YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/2134
KARAR NO : 2021/12399
KARAR TARİHİ : 18.10.2021
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
No : 2019/801-2020/1954
İlk Derece
Mahkemesi : Kırklareli İş Mahkemesi
No : 2018/110-2019/32
Dava, sigortalılık başlangıcının tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı vekili, müvekkilinin ”…” ünvanlı işyerinde 01.04.1990 tarihinde işe başladığını, işe giriş bildirgesinin verildiğini ancak bu tarihin sigorta başlangıç tarihi olarak kabul edilmediğini belirterek, 01.04.1990 tarihinin sigorta başlangıç tarihi olarak tespitini talep etmiştir.
II- CEVAP:
Davalı vekili, 506 sayılı Yasanın 3. maddesinin D fıkrasına göre el halıcılığı dokuma işlerinde çalışanlar hakkında yalnızca kısa vadeli sigorta kollarının uygulanacağını, istekleri halinde uzun vadeli sigorta kollarından 85. madde hükmüne göre isteğe bağlı sigortalı olabileceklerini, kurumun davada fer’i müdahil olduğunu, davanın hak düşürücü süreden reddi gerektiğini, kurum kayıtları esas olup iddianın ancak eş değer ve yazılı delillerle ispatlanabileceğini belirterek davanın reddini talep emiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesi tarafından; davanın kabulü ile; davacı … (…) …’ın işveren …’ye ait iş yerinde (…) sigorta sicil numarası ile 506 sayılı Kanunun 60-G maddesine göre sigortalılık başlangıç tarihinin (18) yaşını ikmal ettiği 17.10.1995 tarihi olduğunun ve 01.04.1990 tarihindeki bir günlük çalışmaya yönelik ödenecek sigorta priminin, prim ödeme gün sayısının hesabına dahil edilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
B-BAM KARARI:
1-Davalı Kurumun istinaf başvurusunun esastan reddine,karar verilmiştir
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU
Davalı SGK vekili, karara esas alınan tanık beyanlarının davacı iddiasını doğrulamadığını, tespiti talep edilen dönemde işyeri çalışanı olmadıklarını, kararın eksik incelemeye dayandığını, kurum kayıtları esas olup iddianın eş değer belgelerle ispatlanması gerektiğini, kurumun dava açılmasına sebebiyet vermediğini, yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME
Davacının, davalı işverene ait halı atölyesinde sigorta başlangıcının 1.4.1990 olduğunun tespitini istediği eldeki davada, davacının dava dışı işverene ait işyerinden kısa vadeli sigorta kollarından bildirimi bulunduğu ayrıca dinlenen bordrolu tanığın ise çalışmayı doğruladığı belirgindir.
Davanın Yasal dayanağı olan 506 sayılı Kanunun 3. maddesinin II numaralı fıkrasına, 09.07.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3395 sayılı Kanunun 1. maddesiyle eklenen (D) bendinde “El halıcılığı dokuma işlerinde çalışanlar hakkında yalnız iş kazaları ile meslek hastalıkları, analık ve hastalık sigorta kolları uygulanır. Ancak bunlar istekleri halinde malullük, yaşlılık ve ölüm sigorta kolları bakımından 85 inci madde hükmüne göre isteğe bağlı sigortalı olabilirler.” düzenlemesine yer verilmiş, sonrasında 06.08.2003 günü yürürlüğe giren 4958 sayılı Kanunun 57. maddesiyle söz konusu bent ilga edilmiş olup yürürlükten kaldırmaya yönelik yasama işleminin geriye yürütüleceğine ilişkin herhangi bir Yasal düzenleme bulunmadığından, şu durumda 09.07.1987 – 05.08.2003 (dahil) dönemi bakımından bentte yazılı nitelikteki hizmetin 506 sayılı Kanun hükümleri gereğince uzun vadeli sigorta kollarına tabi zorunlu sigortalılık olarak değerlendirilemeyeceği belirgindir.
Yukarıdaki Yasal düzenleme ve açıklamalar ışığında dava irdelendiğinde, uyuşmazlık konusu 1.4.1990 işe giriş tarihi ve işe giriş tarihinden sonraki dönemde, anılan Kanun kapsamında malûllük, yaşlılık ve ölüm sigorta kolları bakımından 85. madde gereğince isteğe bağlı sigortalılık başvurusu bulunmayan davacının sunduğu yazılı belgeler karşısında uyuşmazlık konusu dönemde davacının, işverene bağlı olarak yerine getirdiği faaliyetin “el halıcılığı dokuma işi” niteliğinde olup olmadığı belirlendikten sonra, yapılan işin el halıcılığı kapsamında olduğunun anlaşılması halinde davanın reddine, aksi halde elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1. maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Üye …’in muhalefetine karşı, Başkan … ve Üyeler …, … ve …’nın oyları ve oyçokluğuyla 18/10/2021 gününde karar verildi.
KARŞI OY
Davacı …’ye ait işyerinde 01/04/1990 tarihinde işe başladığını işe giriş bildirgesinin verildiğini, ancak bu tarihin sigorta başlangıç tarihi olarak kabul edilmediğini belirterek, 1.4.1990 tarihinin sigorta başlangıç tarihi olarak tespitini talep etmiştir. Davanın kabulüne dair verilen karara karşı feri müdahil Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, feri müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine katılmadığımız Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin çoğunluk görüşünce hükmün bozulmasına karar verilmiş ise de, aşağıda belirtilen gerekçelerle bozma kararına katılamamaktayım.
Uyuşmazlık, davacının halı dokuma işyerinde geçen çalışmasının yöntemince kanıtlanıp kanıtlanmadığı noktalarında toplanmaktadır.
I) El Halıcılığı Dokuma İşyerlerinde Çalışanların Sigortalılığı:
506 sayılı Kanun’un ilk halinde “el halıcılığı dokuma işlerinde çalışanlar” hakkında özel bir düzenleme bulunmamakta iken; 09.07.1987 tarihinde yürürlüğe giren 20.06.1987 tarih ve 3395 sayılı Kanun’un 1’inci maddesi ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 3 üncü maddesinin II numaralı fıkrasına aşağıdaki (D) bendi eklenmiştir.
“D)El halıcılığı dokuma işlerinde çalışanlar hakkında yalnız iş kazaları ile meslek hastalıkları, analık ve hastalık sigorta kollan uygulanır. Ancak bunlar istekleri halinde malullük, yaşlılık ve ölüm sigorta kollan bakımından 85 inci madde hükmüne göre isteğe bağlı sigortalı olabilirler.”
06.08.2003 günü yürürlüğe giren 4958 sayılı Kanun’un 57’nci maddesiyle söz konusu bent yürürlükten kaldırılmış olup Kanun’da yürürlükten kaldırmaya yönelik yasama işleminin geriye yürütüleceğine ilişkin herhangi bir yasal düzenleme bulunmamaktadır.
İşin, işverene ait atölye ve fabrika benzeri bir işyerinde, işverenin denetim ve gözetimi altında ve ona bağımlı olarak geçmesi durumunda yapılan işin hizmet akdi niteliğinde olduğu ve uzun vadeli sigorta kollarına tabi olacağı belirgindir.
Kırklareli ilinde halı dokuma işinde çalışanlar tarafından açılan sigorta başlangıç tarihinin tespiti davalarının kabulüne dair kararların Yargıtay tarafından onandığı, Yargıtay 10.Hukuk Dairesinin 21.04.2016 gün ve 2016/5478 – 2016/6136 E.K; Yargıtay (kapatılan) 21.Hukuk Dairesinin 16.11.2017 gün ve 2016/15755 – 2017/9339 E.K.; Yargıtay (kapatılan) 21.Hukuk Dairesinin 16.11.2017 gün ve 2016/16248 – 2017/9342 E.K.; Yargıtay (kapatılan) 21.Hukuk Dairesinin 25.01.2018 gün ve 2016/15537 – 2018/611 E.K.; Yargıtay (kapatılan) 21.Hukuk Dairesinin 22.03.2018 gün ve 2016/16489 – 2018/2657 E.K.; Yargıtay 10.Hukuk Dairesinin 29.03.2018 gün ve 2018/1130 – 2691 E.K.sayılı kararlarının bu yönde olduğu görülmektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.05.2019 gün ve 2016/21-626 E. 2019/522 K. sayılı kararında açıklandığı üzere; hukuk devleti, devlet ve insan faaliyetlerine yön veren, yönetilenlere hukuk güvenliği sağlayan ilkeler bütünüdür. Devletin organ ve kurumları bakımından bu ilkeler birer sınırlama niteliği taşırken, vatandaşlar açısından hukuki güvenlik içinde yaşamanın araçları olarak işlev görmektedir.
Hukuki güvenlikle bağlantılı olarak “genellik” ve “öngörülebilirlik”, hukuk devletinin iki temel unsuru kabul edilir. Genellik unsuru, hukukun özel kişi ya da durumlara değil, herkesi kapsayacak biçimde genel, soyut ve tarafsız, geçmişe uygulama yasağı çerçevesinde ileriye yönelik, kamuya açık kurallar üzerine inşa edilmesi anlamını taşır.
Hukukun öngörülebilirliği ise, hukukun anlam açısından belirgin ve açıkça ifade edilmiş, istikrarlı ve birbiriyle uyumlu kurallar ile önceden tahmin edilebilir uygulamalara dayanmasıdır. Bireylerin hukukun gerektirdiği şeyi önceden bilmeleri ve davranışlarını buna göre düzenlemelerini sağlayan bir ilke olarak hukuki öngörülebilirliğin hukuki belirlilik ile ilişkisi, bu noktada çok açıktır. Hukuk kurallarının bütünüyle belirsiz olduğu kabul edildiğinde, hukuki öngörülebilirlikten de söz edilemeyecektir. Hukuki güvenirlik ve yargı erkine güven sağlandığından kamu yararı ile doğrudan ilgilidir. Buradaki asıl amaç hukuki barışın sağlanmasıdır.
El halıcılığı dokuma işyerlerinde çalışan bir kısım sigortalıların hizmet tespiti veya sigorta başlangıç tarihinin tespiti davaları kabul edilmiş, Yargıtay onamasından geçerek kesinleşmiş ve bu kişilere uzun vadeli sigorta kollarından yaşlılık aylığı dahi bağlanmış iken bir kısım sigortalıların davalarının reddedilmesi, toplumdaki adalet anlayışını örseleyen, hukuki güvenlik ilkesini ihlal eden sonuçlara yol açacağından çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.
II) Hukuki Güvenlik İlkesi:
El halıcılığı dokuma işinin işverene ait atölye ve fabrika benzeri bir işyerinde, işverenin denetim ve gözetimi altında ve ona bağımlı olarak geçmesi durumunda yapılan işin hizmet akdi niteliğinde olduğu ve uzun vadeli sigorta kollarına tabi olacağı açık olup; bu sigortalıların uzun vadeli sigorta kolları kapsamında sayılmamalarını gerektirir gerçek ve makul bir neden olmadığından, Anayasal sosyal güvenlik güvenlik ilkesine aykırı Kanun hükmünün dar yorumlanması gerektiği kanaatindeyim.
El halıcılığı dokuma işyerlerinin asli işi “el halısı dokunması” olup bu işi yapanların sigortalı sayılmamasına karşın bu işyerlerinde şoför, aşçı, yönetici olarak çalışan kişilerin sigortalı sayılmasının makul bir izahı bulunmamaktadır.
Bu çalışanların uzun vadeli sigorta kolları kapsamı dışında tutulması, ölçülülük ilkesine aykırıdır ve Anayasal sosyal güvenlik ilkesinin ihlali sonucunu doğurduğundan, yargısal içtihatlarda anılan Kanun hükmü dar yorumlanarak hizmet akdi unsurlarını eksiksiz taşıyan iş ilişkisinin tespitine imkan tanınmalıdır.
III) Çalışma Olgusunun Tespiti:
Somut olayda, davacının 10.01.1984 tarihli işe giriş bildirgesi ile iş yerinde çalışmaya başladığı ve tüm dosya kapsamına göre 31.08.1992 tarihine kadar kesintisiz çalıştığı ve çalışmasının tam süreli olduğu, işin işverene ait atölye ve fabrika benzeri bir işyerinde, işverenin denetim ve gözetimi altında ve ona bağımlı olarak geçmesi nedeniyle yapılan işin hizmet akdi niteliğinde olduğu ve uzun vadeli sigorta kollarına tabi olacağı, Kırklareli ilinde halı dokuma işinde çalışanlar tarafından açılan sigorta başlangıç tarihinin tespiti davalarının kabulüne dair kararlarının Yargıtay tarafından onandığı, Yargıtay 10.Hukuk Dairesinin 21.04.2016 gün ve 2016/5478 – 2016/6136 E.K; Yargıtay (kapatılan) 21.Hukuk Dairesinin 16.11.2017 gün ve 2016/15755 – 2017/9339 E.K.; Yargıtay (kapatılan) 21.Hukuk Dairesinin 16.11.2017 gün ve 2016/16248 – 2017/9342 E.K.; Yargıtay (kapatılan) 21.Hukuk Dairesinin 25.01.2018 gün ve 2016/15537 – 2018/611 E.K.; Yargıtay (kapatılan) 21.Hukuk Dairesinin 22.03.2018 gün ve 2016/16489 – 2018/2657 E.K.; Yargıtay 10.Hukuk Dairesinin 29.03.2018 gün ve 2018/1130 – 2691 E.K. sayılı kararlarının bu yönde olduğu, tüm dosya kapsamı ile davacının çalışmasının uzun vadeli sigorta kollarına tabi olduğu anlaşıldığından, bozma yönündeki çoğunluk görüşüne belirtilen nedenlerle katılamamaktayım.