Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2021/8101 E. 2022/218 K. 10.01.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8101
KARAR NO : 2022/218
KARAR TARİHİ : 10.01.2022

7. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVACILAR : … vd.
DAVALILAR : … vd.

Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 06.08.2013 gününde verilen dilekçe ile zilyetlik devir sözleşmesinin iptali, elatmanın önlenmesi ve alacak talebi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 17.06.2021 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacılar, dava dışı Hazine adına kayıtlı 233 ada 6 parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak mirasbırakan babaları Muharrem Aydın adına tapu tahsis belgesinin bulunduğunu, taşınmaz üzerindeki binada mevcut beş daireden üçünün davalılar tarafından kullanıldığını, bu üç dairenin mirasbırakan tarafından davalılara devredildiğinden davalılar aleyhine açtıkları Zonguldak 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/18 Esas sayılı davasında davalıların cevap dilekçesi ekinde sundukları zilyetlik devir sözleşmeleri ile haberdar olduklarını, taşınmazların gerçekte mirasbırakan tarafından davalılara bağışlandığını, davalıların mirasbırakanını kandırdıklarını ileri sürerek muvazaa, ehliyetsizlik, bağış ve geçersiz olmaları nedeni ile Zonguldak 2. Noterliğinin 17.10.2010 tarihli 2930 yevmiye numaralı, 15.02.2001 tarihli 3487 yevmiye numaralı zilyetlik devir sözleşmelerinin iptaline, davaya konu taşınmazların mirasbırakanın sağlığında yapıldığını ve taşınmazda kendilerinin miras payları oranında haklarının olduğunun tespitine, davalıların taşınmaza vaki haksız elatmanın önlenmesine karar verilmesini talep etmişler, 01.12.2014 tarihli ıslah dilekçeleri ile davaya konu dairelerin mirasbırakanın sağlığında yapıldığının tespiti ile miras paylarına isabet eden alacağın davalılardan tahsilini istemişlerdir.
Davalılar, zamanaşımı defi ileri sürmüşler, zilyetlik devir sözleşmelerinin hukuken geçerli olduğunu, mirasbırakanın vasiyetname ve zilyetlik devir sözleşmesi ile davacılara da taşınmaz verdiğini, iddiaların doğru olmadığını, davanın kötüniyetle açıldığını belirtip davanın reddini savunmuşlardır.
İlk Derece Mahkemesince, tapusuz taşınmazların devrinin şekle tabi olmadığı gibi 01.04.1974 tarih 1/2 sayılı İBK’nın uygulama yerinin de bulunmadığı, ıslah tarihi itibariyle TMK’nın 571. maddesi uyarınca tenkis için öngörülen 1 yıllık hak düşürücü sürenin sona erdiği, iptali istenen zilyetlik devir sözleşmelerinin yapıldığı tarihlerde mirasbırakanın fiil ehliyetine haiz olduğunun Adli Tıp Kurumu raporu ile sabit olduğu, sözleşmelerin hile ile düzenlendiğine dair bir delil sunulmadığı, davanın ispatlanamadığı gerekçeleriyle reddine karar verilmiştir.
Davacılar vekilinin istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Davacılar vekilinin, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı temyiz etmesi üzerine, Yargıtay 1. Hukuk Dairesince, bölge adliye mahkemesi kararının ortadan kaldırılarak, ilk derece mahkemesi kararının “Somut olayda, davacılar dava dilekçesinde ehliyetsizlik ve muvazaa hukuksal nedenlerine dayanarak Zonguldak 2 Noterliğinin 17.10.2010 tarihli 2930 yevmiye numaralı, 15.02.2001 tarihli 3487 yevmiye numaralı zilyetlik devir sözleşmelerinin iptali ile davaya konu taşınmazların mirasbırakan tarafından yapıldığının, taşınmazda miras payları oranında hakları olduğunun tespitini ve elatmanın önlenmesini istemişler, 01.12.2014 tarihli ıslah dilekçeleri dava dilekçelerinin netice ve talep kısmını ıslah ettiklerini belirtip, taşınmazların mirasbırakan tarafından yapıldığının tespiti ile rayiç değerlerinden miras paylarına isabet eden alacağın tahsilini talep etmişlerdir. Davacıların talepleri arasında tenkisin bulunmadığı tartışmasızdır. Ne var ki ilk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi tarafından davacıların ıslah ile tenkis isteğinde bulundukları kabul edilerek hatalı değerlendirme yapılması isabetsizdir. Hal böyle olunca, HMK’nın 31. maddesi uyarınca davacıların isteklerinin açıklattırılması, taraflar arasındaki uyuşmazlığın açıkça tespiti ve sonucuna göre bir karar vermesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesince Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, tapusuz taşınmazların devrinin şekle tabi olmadığı gibi 01.04.1974 tarih 1/2 sayılı İBK’nın uygulama yerinin de bulunmadığı, işlem tarihlerinde murisin fiil ehliyetine haiz olduğu, sözleşmelerin hile ile düzenlendiğine dair bir delil sunulmadığı, taşınmazların iradi olarak muris tarafından davalılara devredildiği, devir sonrası davalılar tarafından kullandığı, davacıların tenkis taleplerinin bulunmadığı, davacıların yapılan zilyetlik devir sözleşmeleri dikkate alındığından taşınmazlarda mirastan kaynaklanan bir haklarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya kapsamına göre davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Dava, zilyetlik devir sözleşmesinin iptali, elatmanın önlenmesi ve alacak talebine ilişkindir.
Somut olayda, dava dilekçesinde dava değeri 2.000 TL gösterilmiş, daha sonra davacılar tarafından 31.05.2019 tarihinde tamamlama harcı yatırılarak dava değeri 97.317 TL’ye yükseltilmiştir. Vekalet ücretinin 97.317 TL üzerinden hesaplanması gerekirken, daha fazla miktarda vekalet ücretine takdir edilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10.01.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.