Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2021/2221 E. 2021/6222 K. 01.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/2221
KARAR NO : 2021/6222
KARAR TARİHİ : 01.11.2021

MAHKEMESİ : ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davalı … hakkında açılan davanın kabulüne, davalılar … ve … hakkında açılan davanın husumetten reddine karar verilmiş; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince davalı …’in bakımının ahlaki ödev kapsamında olduğu, davalıların alım gücünün olmadığı, taşınmazın davalı …’e değil eşi …’e devredilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, murisin davalı … ile diğer kardeşlerinden daha yakın olduğu, murisin mal kaçırma amacıyla hareket ettiği, davalı …’nin işlemin muvazalı olduğunu bilen veya bilmesi gereken kişi olduğu gerekçesiyle davalı … vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin olarak verilen karar davalı … vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’in raporu okundu, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Davacılar, kardeşleri mirasbırakan …’ın bekar ve çocuksuz olarak öldüğünü, ölümünden çok kısa bir süre önce kardeşleri davalı …’e verdiği vekaletname ile kayden maliki olduğu 362 ada 9 parsel sayılı taşınmazı mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla çok düşük bir bedelle satış gibi göstererek …’in eşi davalı …’e devrettiğini, …’ün de taşınmazı daha sonra bedelsiz olarak davalı …’ye devrettiğini, taşınmaz üzerinde inşa edilen 6 daireden birinin …’in konutu olduğunu, diğer 5 tanesinin ise … tarafından kiraya verildiğini, taşınmaz maliki olarak görünen …’nin taşınmaz üzerinde hiçbir tasarrufunun olmadığını, muris …’ın ölümünden 50 gün önce taşınmaz satmaya ihtiyacı olmadığını, kanser hastası olan …’ın satışta kullanılan vekaletnameyi ölüm döşeğinde hastaneye çağrılan noter huzurunda … yardımıyla imzaladığını, davalıların taşınmazı satın alacak ekonomik gücünün olmadığını ileri sürerek taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile miras payları oranında adlarına tescilini talep etmişlerdir.
Davalı … ve …, vekaletnamenin ekinde murisin fiil ehliyetinin bulunduğuna dair sağlık raporu olduğunu, taşınmaz maliki olmadıklarından kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini, kardeşlerden …’nin vekaletnamenin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı olarak aynı taşınmaz hakkında açtığı davanın reddedildiğini, muris …’ın diğer kardeşleri ile ilişkisini kestiğini, murisin 1999 yılından beri kendileri ile yaşadığını, diğer kardeşlerinin muris ile ilgilenmediğini, taşınmaz üzerinde bulunan binayı birlikte inşa ettiklerini, şeklen muris adına kayıtlı olsa da birlikte tasarruf ettiklerini, murisin tüm tedavi giderlerini karşıladığını, ölümünden sonra da tüm işlemleri ile kendisinin ilgilendiğini, murisin sağlığında da taşınmaza …’in sahip olmasını arzu ettiğini, murisin son yıllarda çalışma gücünün bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, murisin maddi durumunun iyi olduğu, hastalanması üzerine murise kardeşi … ve çocuklarının baktığı, davalı …’in murisin tüm ihtiyaçlarını karşıladığı hususunu kanıtlayamadığı, davalıların taşınmazı satın alacak maddi durumlarının olmadığı, taşınmaz bedelinin düşük gösterildiği ve ödendiğinin kanıtlanamadığı, taşınmaz üzerinde davalı …’in tasarruf etmeye devam ettiği, davalı … ile …’in yakınlığının bulunduğu ve …’nin iyi niyetli olmadığı, davalıların fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettiği ve mal kaçırmak amacıyla devir yapıldığı gerekçesiyle davalı … hakkında açılan davanın kabulüne, davalılar … ve … hakkında açılan davanın husumetten reddine karar verilmiş; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince davalı …’in bakımının ahlaki ödev kapsamında olduğu, davalıların alım gücünün olmadığı, taşınmazın davalı …’e değil eşi …’e devredilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, murisin davalı … ile diğer kardeşlerinden daha yakın olduğu, murisin mal kaçırma amacıyla hareket ettiği, davalı …’nin işlemin muvazalı olduğunu bilen veya bilmesi gereken kişi olduğu gerekçesiyle davalı … vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dosya kapsamı ve toplanan delillerden; mirasbırakan …’nin 17/02/2014 tarihinde davalı kardeşi …’e verdiği vekaletname kullanılarak kayden maliki olduğu 362 ada 9 parsel sayılı taşınmazın 18/02/2014 tarihinde kardeşinin eşi davalı …’e devredildiği, …’ün ise 06/03/2014 tarihinde taşınmazı davalı …’e devrettiği, mirasbırakanın 09/04/2014 tarihinde bekar ve çocuksuz olarak öldüğü, geriye mirasçı olarak davacı kardeşleri ……, davalı …, dava dışı … … ile 2013 yılında ölen …’nin çocukları ……’i bıraktığı mirasbırakanın ayrıca davaya konu olmayan … plakalı aracı vekili … aracılığıyla 18/02/2014 tarihinde …’e devrettiği, …’ün ise daha sonra bu aracı mirasbırakanın yeğeni …’a temlik ettiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide “muris muvazaası” olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 237. (Borçlar Kanunu’nun (BK) 213.) ve Tapu Kanunu’nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile mirasbırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Öte yandan, HMK’nın 190. maddesi ve TMK’nın 6. maddesi gereğince herkes iddiasını ispatla yükümlüdür. Bu kapsamda muris muvazaası iddiasına dayalı davalarda mirasbırakanın kastının açık bir şekilde saptanması gerekmektedir. Bir başka ifade ile mirasbırakan tarafından yapılan temlikin mal kaçırmak amacıyla yapıldığının ispat yükü davacıdadır.
Somut olayda; dinlenen tanık beyanlarına mirasbırakanın temliki mal kaçırma amacıyla yaptığı hususunda somut olgular ortaya konulamadığı gibi dosya kapsamından mirasbırakanın anılan temliki kendisiyle ilgilenen kardeşinin eşi olan davalı …’e minnet duygusu ile yaptığı sonucuna varılmaktadır.
Hal böyle olunca, temlikin mal kaçırma amacıyla ve muvazaalı olarak yapıldığı iddiası davacı tarafından, HMK’nın 190. ve TMK’nın 6. maddeleri uyarınca usulünce ispat edilemediği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken davalının savunması üzerinden gerekçe oluşturularak yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.
Davalı vekilinin yerinde görülen temyiz itirazının kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 373/1 maddesi uyarınca Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda yazılı nedenlerle 6100 HMK’nın 371/1-a maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Manavgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesine, kararın bir örneğinin Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine gönderilmesine, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine 01/11/2021 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.