Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2012/3039 E. 2013/11792 K. 19.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/3039
KARAR NO : 2013/11792
KARAR TARİHİ : 19.11.2013

Çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından sanık …’ın yapılan yargılaması sonunda; atılı suçlardan mahkûmiyetine dair Üsküdar Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 15.12.2010 gün ve 2009/290 Esas, 2010/370 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Mağdurenin nüfus kaydı ile sanığın nüfus ve adli sicil kayıtları Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla temin edildiğinden bu hususlardaki eksiklik bozma nedeni yapılmamıştır.
Mağdurenin kollukta alınan 28.08.2009 tarihli beyanında, ilk olarak kendisi 14 yaşında iken evlerine gelen sanık ile rızası ile cinsel ilişkiye girdiği, sonraki bir yıl içerisinde sanığın evinde iki defa daha rızasıyla birlikte oldukları, sonrasında bu ilişkiden korkmaya başlayarak sanık çağırdığında yanına gitmemeye başlaması üzerine sanığın ilişkilerini herkese anlatacağını söyleyerek kendisini tehdit ettiği ve tahminen iki yıl önce de işyerine gelerek daha önceki ilişkileri sırasında gizlice çektiği çıplak fotoğraflarını gösterip şantaj yapması üzerine rızası dışında onunla tekrar cinsel ilişkiye girdiği, Cumhuriyet Savcılığındaki 01.09.2009 tarihli ifadesinde, kollukta alınan ifadesindeki anlatımına benzer şekilde sanıkla ilk olarak kendisi ortaokul son sınıftayken rızasıyla üç kez cinsel ilişkiye girdikleri, sonrasında sanığın bu durumu devam ettirmek istediği ancak onunla bir daha cinsel ilişkiye girmediği ve bu olayların üç dört yıl önce olduğu, kovuşturma aşamasında alınan 27.01.2010 tarihli beyanında, sanık ile ilk olarak kendisi ortaokul son sınıftayken, eğitim yılının sonlarına doğru rızasıyla cinsel ilişkiye girdikleri, bu ilk olaydan bir ya da iki hafta sonra sanığın cinsel ilişkiye girdiklerini ailesine söyleyeceğinden bahisle tehdit etmesi nedeniyle evlerine gidip rızası dışında onunla birlikte olduğu, bu sırada sanığın gizlice çıplak fotoğraflarını çektiği ve kendisini yeniden çağırdığında gitmek istememesi üzerine bu kez de çektiği fotoğrafları ailesine vereceğini söyleyerek rızası dışında kendisi ile cinsel ilişkiye girdiği, okuldan mezun olduktan sonra çalıştığı işyerine gelen sanığın kendisini yine çağırdığı, istememesine rağmen son kez geldiği takdirde cep telefonundaki fotoğrafları sileceğine söz vermesi üzerine onunla boş bir binaya giderek cinsel ilişkiye girdiği ve sanığın söz konusu fotoğrafları sildiği, hükümden sonra verdiği 28.12.2010 tarihli dilekçesinde ise, sanıkla 2006 yılında bir kez rızasıyla cinsel ilişkiye girdiği, sanığın kendisinden ayrılması üzerine ona iftira attığı ancak çok ceza alması nedeniyle pişman olduğu şeklinde sanığın kendisi ile cinsel ilişkiye girmek için tehdit ettiği veya şantajda bulunduğuna dair samimi bulunmayan çelişkili beyanlarda bulunması, sanığın soruşturma aşamasında alınan ifadelerinde mağdurenin isteği üzerine bir defa cinsel ilişkiye girdikleri, o tarihte kendisinin lise 2. sınıfa gittiği ve 16 yaşında olduğu, mağdurenin kaç yaşında olduğunu bilmediği ancak mağdurenin gerçekte kendisi ile aynı yaşta olduğunu, sadece nüfusa bir yaş geç yazıldığını söylediğini belirterek mağdurenin yaşına itiraz etmesi ve kovuşturma aşamasında alınan 15.02.2010 tarihli beyanında ise, mağdure ile 2006 yılının kış aylarında onun rızası ile aynı gün dört kez olmak üzere cinsel ilişkiye girdiklerini söyleyerek mağdurenin onunla rızası dışında cinsel ilişkiye girdiğine dair iddialarını kabul etmediğinin anlaşılması, mağdure hakkında düzenlenen raporlarda ruh sağlığının bozulmadığının belirtilmesi olayın ortaya çıkış zamanı ve biçimi ile tüm dosya içeriğine göre; sanığın mağdureyi tehdit ederek veya şantajda bulunarak onunla rızası dışında cinsel ilişkiye girdiğine dair mağdurenin soyut ve tutarsız anlatımları dışında delil bulunmadığı da gözetilerek, mağdurenin ve sanığın anlatımları arasındaki çelişki giderilip, suç tarihinin kesin olarak belirlenmesi ve suçun oluşumuna ve unsurlarına etkisi bakımından mağdurenin doğum tutanağı getirtilip, resmi bir kurumda doğmadığının anlaşılması halinde, gerektiğinde yaş tespitine esas olacak film ve kemik grafileri çektirilmek suretiyle Adli Tıp Kurumundan görüş alınarak, mağdurenin gerçek yaşının bilimsel şekilde saptanması mağdurenin 22. yaşını bitirmiş olması nedeniyle yaşının bilimsel olarak tespit edilememesi durumunda ise, mağdurenin doğumunu bilen annesi veya başka yakınlarının tanık olarak dinlenilmesi, aşı ve okul kayıtlarının temin edilmesi, varsa nüfusa kayıtlı başka kardeşlerinin doğum tarihlerinin de gözetilmesinden ve bu şekilde mağdurenin yaşının adli tahkikatla tespitinden sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği düşünülmeden, eksik araştırmayla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 30.11.2012 tarih ve 2891 sayılı Kararı ile Üsküdar ilçesi adli teşkilatı kapatıldığından, dosyanın İstanbul Anadolu Çocuk Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.