Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/2309 E. 2021/12312 K. 14.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/2309
KARAR NO : 2021/12312
KARAR TARİHİ : 14.10.2021

Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
No : 2019/1665-2020/1839
İlk Derece
Mahkemesi : Muğla 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Dava, davacılar murisinin 04.11.1996 ölüm tarihini takip eden 01.12.1996 tarihinden itibaren her bir davacı yönünden geçmişe dönük ayrı ayrı ölüm geliri bağlanması ve hakediş tarihlerinden ödeme tarihine kadar geçen sürede ayrı ayrı yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince “istinaf taleplerinin kabulüyle; Muğla 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin, 11.06.2019 tarihli, 2018/291 E, 2019/433 K. sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne” şeklinde yeni bir karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacılar vekili tarafından sunulan dava dilekçesi ile davacılar murisinin 04.11.1996 ölüm tarihini takip eden 01.12.1996 tarihinden itibaren her bir davacı yönünden geçmişe dönük ayrı ayrı ölüm geliri bağlanması ve hakediş tarihlerinden ödeme tarihine kadar geçen sürede ayrı ayrı yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğinin, bir kısım davacılar için yapılan toplu ödemeler için de faiz ödemesi hak ediş tarihlerinden ödeme tarihine kadar ayrı ayrı yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğinin tespiti isteminde bulunulmuştur.
II- CEVAP:
Davalı … vekili, Kurum işleminin yerinde olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III- MAHKEME KARARI:
A- İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesince “davanın kabulü ile, hak sahibi davacılara 01.12.1996 tarihinden itibaren ölüm geliri bağlanmasına, bağlanan gelirin faizi ile birlikte davacılara ödenmesine ve diğer yasal sonuçlarına,” şeklinde karar verilmiştir.
B- BAM KARARI
İlk Derece Mahkemesince verilen kararın davacılar ve davalı Kurum tarafından istinaf yargı yoluna götürülmesi üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 10.Hukuk Dairesince “davacılar lehine olan 5510 sayılı Kanunun 97/1. maddesinin uygulanması gerektiği, davacılar murisinin ölümüne neden olayın Kurum tarafından iş kazası olarak kabul edilmemesi, davacılar tarafından iş kazasının tespitine dair 14.07.1997 tarihinden itibaren açılan davalar ile gelir bağlama iradesini ortaya konulduğu değerlendirildiğinden, İlk Derece Mahkemesi tarafından hak sahiplerine bağlanan gelirin başlangıç tarihinin, murislerinin vefat tarihi olan 04.11.1996 tarihini takip eden 01.12.1996 tarihi olarak kabul edilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte, 506 sayılı Kanunun 116. maddesi (5510 sayılı Kanunun 42. maddesi), dikkate alınmadan gelire faiz işletilmesine karar verilmesi ve itirazi kayıt bulunmamasına rağmen toptan ödeme yönünden faize karar verilmesi isabetsiz olmuştur” denilmek suretiyle, “davacılar vekili ile davalı … vekilinin istinaf taleplerinin kabulüyle Muğla 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi’nin, 11.06.2019 tarihli, 2018/291 E, 2019/433 K. sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile; hak sahibi davacılara 01.12.1996 tarihinden itibaren ölüm geliri bağlanmasına, bağlanan gelire, 506 sayılı Kanunun 116. maddesi (5510 sayılı Kanunun 42. maddesi) uyarınca 01.02.1997 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davacılara ödenmesine ve diğer yasal sonuçlarına, fazlaya ilişkin istemin reddine,” şeklinde yeni bir karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı Kurum vekili tarafından sunulan temyiz dilekçesi ile 5510 sayılı Kanunun 97. maddesi, 506 sayılı Kanunun 99. maddesi, 22.07.2011 tarihli ve 2011/58 sayılı Genelge hükümleri gereği Kurum işleminin yerinde olduğu ileri sürülerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen kararın bozulmasına karar verilmesi talep olunmuştur.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
506 sayılı Yasanın “Zamanaşımı ve Hakkın Düşmesi” başlıklı 99. maddesi ile
“Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, iş kazalarıyla meslek hastalıkları ve ölüm sigortalarından hak kazanılan gelir ve aylıklar, hakkı doğuran olay tarihinden itibaren beş yıl içinde istenmezse zamanaşımına uğrar. Bu durumda olanların gelir ve aylıkları, yazılı istek tarihini takibeden aybaşından itibaren başlar.
İş kazalarıyla meslek hastalıkları sigortasından kazanılan diğer haklar ile hastalık ve analık sigortalarından doğan haklar ise, hakkı doğuran olay tarihinden itibaren beş yıl içinde istenmezse düşer.
Geçici iş göremezlik ödeneğini veya herhangi bir döneme ilişkin gelir veya aylığını beş yıl içinde almayanların, söz konusu ödenek, gelir veya aylıkları ödenmez.” düzenlemesine yer verilmiş iken bu maddeye koşut bir düzenleme olarak 01/10/2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasanın 97. maddesinin 1. fıkrası ile
“Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, iş kazası, meslek hastalığı, vazife malûllüğü ve ölüm hallerinde bağlanması gereken gelir ve aylıkların, hakkın kazanıldığı tarihten itibaren beş yıl içinde istenmeyen kısmı zamanaşımına uğrar.
Kuruma müracaat etmemenin haklı bir sebebe dayandığını genel hükümlere göre ispat edenler hakkında, yukarıdaki hükümler uygulanmaz.” hükmüne yer verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacılar murisi sigortalının 04.11.1996 tarihinde kaza sonucu vefat ettiği, davacıların murislerinin iş kazası sonucu vefat ettiğinin tespitine yönelik olarak ilk defa 14/07/1997 tarihinde açmış oldukları dava neticesi, “davanın açılmamış sayılmasına,” karar verildiği, davacıların en son 03.03.2014 tarihinde açtıkları davada ise Muğla 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce yapılan yargılama sonunda 26.05.2014 tarih ve 2014/108 Esas, 2014/242 sayılı Karar ile “müteveffa Süleyman Çiftçi’ nin 04.11.1996 tarihinde geçirdiği kazanın iş kazası olduğunun tespitine” karar verildiği ve bu kararın Dairemizin 22.10.2015 tarihli kararıyla onanması suretiyle kesinleştiği, Kurum tarafından davacıların 25.12.2015 tarihli tahsis taleplerine istinaden hak sahipleri davacılara, müteveffa sigortalının 04.11.1996 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası sonucu aynı gün vefat etmesi üzerine zamanaşımı hükümleri de dikkate alınarak 01.01.2011 tarihinden itibaren iş kazası ölüm geliri bağlandığı, 01.01.2011-16.12.2016 tarihleri arası birikmiş gelirlerin 2016/Aralık ödeme dönemi için toplu ödeme işlemlerinin yapıldığı, ancak davacılardan hak sahibi oğul …, 16.11.2012 tarihinde 18 yaşını doldurması nedeniyle birikmiş ödeme döneminden önce gelirden çıkması ve diğer hak sahibi kızı … 06.10.2015 tarihinde sigortalı çalışmaya başlaması nedeniyle durum değişikliği yapıldığı, bu nedenle birikmiş ödeme dönemi içinde gelirden çıkmaları nedeniyle peşin sermaye değer hesaplarının bulunmadığı, hak sahiplerine birikmiş gelir toplu ödemelerinin 17/12/2016 tarihinde yapıldığı, birikmiş gelir tutarlarının davacıların faiz hakları saklı kalmak koşulu ile faizsiz olarak ödendiği, davacıların 02.03.2018 tarihinde Kuruma başvurarak murislerinin vefat tarihinden itibaren iş kazası ölüm geliri bağlanması gerektiği yönünde talepte bulundukları, Kurum tarafından bila tarihli ve 9/107439 sayılı işlemle mevzuat hükümleri dikkate alınarak 5 yıllık zamanaşımı hükümlerine istinaden taleplerinin reddolunduğu, eldeki davanın 14/06/2018 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda, Mahkemece davacılar murisinin ölümüne neden olayın Kurum tarafından iş kazası olarak kabul edilmemesi, davacılar tarafından iş kazasının tespitine dair 14.07.1997 tarihinden itibaren açılan davalar birlikte değerlendirildiğinde gelir bağlama iradesinin ortaya konulduğu kanaatine varılmış, davacı hak sahiplerine muris sigortalının vefat tarihi olan 04.11.1996 tarihini takip eden 01.12.1996 tarihinden itibaren ölüm geliri bağlanması gerektiğine karar verilmiş ise de davacılar tarafından ilk kez 06.10.2015 tarihinde tahsis talebinde bulunulduğu, bu tarihten önce Kurum kayıtlarına intikal eden herhangi bir tahsis taleplerinin bulunmadığı görülmektedir. Bu durumda Mahkemece, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunundan önce yürürlükte bulunan 506 sayılı Kanunun 99. maddesinde haklı sebep kavramının yer almadığı, ilk kez 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun 97/II madde hükmünde bu ibareye yer verildiği de gözetilerek 5 yıllık zamanaşamı süresinin olayda gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesi, Kuruma müracaat etmemenin haklı bir sebebe dayanıp dayanmadığının yapılacak inceleme ve araştırma neticesinde net bir şekilde ortaya konulması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
Mahkemece 506 sayılı Yasanın 99. ve 5510 sayılı Yasanın 97. maddelerine ilişkin eksik inceleme ve araştırma neticesi, yanılgılı değerlendirme ile hükmün tesis edildiği anlaşılmakla, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle HMK’nın 373/2 maddesi gereği BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14/10/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.