Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2011/15325 E. 2013/9274 K. 18.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/15325
KARAR NO : 2013/9274
KARAR TARİHİ : 18.09.2013

İhkakı hak ve hürriyeti tahdit suçlarından sanıklar …, …, …, …, … ve …’un yapılan yargılamaları sonunda; sanık …’in atılı suçlardan beraatine, sanıklar …, …, …, …, …’un ise ihkakı hak suçundan beraatine, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan (2şer kez) mahkûmiyetlerine dair, Ordu Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 15.05.2006 gün ve 2004/172 Esas, 2006/179 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi mağdur vekili ve sanıklar müdafileri tarafından istenilmiş ve aynı Mahkemenin 20.09.2006 tarihli mağdur vekilinin temyiz hakkı olmadığından bahisle temyiz talebinin reddine dair Ek Kararının ise mağdur vekili tarafından Yargıtayca incelenmesinin istenilmesi üzerine dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle inceledi;
Gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen mağdur vekilinin temyiz hakkı olmaması nedeniyle ihkakı hak ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin reddine dair Ek Karar usul ve kanuna uygun olduğundan, mağdur vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle 20.09.2006 tarihli Ek Kararın ONANMASINA,
Tüm dosya kapsamı ve mahkemenin kabulüne göre sanıklar … ve …’in mağdurları rızaları hilafına zorla araca bindirerek sanık …’un babasına ait iş yerine götürdükleri ve aracı sanık …’in kullandığı anlaşılmakla sanık … diğer sanıklarla eylemi birlikte gerçekleştirdiğinden TCK.nın 37. maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken sanık hakkında aynı Kanunun 39. maddesi uygulanmak suretiyle eksik ceza tayini karşı temyiz olmadığından ve TCK.nın 37. maddesi uyarınca hükmolunacak sonuç cezanın asgari olarak 3 yıl 4’er ay hapis cezası olacağının anlaşılması karşısında, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 04.03.2008 gün ve 2008/6-47, 2008/43 sayılı ilamında da vurgulandığı gibi yanılgılı uygulama nedeniyle bir kez daha atıfet sağlanamayacağından sanık … hakkında CMK.nın 231. maddesinin ygulanmasının mümkün olmadığı tesbit olunmakla ve sanıklara kasıtlı suçtan verilen hapis cezasının kanuni sonucu olarak haklarında TCK.nın 53/1. maddesinde öngörülen hak yoksunluklarına hükmedilmemiş ise de, bu husus infaz aşamasında gözetilebileceğinden bu hususlar bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanık … hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Delillerle iddia ve savunma, duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş sübutu kabul olunan fiillerin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan sanık müdafiin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
Sanıklar … ve … hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde ise;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Mahkemece lehe olan 5237 sayılı TCK gereğince mahkûmiyet hükmü kurulmasına karşılık, sanıklar hakkında 765 sayılı TCK.nun 31. maddesinin tatbiki suretiyle karma uygulama yapılarak hükmün karıştırılması,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu hususun yeniden yargılama yapılmaksızın CMUK.nın 322. maddesinin verdiği yetki uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkralarından 765 sayılı TCK.nın 31. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölüm çıkartılarak sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Sanık … hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde de;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Hükümden sonra 08.02.2008 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren ve TCK.nın 7/2. maddesi uyarınca sanık yararına olan 5728 sayılı Kanunun 562. maddesinin 1. fıkrası ile değişik CMK.nın 231/5. maddesinde öngörülen sınırın 2 yıla çıkarılması ve anılan Kanunun 2. fıkrası ile de 231/14. maddesindeki soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suç olma koşulunun kaldırılması karşısında, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının karar yerinde tartışılması lüzumu,
Sanık … hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükümlerin incelenmesine gelince;
İşyerinden çalınan paraların bulunması konusunda diğer sanık …’le konuştuğu anlaşılan sanık …’un, mağdurların hürriyetlerinin kısıtlanması için diğer sanıkları azmettirdiğine ilişkin şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gibi, kendinden habersiz olarak önceden mağdurlar üzerinde fiili
hakimiyet kuran ve mağdurların hürriyetlerini kısıtlayan diğer sanıkların parasını bulduklarını bildirmeleri üzerine iş yerine gittiğinde kapıyı açarak mağdurların içeriye sokulmasını sağlamaktan ibaret eyleminin, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna yardım etme niteliğinde kaldığı ve sanık hakkında TCK.nın 39. maddesinin uygulanmasının gerektiği gözetilmeyerek, müşterek fail olduğu kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmesi,
Kabule göre de;
Mahkemece lehe olan 5237 sayılı TCK.nın gereğince mahkûmiyet hükmü kurulmasına karşılık, sanıklar hakkında 765 sayılı TCK.nın 31. maddesinin tatbiki suretiyle karma uygulama yapılarak hükmün karıştırılması,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18.09.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY:
Sanık …’un babasının işyerinden çalınan parayı çalanı bulduğunu söyleyen öbür sanıklar … ve …’in müşteki …’ı, sanık …’un dükkanına götürmeleri sonrasında Selçuk’un müştekiyi dükkan içine alıp “parayı sen mi çaldın” biçiminde sorguladığı sırada öbür sanıkların müştekiye vurmalarının tüm sanıklar bakımından TCK.nın 37. maddesin anlamında müşterek faillik sorumluluğunu gerektirdiği düşüncesinde olduğumdan, sayın çoğunluğun sanık …’un TCK.nın 39. maddesi gereğince yardım eden olarak sorumlu tutulması gerektiği yönündeki kararına katılamıyorum.