Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/4478 E. 2021/13021 K. 28.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4478
KARAR NO : 2021/13021
KARAR TARİHİ : 28.12.2021

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Uygulama kadastrosu sırasında, … İli … İlçesi … Mahallesi çalışma alanında ve tapuda … ve … adına kayıtlı bulunan eski 1630 parsel sayılı 560,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 194 ada 528 parsel numarasıyla önce 545,55 metrekare yüzölçümlü olarak, itiraz üzerine kadastro komisyon kararıyla 546,33 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.
Davacı …, uygulama kadastrosu sırasında müştereği olduğu taşınmazın yüzölçümünün eksildiğini ileri sürerek, dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne, çekişmeli taşınmazın uygulama tutanağına ekli komisyon tutanağında belirtilen 546,33 metrekarelik yüzölçümüne 22.01.2016 tarihli fen bilirkişisi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 11,61 metrekarelik bölümün eklenmesi ile taşınmazın 557,94 metrekare yüzölçümlü olarak tutanağının olağan yoldan kesinleştirilerek tapu kütüğüne aktarılmak üzere Kadastro Müdürlüğüne iadesine karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, uygulama kadastrosu sırasında dava konusu taşınmazın yola olan doğu sınırının eksik ölçüldüğü gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar vermeye yeterli bulunmadığı gibi, yöntemince taraf teşkili sağlanmadan karar verilmiş olması da usul ve yasaya uygun düşmemektedir. Şöyle ki; Mahkemece, dava konusu taşınmaza ait tesis kadastro tutanağı, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları getirtilerek dosya arasına alınmamış; diğer taraftan dosya arasında bulunan teknik bilirkişi raporu, taşınmazın tesis kadastrosu sonucu oluşturulan paftadaki sınır yerleri ile uygulama kadastrosu sonucu oluşturulan paftadaki sınır yerlerinin yapılan çakıştırması sonucunda, birbirleriyle ve zeminle uyumlu olup olmadığını belirten, tesis kadastrosu sırasında taşınmazda sınırlandırma, ölçü, çizim veya hesaplama hatası yapılıp yapılmadığını açıklayan ayrıntılı ve gerekçeli bir şekilde hazırlanmamış; öte yandan hükme esas alınan teknik bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen bölümün yolda kaldığı belirlenmiş olup, yolların, kamunun kullanıma ait yerlerden olması nedeniyle, yol hakkında açılacak davaların Hazineye ve ilgili kamu tüzel kişiliğine yöneltilmesi zorunlu olduğu halde, somut olayda yasal hasım konumunda bulunan Hazine ve ilgili kamu tüzel kişisi olarak … Belediye Başkanlığı ile … Büyükşehir Belediye Başkanlığı’ nın davada taraf olarak yer almaları sağlanmaksızın yargılamaya devam edilerek hüküm kurulmuştur.
Hal böyle olunca; Mahkemece öncelikle davacıya, davasını yasal hasım konumundaki Hazine, … Belediye Başkanlığı ve … Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na yöneltmesi için süre ve imkan tanınmalı, bu şekilde taraf teşkilinin sağlanması halinde, Hazine ve ilgili Belediye Başkanlıklarından savunma ve delilleri sorulmalı, bildirdikleri takdirde delilleri toplanmalı; ayrıca amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için, dava konusu taşınmaza ait tesis kadastro tutanağı, diğer tüm bilgi ve belgeler ile komşu parsellere ait tesis ve uygulama kadastrosu tutanak örnekleri ve varsa dayanakları dosya arasına getirtilmeli, denetime veri teşkil etmek üzere, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, tesis kadastrosuna ait pafta haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanıldığı anlaşılan diğer haritalar, dava konusu taşınmaza ilişkin tesis kadastrosu ve uygulama kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgeler celp edilerek dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile harita mühendisi ve jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi sıfatına sahip bilirkişilerin de dahil olduğu üç kişilik uzman bilirkişi kurulunun katılımıyla keşif yapılmalı ve bu keşif sırasında, dava konusu taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı, bitki örtüsü, zeminde mevcut ağaçların yaşı gibi hususlar ile zeminin jeolojik yapısının değerlendirilmesine ihtiyaç duyulan hallerde uzman ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişi de keşif heyetine dahil edilmeli; dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri teknik bilirkişiye işaretlettirilmeli, fotoğrafları çekilmeli, taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşmadıkları tespit edilip gerektiğinde imzaları ile beyanları tevsik edilmeli, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırlar teknik bilirkişi tarafından haritasında işaretlenmeli, keşif sırasında hazır edilmeleri halinde ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişisinden, taşınmazlar arasında değişmeyen doğal ya da yapay sınırlar bulunup bulunmadığı, sınırlarda mevcut ağaçların yaşları gibi hususlarda bilgi alınmalı, teknik bilirkişiden denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak uygulama kadastrosunu denetlemesi istenmeli; teknik bilirkişilerden, tesis kadastrosunun, paftaların üretim yılı, üretim tekniği, altlığı ve ölçeği gibi hususları da açıklar tarzda hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların niteliğinin ne olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği, uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve “ada raporu” ile “uygulama tutanağı ve haritasını” irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve haritalar alınmalı; raporun denetime elverişli olması için teknik bilirkişiden, düzenleyeceği haritalardan iki tanesinde hava fotoğrafı üzerinde, iki tanesinde ise ortofoto (yoksa uydu fotoğrafı) üzerinde ilk tesis kadastrosu paftası ve uygulama kadastrosu paftasını çakıştırması istenmeli; çakıştırmaların birer tanesinin ada bazında değerlendirme yapmaya elverişli geniş ölçekli olması, diğerinin ise dava konusu taşınmaz ve çevresini gösterir şekilde daha dar ölçekli olması talep edilmeli; teknik bilirkişi haritasında, uygulama kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiği de gösterilmeli; açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmeli; değerlendirme yapılırken uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı gözönünde bulundurulmalıdır.
Mahkemece, bu hususlar gözetilmeksizin, yöntemince taraf teşkili sağlanmadan, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığı gibi; kadastro hakimi doğru, infazı kabil, infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak ve taşınmaz hakkında sicil oluşturmaya elverişli şekilde karar vermek zorunda olup, taşınmaz hakkında tescil hükmü kurulmakla yetinilmesi gerekirken, uygulama tutanağının olağan yoldan kesinleştirilerek tapu kütüğüne aktarılmak üzere Kadastro müdürlüğüne iadesine karar verilmesi dahi isabetsiz olup, hükmün bu nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Davalı … vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 28.12.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.