YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/8546
KARAR NO : 2022/111
KARAR TARİHİ : 10.01.2022
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Tefecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/04/2016 tarihli, 2014/118 Esas ve 2016/208 sayılı Kararında da belirtildiği üzere, tefecilik suçu ile korunan hukuki yarar ve bu bağlamda suçun topluma karşı suçlar bölümünde düzenlenmesi karşısında, bu suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamı, diğer bir ifadeyle kamu olduğu, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerektiği anlaşılmakla, şikayetçi …’ın sanık hakkında tefecilik suçundan açılan kamu davasında suçtan zarar gören sıfatının gereği olarak CMK’nin 233 ve 234. maddeleri uyarınca davaya katılma ve hükmü temyiz etme hakkı bulunduğu, katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan ve katılma talebi karara bağlanmayan şikayetçinin kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükmün vekilleri tarafından temyiz edilmesi karşısında CMK’nin 237/2. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak katılma talebinin KABULÜNE karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
TCK’nin 241. maddesinde tanımlanan tefecilik suçunun oluşabilmesi için kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para verilmesinin yeterli oluşu, ayrıca birden fazla kişiye sistemli olarak faiz karşılığı ödünç para verilmesinin suçun unsuru olarak aranmaması, kişiler arasında doğmuş bir alacak borç ilişkisine dayanmayan kazanç elde etme amaçlı ödünç para verme eylemlerinin tefecilik suçu kapsamında bulunması ve aralarında yakın akrabalık bağı veya iş ilişkisi bulunmayan kişiler arasında günün ekonomik koşulları nazara alındığında yüksek sayılabilecek miktarda paranın karşılıksız verilmesinin hayatın olağan akışına uygun olmaması, bu bağlamda, maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması açısından, sanığın, tefecilik yapıp yapmadığı hususunda kolluk araştırması yaptırılması, vergi mükellefi olup olmadığı tespit edilerek gerektiğinde hakkında vergi incelemesi yaptırılması, alacaklı olduğu icra takip dosyalarının tespitiyle varsa takip borçlularının tanık sıfatıyla dinlenilmesi sonrasında sonucuna göre hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde mahkumiyetine hükmolunması,
Kabule göre de;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03/06/2008 tarihli ve 2008/149-163, 13/11/2007 tarihli ve 2007/171-235 sayılı Kararlarında da belirtildiği üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip verilmeyeceğinin CMK’nin 231/5-6. maddesindeki şartlar gözetilmek suretiyle seçenek yaptırımlara çevirme ve erteleme gibi diğer kişiselleştirme nedenlerinden önce hakim tarafından değerlendirilmesinin zorunlu olduğu, sanığın adli sicil kaydında yer alan ilamların silinme koşullarının gerçekleştiği, bir başkasına ödünç para verme işinin Hazine Müsteşarlığının iznine ve bu işten elde edilen kazancın da vergiye tabi olduğu, Hazinenin bu suçun işlenmesinden dolayı vergi kaybına uğrayacağı, ayrıca sanığın elde ettiği kazanç nedeniyle ödünç para verdiği kişinin zarar göreceği nazara alınarak, somut olayda Hazinenin vergi kaybı, ödünç para verdiği kişi olan …’ın ise ödediği faiz nedeniyle uğradığı maddi zarar miktarları araştırılıp sanıktan bunları karşılayıp karşılamayacağının sorulması, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan aynı Kanun’un 231/6-a-b-c madde-fıkra-bentlerindeki objektif ve subjektif koşulların oluşup oluşmadığı karar yerinde değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, sanık hakkında “Sanığın geçmişteki hali, sabıkasız oluşu, suç işleme hususundaki eğilimleri, duyduğu pişmanlık göz önünde bulundurularak cezasının ertelenmesi halinde ileride bir daha suç işlemeyeceği yönünde mahkememize olumlu kanaat gelmekle” şeklindeki gerekçeyle erteleme kararı verilmesine rağmen, erteleme gerekçesiyle çelişkili “Sanığın ertelemeye engel olmayan adli sicil kaydı olduğundan” biçimindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Gerekçeli karar başlığında haklarında katılma kararı verilmeyen … ve Hazinenin katılan, 14/03/2011 olan suç tarihinin ise 2011 olarak gösterilmesi suretiyle CMK’nin 232/2-(b-c) madde-fıkra-bentlerine muhalefet edilmesi,
Kanuna aykırı, katılan vekilleri ile sanık müdafin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA 10/01/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.