, bu konuda açılan davanın kabulü yani mahkemece genel kurulun toplantıya çağırılmasına karar verilmesi durumunda söz konusudur.
Zira;
1- TTK 410/2 ve 412 maddesinin lafzı, sadece kabul kararının kesin olduğuna işaret etmektedir. Eğer hükümdeki mahkeme kararı ile kabul veya red yönündeki her türlü karar kastedilseydi, mahkeme kararının kesin olduğuna yönelik ifade, kabul halinde içerik ve şekilden bahseden ibarenin hemen ardından gelmezdi. Başka bir deyişle kararın kesin olduğuna ilişkin ibare ya ayrı bir fıkra olarak düzenlenir veya açıkça red veya kabul kararı kesindir şeklinde ifade edilirdi.
Açıklanan nedenle, talebin reddine ilişkin mahkeme kararı kesin olmayıp, kanun yolu açık olan bir karardır.
2- Sayın çoğunluk görüşü, Anayasaya uygun yorum ilkesine de aykırıdır. Anayasaya uygun yorum, bir kanunun ilgili hükmünün iptal edilmeden, ona Anayasa’ya uygun bir anlam vererek hükmün uygulamada kalmasının sağlanmasıdır. Bu yöntemde bir hükme, birden fazla anlam verilebiliyorsa bu anlamlardan en azından birisi ile Anayasaya uygun şekilde yorumlanması gereklidir. Red kararlarının kesin olduğunun kabulü Anayasada ki adil yargılanma ve hak arama özgürlüğüne aykırı bir yorumdur. Kişinin kanun yollarına başvurma imkanlarını engelleyen her kural hak arama özgürlüğünün karşısında adaleti yaralayan bir engel oluşturmaktadır. (Ünal Tekinalp, Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku. 380, Doç. Dr. Ozan Can, Anonim şirketlerde Pay sahibinin Bilgi Alma Talebinin reddine ilişkin Yerel Mahkemece verilen kararın kesin olduğu yönündeki Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin kararlarına yönelik eleştiriler )
Anayasaya uygun yorum ilkesine göre de, davanın reddine ilişkin karar kesin olmayıp, kanun yolu açık olan bir karardır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddine ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararı kesin olmadığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması yerine yazılı gerekçe ile onanmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyız.