YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6235
KARAR NO : 2021/10025
KARAR TARİHİ : 08.12.2021
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki trafik kazası nedeniyle maddi tazminat davası üzerine Uyuşmazlık Hakem Heyetince yapılan yargılama sonucunda; başvurunun kabulüne dair verilen karara davalı vekili tarafından yapılan itiraz incelemesinde; İtiraz Hakem Heyetince davalı tarafın itirazının reddine dair verilen kararın süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü
KARAR
Davacı vekili; müvekkilinin, 14/11/2016 tarihinde sevk ve idaresindeki motosikleti ile seyir halinde iken davalı tarafından … poliçesi ile sigortalanan araç ile gerçekleşen çift taraflı kazasında yaralandığını, maluliyeti nedeniyle sigorta şirketinin yapmış olduğu ödemenin gerçek zararı karşılamaktan uzak olduğunu, bakiye tazminat talebiyle yapmış oldukları başvurunun sonuçsuz kaldığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 1.000,00 TL sürekli, 2000,00 TL geçici, 2000,00 TL geçici bakıcı gideri tazminatı, 5000,00 TL SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri olmak üzere 10.000,00 TL maddi tazminatın davalı tarafından yapılan ilk ödeme tarihinden yasal faizi ile tahsilini talep etmiş, ıslahla toplam talebini 105.091 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, başvurunun reddini savunmuştur.
Sigorta Uyuşmalık Hakem Heyeti tarafından, talebin kabulü ile 105.091 TL maddi tazminatın 28/08/2017 tarihinden yasal faizi ile davalı … şirketinden alınarak başvuru sahibine verilmesine karar verilmiş; Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına karşı davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine itirazın reddine karar verilmiş; İtiraz Hakem Heyeti kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, İtiraz Hakem Heyeti kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, trafik kazası sonucu oluşan cismani zarar nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının usulüne uygun şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor
heyetinden kaza tarihi 11/10/2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015-20/02/2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Kazanın meydana geldiği 10/06/2015 tarihi itibari ile “Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik” yürürlükte olup, davacının maluliyetinin bu yönetmeliğe göre belirlenmesi gerekmektedir.
Somut olayda davacı vekilince dosyaya sunulan … Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi’nin 31/05/2017 tarihli raporunda; davacıda oluşan “nöronal hipereksitabilite” bozukluğuna bağlı olay tarihinde yürürlükte olmayan 11/10/2008 tarihli Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre tüm vücut fonksiyon kaybı oranı % 28 olarak hesaplanmış, hakem heyetince bu rapor hükme esas alınarak talebin kabulüne karar verilmiştir. Maluliyet raporunda buna bağlı davacının belirli aralıklarla epilepsi nöbetleri geçirdiği belirlenmiş ancak bu rahatsızlık ile kaza arasında illiyet bağı olup olmadığı dosya kapsamından tespit edilememiştir. Davacının maluliyetinin haksız fiil sorumlusunun fiili sonucu oluştuğunun, yani haksız fiil ile maluliyet arasında illiyet bağının bulunduğunun da belirlenmesi sorumluluk açısından zorunludur. Bu nedenlerle bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli değildir. Eksik inceleme ile karar verilemez.
Bu durumda, davacının tedavisine ilişkin tüm tedavi evrakları dosya arasına getirtildikten sonra muayenesi de yapılarak, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre, kazadan sonra oluştuğu belirtilen “nöronal hipereksitabilite” tanısının kaza ile illiyet bağının olup olmadığı, maluliyet oranına etki edip etmediği ve maluliyet oranı tespit edilerek sonucuna göre davalı lehine oluşan kazanılmış haklarda gözetilerek karar verilmesi gerekirken olay tarihinde yürürlükte olmayan yönetmelik hükümlerine göre ve maluliyet ile fiil arasındaki illiyet bağı yönünden değerlendirme yapılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
3-Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurunda kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 52. maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması hâlinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir. Müterafik kusura ilişkin bir savunma olmasa dahi mahkemece resen araştırılması ve tartışılması gerekmektedir.
Somut olayda; motosiklet sürücüsü konumunda olan davacının kaza tespit tutanağına göre kask takıp takmadığının tespit edilemediği, maluliyet raporuna göre; davacıda “nöronal hipereksitabilite” görüldüğü belirlenmiştir.
Bu durumda İtiraz Hakem Heyeti’nce; davacının belirlenen maluliyet durumu açısından, kask takmış olsa idi maluliyeti yönünden sonucun değişip değişmeyeceği kaza nedeniyle oluşan maluliyetin oluşup oluşmayacağı ve kask takılmayışı ile oluşan maluliyet arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı hususunda uzman doktor bilirkişi heyetinden rapor alınarak ondan sonra varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, bu husus tartışılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Kabule göre, Sigortacılık Kanunu 30/17 maddesi ile 19/01/2016 tarihli ve 29598 Resmi Gazetede yayımlanarak Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 maddesinde “Tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir.” hükmü eklenmiştir. Heyetçe verilen kararda davacı lehine hükmedilecek vekalet ücreti için Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 maddesinin uygulanması gerektiği gözönüne alınarak AAÜT’nin 17. maddesi gereğince hesaplanan vekalet ücretinin 1/5’i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi, ancak hesaplanan miktarın maktu vekalet ücretinin altında kalması halinde maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde nispi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE; (2 ve 3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 08/12/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.