Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2013/12287 E. 2014/15135 K. 30.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/12287
KARAR NO : 2014/15135
KARAR TARİHİ : 30.09.2014

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : SÖZLEŞMENİN İPTALİ-ELATMANIN ÖNLENMESİ

Taraflar arasında birleştirilerek görülen zilyetlik devir sözleşmesinin iptali ve elatmanın önlenmesi davası sonunda, yerel mahkemece asıl ve birleşen davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalılar tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 30.09.2014 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı … vekili Avukat …, davalı … vekili Avukat … ile temyiz edilen vekili Avukat … … geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:

-KARAR-

Asıl dava; zilyetlik devir sözleşmesinin iptali birleşen dava ise çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi istemine ilişkindir.
Davacı şirket vekili dava dilekçesinde; davacı şirketin çekişmeye konu 1410 parsel sayılı taşınmazın 144/119040 payını davalılardan …’tan satın alma yoluyla iktisap ettiğini, bu paya tekabül eden 669,46 m² arsa ve üzerindeki binaya davalıların haklı ve geçerli bir neden olmaksızın bir kısmını kullanmak bir kısmını da kiraya vermek suretiyle el attıklarını, payın şirket adına tescilinden iki gün önce davalı …’in diğer davalı ile akdedildiği ileri sürülen “zilyetlik devir sözleşmesi” ile üzerindeki binanın devrinin kararlaştırıldığını, harici sözleşmenin muvazaalı olup şirket bakımından bir bağlayıcılığının bulunmadığını, paya bağlı olarak yapının da satın alındığını, davalılar arasındaki muhdesatın devrine ilişkin protokolün hukuki bir dayanağı olmadığını davalı …’ın pay satın almasının sonuca etkili olmayacağını ileri sürerek eldeki asıl ve birleşen davaları açmıştır.
Mahkemece; asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; dava konusu, arsa vasıflı, 1410 parsel sayılı taşınmazdaki 144/119040 payın ( imarla 3/2480 pay) davalı … adına kayıtlı iken oğlu …’ın ortağı olduğu dava dışı … Yapı Malzemeleri Sanayii Ticaret ve Limited Şirketinin borcuna teminat olmak üzere davacı … Kimya Sanayii ve Ticaret AŞ lehine 1410 parsel sayılı taşınmazdaki 144/119040 payı üzerine 22/01/2009 tarihinde 1. dereceden 1.000,00 TL değerinde ipotek tesis edildiği, ancak borcun ödenmemesi üzerine 28/08/2009 tarihinde vekil kılınan … aracılığıyla davacı şirkete satış yoluyla temlik edildiği, bu arada üzerindeki binanın diğer davalı …’a 25/08/2009 tarihli sözleşme ile zilyetliğinin devredildiği ve yargılama sırasında anılan parselden 14/01/2010 tarihinde pay satın alarak paydaş olduğu anlaşılmaktadır.
Gerçekten de; paylı mülkiyete tabi taşınmazda davalı …’ın başkaca payı olmadığı, arsa vasıflı taşınmaz üzerinde bulunan ve davalı …’in payına özgülenen binadan başkaca yapı bulunmadığı, 26/03/1989 tarihinde satın aldığı paya zemin hariç dört katlı, iki dükkân ve yedi bağımsız bölümden oluşan binanın …’a ait olduğunun belediye kayıtları ile de sabit olduğu görülmektedir.
Hemen belirtilmelidir ki; hukuk sistemimizde tekli mülkiyet sistemi geçerli olup, çifte mülkiyete izin verilmemektedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 684. maddesindeki düzenlemede; “Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur. Bütünleyici parça, yerel âdetlere göre asıl şeyin temel unsuru olan ve o şey yok edilmedikçe, zarara uğratılmadıkça veya yapısı değiştirilmedikçe ondan ayrılmasına olanak bulunmayan parçadır. ” hükmüne yer verilmiştir. Bu durumda arzın mütemmim cüz’ü (bütünleyici parçası) olan muhdesatların, TMK’ nin 684. maddesi uyarınca zeminin mülkiyetine tâbidir.
Somut olayda da; zilyetliğin devri sözleşmesine konu edilen çekişmeli taşınmazdaki yapıdır. Yukarıda anılan yasal düzenleme gözetilerek taşınmaz üzerindeki muhdesatın zeminden ayrı olarak satılmasının mümkün olmadığı, muhdesatın arza bağlı olarak ancak resmi akitle devredilebileceği, arzdan bağımsız olarak zilyetlik devir sözleşmesinin davacı bakımından bağlayıcılığının olmayacağı, tapulu taşınmazların satışının da ancak resmi şekilde yapılabileceği, bu tür sözleşmelerin adi yazılı şekilde her zaman düzenlenmesinin mümkün olduğu saptanmak ve bu olgular benimsenmek suretiyle zilyetlik devir sözleşmesinin iptaline ilişkin birleşen davanın kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalıların bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir. Reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün bu kısmının ONANMASINA,
Davalıların elatmanın önlenmesi isteğine ilişkin temyiz itirazlarına gelince gelince;
Bilindiği üzere; çekişmeye konu edilen yapının, TMK’nin 684. madde hükmü uyarınca arzın mütemmim cüzü niteliğinde ve arzın mülkiyetine tabi olduğu sabit olup, arza paydaş durumunda olan davacının TMK’nin 683. maddesinden kaynaklanan mülkiyet hakkı nedeniyle muhtesatta da kullanım hakkı olacağı tartışmasızdır. Dosya kapsamı ile çekişmeli arzın ve arza bağlı yapının davacı şirket tarafından kullanılmasına davalıların engel olduğu, bir başka ifadeyle intifadan men olgusunun gerçekleştiği saptandığına göre mülkiyet hakkı gözetilmek suretiyle, davacının payı oranında elatmanın önlenmesine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile mutlak elatmanın önlenmesine karar verilmiş olması doğru değildir.
Davalıların bu yöne hasren temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 28.12.2013 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden davalılar vekilleri için ayrı ayrı 1.100.00.-‘er TL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına, 30.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.