YARGITAY KARARI
DAİRE : Ceza Genel Kurulu
ESAS NO : 2021/238
KARAR NO : 2021/504
KARAR TARİHİ : 26.10.2021
Kararı Veren
Yargıtay Dairesi : (Kapatılan) 14. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Ağır Ceza
Sayısı : 307-388
Katılanlar : 1- …, 2- …, 3- …
Temyiz Edenler : Sanık müdafisi ve katılan … vekili
Sanık …’in nitelikli cinsel saldırı suçundan TCK’nın 102/2, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 14 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin … 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 14.12.2017 tarihli ve 143-244 sayılı hükmün sanık, sanık müdafisi, katılan … vekili ve katılan … Politikalar Bakanlığı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen … Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesince 21.03.2018 tarih ve 384-439 sayı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bu kararın da sanık müdafisi, katılan … vekili ve katılan … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 11.12.2018 tarih ve 6620-7421 sayı ile; ilk derece mahkemesine ait dördüncü celse duruşma tutanağı ve gerekçeli kararda zabıt katibinin ıslak imzası ve elektronik imzasının bulunmadığı anlaşılmakla, söz konusu imza eksikliklerinin tamamlanması için Bölge Adliye Mahkemesine tevdi edilmesine karar verilmiş, anılan eksikliğin giderilerek dosyanın iade edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 24.06.2019 tarih, 2367-10279 sayı ve oy çokluğu ile;
“Olayın intikal şekli ve süresi, olayın tek tanığı olan mağdurenin intihar etmesi sonucu ölümü nedeniyle aşamalarda dinlenememesi, savunma, tanık beyanları ile tüm dosya içeriği nazara alındığında, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığının gözetilmemesi” isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiş,
Daire Başkanı …ve Daire Üyesi … ;
“… C. Başsavcılığının 14.06.2017 tarihli iddianamesiyle sanık hakkında maktul …’e karşı amcasının oğlu olan sanığın 6 yaşında ve 10 yaşında cinsel tacize uğradığı nişanlandıktan sonra 2015 yılında arayarak elinde video ve fotoğrafların var nişanlına söylerim diyerek tehditle 3-4 kez tecavüzde bulunduğu iddiasıyla kamu davasının açıldığı olayda;
Müteveffanın sanığın tehditleri üzerine tecavüz olayını eşi katılana anlattığı onunda diğer katılanlar ve ailesiyle toplanıp ‘konuyu zamana bırakalım çocuğunuz var’ diyerek evlilikleri devam ettirme kararı aldıkları ancak müteveffanın 08.04.2017 günü günlüğüne intihar notu yazarak hayatına son verdiği yazdığı notta özetle; katılan eşine ‘Ben seni çok seviyorum. Seni severek ölüyorum. Bir tek bu bana gurur veriyor, boynu bükük gezmeyeceksin, bir ömür mutlu huzurlu olacaksın, oğlum bitanem’e iyi bak, şunu hiçbir zaman unutma sana söylediğim her şey gerçek. Ben sana kız oğlan kız geldim, namusumu koruyamadım çünkü içimde seni kaybetme korkusu vardı.’ şeklinde yazılar yazdığı,
Müteveffanın sanık tarafından 3-4 kez nitelikli cinsel saldırıya uğradığı yönündeki beyanı önce eşi katılan …’e daha sonra aile toplantı halinde iken babası …’e ve kardeşi …’e de anal yoldan organ sokmak suretiyle nitelikli cinsel saldırıya uğradığını ifade ettiği, katılanlar bu hususu hem soruşturma aşamasında hemde kovuşturma aşamasında ifadelerinde belirttikleri,
Sanığın 08.04.2017 tarihli müdafisi eşliğinde kollukta ve 09.04.2017 tarihli yine müdafii eşliğinde savcılıkta verdiği ifadelerinde 0539 3.. .. 36 nolu telefonun kendisine ait olduğu, bu telefon ile mağdure …’i aramadığını, mağdurenin telefon numarasını dahi bilmediğini savunmuş ise de; mağdurenin eşi … adına kayıtlı ve kendisinin 0534 6.. .. 75 nolu telefonu kullandığı, sanık ile mağdure arasında 08.04.2014 – 08.04.2017 tarihleri arasında yapılan iletişimin tespitinde 1612 adet mesaj ve arama bulunduğu, sanığın bu yöndeki savunmasına itibar edilemeyeceği,
Mağdure müteveffanın intihar ettiği tarihten üç yıl önce tarla meselesi yüzünden sanığın babası ile sanığın amcası olan mağdurenin kayınpederinin kavga etmesi nedeniyle aralarında husumet bulunduğu, bu nedenle görüşmedikleri ve bu sebeple iftira edildiği savunmasına da husumetli olunduğu dönemde sanığın mağdureyi yüzlerce defa aradığı ve mesaj attığı, hayatın olağan akışına uygun bulunmayan bu savunmaya da itibar edilemeyeceği,
Mağdurenin sanık tarafından 3-4 kez nitelikli cinsel saldırıya uğradığı yönündeki beyanını önce eşi …’e, daha sonra aile toplantı halinde iken babası …’e, kardeşi …’e sanığın anal yoldan kendisine organ sokmak suretiyle nitelikli cinsel saldırıda bulunduğunu beyan ettiği,
Mağdureye ait günlüğün içinde kendi el yazısı ile yazdığı nottaki beyanların mağdurenin katılanlara anlatıkları ile uyumlu olduğu, sanığın mağdureye anal yoldan ilişkide bulunması nedeniyle mektuptaki sana kız oğlan kız geldim şeklindeki beyanı ile uyumlu olduğu,
Bu gerekçeler ile sanığın savunmasına itibar edilmesi için hukuken geçerli bir neden bulunmadığı, mağdurenin katılanlarca da doğrulanan ve kendi el yazısı ile intihar etmeden önce samimi beyanının tutarlı bulunduğu ve itibar edilmesi gerektiği,
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sanıkla ölen arasındaki telefon görüşmelerinin yoğunluğu, bu görüşmelerin büyük çoğunluğunun sanığın öleni araması ve mesaj atması şeklinde olması, ölenin intihar olayından kısa süre önce hem eşi hem ailesine sanığın tecavüzüne uğradığını anlatması ve sonrasında intiharı, ölenin not defterine kendi el yazısıyla yazdığı eşine anlattığı her şeyin gerçek olduğuna dair ve katılanlara anlattığı hususları destekleyen notlarının bulunması, sanığın savunmasının mantıksız ve diğer delillerle uyumsuz olması karşısında gerçekten ölenin sanığın tecavüzüne uğradığı ve bunun etkisinden kurtulamayarak intihar ettiği yönündeki kabul ile mağdurenin bölünemeyen beyanı ile sanığın zincirleme şekilde nitelikli cinsel saldırı suçunu işlediği sabit olduğu,” görüşüyle karşı oy kullanmışlardır.
… 1. Ağır Ceza Mahkemesi ise 14.11.2019 tarih ve 307-388 sayı ile;
“Maktul … 08.04.2017 tarihinde evinin yatak odasında beşik için yapılan ip ile kendisini asmak suretiyle intihar etmiş ve otopsi raporuna göre ası suretiyle öldüğü tespit edilmiştir.
Katılanların ve tanıkların beyanlarına göre maktul intihar etmeden üç gün önce eşi …’i telefonla aramış, önemli bir konuyu görüşmek üzere eve gelmesini istemiş, maktul eşine ‘Ben 10 yaşında iken amcamın oğlu … bana cinsel istismarda bulundu, tecavüz etmeye kalkıştı, yine 6 yaşındayken eliyle taciz etti, Seninle nişanlandıktan sonra 2015 yılında beni aradı, benimle birlikte olmazsan seni nişanlından ayırırım, nişanlına bu konuyu söylerim, elimde fotoğrafın ve videoların var’ diyerek tehdit etti ve cinsel ilişkiye zorladı, nişamlımdan ayrılmamak için tehditlere boyun eğdim ve sanık tarafından 3-4 kez tecavüze uğradım’ demiştir.
Yine anlatımlara göre ölenin eşi bu konuyu ölenin ailesiyle de konuşmuş, aile büyüklerince ortada çocuk ta olduğu için evliliğin bir süre daha devam ettirilmesi için ölenin eşine ricada bulunmuşlar, ancak bir kaç gün sonra intihar olayı meydana gelmiştir.
Müteveffanın adli emanete alınan not defterinde ‘Ben seni çok seviyorum. Seni severek ölüyorum. Bir tek bu bana gurur veriyor, boynu bükük gezmeyeceksin, bir ömür mutlu huzurlu olacaksın, oğlum bitanem’e iyi bak, ..sev ilgi göster..Şunu hiçbir zaman unutma sana söylediğim her şey gerçek, Ben sana kızoğlan kız geldim, namusumu koruyamadım çünkü içimde seni kaybetme korkusu vardı..’ şeklinde yazılar olduğu tespit edilmiş alınan kriminal raporla nottaki yazıların müteveffanın eli ürünü olduğu anlaşılmıştır.
Katılanların beyanlarına göre sanığın müteveffaya 2015-2016 yılları arasında şantaj yolu ile 3 veya 4 kez tecavüzde bulunduğu, ayrıca müteveffanın 10 yaşında olduğu sırada tecavüz etmeye kalkıştığı ancak tecavüzü gerçekleştiremediği, cinsel istismarın zaman içerisinde devam ettiği, en son 2015-2016 yılları arasında belirsiz tarihlerde 3-4 kez tecavüz ederek atılı suçu işlediği, müteveffanın bu olayların neticesinde intihar ederek yaşamına son verdiği, bu nedenle ölümü ile teacavüz arasında illiyet bağının bulunduğu iddiasıyla dava açılmıştır.
Sanık suçlamaları kabul etmemiş, müteveffa ile telefonla görüşmediğini, telefon numarasını dahi bilmediğini savunmuş, mahkememizce sanıkla müteveffa arasında binlerce görüşme olduğu hts kayıtlarıyla anlaşılıp sorulunca dahi sanık bu görüşmeleri kabul etmemiş, sonrasında ise mütevaffa ile sırdaş olarak görüşmüş olduğunu söylemiştir.
Ortada sanığın tecavüzüne uğradığını eşine ve ailesine anlatıp anlatımları günlüğüne de not olarak yazıp hayatına son veren bir kadın, suçlamayı kabul etmeyen bir sanık vardır. İlk olarak sanığın ölenle hiç görüşmediği yönündeki ısrarlı savunması hts kayıtlarıyla ilk aşamada çürümüş olmasına göre sanığın savunmasının samimiyeti konusunda şüphe oluşmuştur.
Sanık ölenin ailesiyle tarla ihtilafında olduklarını ileri sürerek iftiraya uğradığı iddiasındadır. Ancak evli, çocuğu olan ve beyanlara göre mutlu bir evliliği olan bir genç kadının sadece eşinin veya babasının tarla ihtilafına destek olmak ve bu ihtilafta sanığı bertaraf edebilmek için intihar edip hayatına son vermesi mantıklı değildir.
Sanıkla ölen arasında rızaya dayalı bir gönül ve cinsel ilişki var olsa (ki sanığın dahi böyle bir iddiası yoktur) ortada hiçbir delil yok iken ölenin durduk yere böyle bir tecavüz iddiası ortaya atıp aile düzenini bozmasına gerek yoktur. Zaten ailesinin ve eşinin haberinin olmadığı bir ilişkiyi unutturup gitme imkanı vardır.
Sanıkla ölen arasındaki telefon görüşmelerinin yoğunluğu, bu görüşmelerin büyük çoğunluğunun sanığın öleni araması ve mesaj atması şeklinde olması, ölenin intihar olayından kısa süre önce hem eşi hem ailesine sanığın tecavüzüne uğradığını anlatması ve sonrasında intiharı, ölenin not defterine kendi el yazısıyla yazdığı tespit edilen ve katılanlara anlattığı hususları kısmen destekleyen notlarının bulunması, sanığın savunmasının mantıksız ve diğer delillerle uyumsuz olması karşısında gerçekten ölenin sanığın tecavüzüne uğradığı ve bunun etkisinden kurtulamayarak intihar ettiği mahkememizce sabit görülmüştür.
Tecavüz olayının hangi tarihte, birden fazla kez olup olmadığı ve ölümle tecavüz arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı tartışılmalıdır.
Öncelikle ölen tecavüze uğramış olsa da ölümü tecavüze doğrudan bağlı olmayıp bu olayı ailesine anlatmasından sonra olayın utancıyla yaşayamayacağı düşüncesiyle gerçekleşen bir intihara bağlıdır. Dolayısıyla sanık hakkında bu ağırlatıcı nedenin uygulanması mümkün değildir.
Ölen 01.08.1997 doğumludur ve 2014 yılı Kasım ayında eşiyle nişanlanmış, 1 yıl sonra 02.11.2015 tarihinde evlenmiştir. Ölen 01.08.2015 tarihinden itibaren reşittir ve bu tarihten evlilik tarihine kadar 3 aylık bir süre vardır. Yani nişanlılık dönemindeki bir tecavüz ölenin çocuk yaşta olduğu Kasım 2014 te olabileceği gibi ölenin reşit olduğu Kasım 2015’te de olabilir. Ölen tecavüzün tarihi konusunda sadece nişanlılık dönemi bilgisi vermiş daha ayrıntılı bir açıklama yapmamış olduğuna göre şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince tecavüz olayının ölenin yaşının 18 den büyük olduğu Ağustos 2015 sonrası olduğu kabul edilmiştir.
Ölenin birden fazla kez tecavüze uğradığı iddiası var ise de bu iddiayı destekleyecek hiç bir delil olmadığı için yine şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği eylemin bir kez olduğu kabul edilmiştir.
Ölenin çocuk yaşta iken sanığın cinsel saldırısına maruz kaldığı iddiası var ise de bu konuda katılanlara ölenin anlatımlarının çok uyumlu olmadığı, 6 ve 10 yaşlarında maruz kaldığını söylediği eylemin sarkıntılık mı nitelikli cinsel saldırı mı olduğunun anlaşılamadığı, eylem var sayılsa bile aradan geçen zamana göre suç tarihi ve eylemin niteliği tam belli olmadığına göre zamanaşımının dahi dolmuş olacağı dikkate alınarak sanığın bu eylemi sabit görülmemiştir.
Neticeten ölenin katılanlara anlatımları ve bu anlatımlarla uyumlu el yazısı notlarına göre sanığın lehine yorumla sanığın 18 yaşını geçtiği dönemde ölene organ sokmak suretiyle cinsel saldırı suçunu işlediği kanaatiyle cezalandırılması gerekmiştir.” gerekçesiyle bozma kararına direnerek önceki hükümdeki gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir.
Bu hükmün de sanık müdafisi ve katılan … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10.03.2020 tarihli ve 24489 sayılı “bozma” istekli tebliğnamesi ile dosya 6763 sayılı Kanun’un 36. maddesi ile değişik CMK’nın 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 21.06.2021 tarih, 3290-4377 sayı ve oy çokluğu ile direnme kararı yerinde görülmeyerek Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Sanık hakkında inceleme dışı katılan …’e yönelik çocuğun basit cinsel istismarı suçundan Yerel Mahkemece kurulan beraat hükmü, istinaf başvurularının Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmek suretiyle kesinleşmiş olup direnmenin kapsamına göre inceleme, sanık hakkında mağdur …’e yönelik nitelikli cinsel saldırı suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır.
Özel Daire çoğunluğu ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa atılı nitelikli cinsel saldırı suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamından;
01.08.1997 doğumlu olan mağdur …’in babasının katılan …, annesinin …, ağabeyinin tanık … (1994 doğumlu), kız kardeşlerinin … (2000 doğumlu) ve Hatice Sultan Sezer (2007 doğumlu) oldukları, 2014 yılı Kasım ayında nişanlanıp 02.11.2015 tarihinde katılan … ile evlendiği, bu evlilikten 16.11.2016 doğumlu bir oğlu olduğu, 01.01.1988 doğumlu, evli ve iki çocuk sahibi olan sanık …’in mağdurun amcasının oğlu olduğu,
Mağdur …’in 08.04.2017 tarihinde Payallar Mahallesi, Konaklı/… adresindeki ikametinde kendisini asarak intihar ettiği, mağdurun eşi, babası ve yakınlarının intihar sebebinin mağdurun amcasının oğlu olan … tarafından tecavüze uğraması olduğu yönünde iddialarda bulunmaları üzerine intihar olayından ayrı olarak nitelikli cinsel saldırı suçundan sanık … hakkında soruşturmaya başlandığı,
08.04.2017 tarihli araştırma tutanağına göre; mağdurun ip ile kendisini asarak intihar etmesi olayı ile ilgili olarak eşi, babası ve yakınlarının mağdurun intihar sebebinin amcasının oğlu olan …’in mağdur …’e ilkokul yıllarında ve nişanlı olduğu yıllarda nitelikli cinsel saldırıda bulunması olduğunu, bu konuyu mağdurun kendilerine anlattığını, …’den şikâyetçi olduklarını beyan etmeleri ve …’in sanık tarafından cinsel istismara uğradığını iddia etmesi üzerine yapılan araştırmada, mağdur …’e ve …’e yönelik eylemlerle ilgili tanık tespit edilemediği,
08.04.2017 tarihli olay yeri inceleme ve ölü muayene tutanağına göre; Payallar Mahallesi, Konaklı/… adresinde bebek beşiği kurmak amacıyla karşılıklı olarak duvarlara çakılmış kancalardan birisine bağlı ipi kullanarak kendisini asan şahsın mağdur … olduğunun, boyunda telem izi ve sol bilekte yaklaşık 2×0.5 cm ebadında kesi bulunduğunun, boyunda kırık olduğunun değerlendirildiği, herhangi bir ateşli silah ya da kesici alet yarasının bulunmadığı, odada şüpheli bir izin olmadığı, olay yerinde ölen şahıs tarafından yazıldığı değerlendirilen defter içinde not bulunduğu, kesin ölüm sebebinin belirlenmesi için cesedin Adli Tıp Kurumuna gönderildiği,
… Grup Başkanlığı Morg İhtisas Dairesi’nin 05.05.2017 tarihli mağdur …’e ilişkin otopsi raporuna göre; boyunda telem, sol el bileği içte 2 cm uzunluğunda kenarları düzgün, etrafı ekimozlu ve dış tarafında iki adet tereddüt kesisi bulunan cilt altına nafiz kesici alet yarası bulunduğu, sol el bileği iç tarafta ve dorsal kısımda yarayı kapatmak için kullanıldığı değerlendirilen flaster yapışkan kalıntıları olduğu, vajinal muayenede hymen silinmiş olup vajende menstürasyona bağlı kanama olduğu, anal muayenede postmortem değişiklikler dışında özellik saptanmadığı, Kimya İhtisas Dairesi’nin raporuna göre kanda ve göz içi sıvısında alkol bulunmadığı, kanda ve idrarda sistematiklerindeki uyuşturucu veya uyarıcı maddeler ile ilaç etkin maddelerinin bulunmadığı, kişinin boynunda yükselici ve yüzeyselleşici vasıfta telem saptandığına göre ası fiilinin gerçekleşmiş olduğu, otopsisinde boyun sağda telem üzerinde yüzeyel sıyrıklar, hyoid kemikte ekimozlu kırık ve yumuşak dokularda ekimoz tespit edildiğine göre ası fiilinin kişi canlı iken meydana gelmiş olduğu, kişinin ölümünün, asıya bağlı asfiksiden ileri geldiği,
Ad-soyad bölümünde “….”, cep telefonu bölümünde ise “0534 3.. .. 97” yazılı mağdur …’e ait olduğu anlaşılan içerisinde yemek tarifleri bulunan 2015 yılı ajandasında; “Ben seni çok seviyorum. Seni severek ölüyorum ya bir tek bu bana gurur veriyor. Ben bir şeytanın eline düştüm. Beni tehdit şantajla zorla neler yaptırdı. İnsan namusu için yaşar. Ben senin namusunu temizliycem. Boynun bükük gezmeyeceksin. Bir ömür mutlu huzurlu olacaksın. Oğlum birtaneme iyi bak, sev, ilgi göster, öp, annesizliği yaşamasın. Ona çok iyi bak. Ben bir hata yaptım. Sonucuna da katlanıyorum. Sensizlik sensiz yaşayacağıma, oğlumsuz yaşayacağıma ölürüm daha iyi. Hakkını helal et. Senin ve ailenin üzerimde çok hakkı var. Hepsi çok iyi insanlar, beni her şeyden, herkesten korudular, kolladılar. Benim ablam yoktu, ablaların ablam oldu. Abim vardı ama böyle abim yoktu. Abilerim oldular. Herkes hakkını helal etsin. Herkesi çok seviyorum.
Şunu hiçbir zaman unutma. Sana söylediğim her şey gerçek. Ben sana kız oğlan kız geldim. Namusunu koruyamadım çünkü içimde seni kaybetme korkusu vardı. Seni her şeyden çok sevdim. Aşık oldum. Hamile kaldığımda da dünya benim oldu. Senden bir bebek bekliyordum. İkimizin çocuğuydu, bu yüzden istedim, çocuğumu aldırtmadım. Belki sana hayatı zindan ettim ama seninle mutlu huzurlu bir yuva istediğim içindi. Kendi evimize gitmek isteyişim ise sadece sen, ben ve oğlumu istedim. Aileni de çok istedim. O eve gitsek bile her gün getir dedim. Üzerimde emekleri çok büyük, haklarını helal etsinler. Bir ömür boyu köleleri bile olsam ödeyemem. Sen de hakkını helal et. Sevdiğim adamı kaybetme korkusu var ya hepsi ondan oldu. Şimdi her şeyi anlattım. Her şeyi söyleyince de kaybettim. Beni affet. Beni affet. Beni affet. Allahıma ve sana sığınmıştım. Sen kabul edemezsin, bu yüzden boynu eğik gezmeyeceksin.” şeklinde yazıların olduğu,
Jandarma Genel Komutanlığı’nın 26.05.2017 tarihli uzmanlık raporunda; ajandada bulunan inceleme konusu el yazıları ile mağdura ait olduğu bildirilen mukayese el yazıları arasında yapılan inceleme ve karşılaştırmada benzerlikler olduğu görülmekle inceleme konusu el yazılarının mağdura ait olduğu bildirilen mukayese el yazıları ile aynı şahıs eli ürünü olduğu kanaatine varıldığı,
09.04.2017 tarihli muhafaza altına alma tutanağına göre; sanığa ait olan Samsung marka cep telefonu ve bu cep telefonuna takılı sim kartın sanığın rızası ile muhafaza altına alındığı ancak sanığa ait cep telefonu üzerinde herhangi bir inceleme yaptırılmadığı,
… 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 113 sayılı kararı ile; sanığın kullandığı cep telefonunda CMK’nın 134/1. maddesi gereği arama yapılmasına, 539 3.. .. 36 numaralı hattın 08.04.2014 ila 08.04.2017 tarihleri arasındaki görüşmelerin tespiti için CMK’nın 135/6. maddesi gereğince iletişimin tespitine karar verildiği,
Sanığa ait 0539 3.. .. 36 numaralı Gsm hattına ait 08.04.2014 ila 08.04.2017 tarihleri arasındaki iletişmin tespitine ilişkin HTS kayıtlarından; mağdur …’in kullandığı katılan … adına kayıtlı olan 534 6.. .. 75 numaralı hat ile sanığın kullandığı 539 3.. .. 36 numaralı hat arasındaki arama/aranma ve mesaj atma/almaya ilişkin veriler incelendiğinde; mağdur ile sanığın 13.05.2014 (1 kez), 14.05.2014 (3 kez), 07.06.2014 (1 kez), 24.06.2014 (1 kez), 26.07.2014 (132 kez), 27.07.2014 (64 kez), 31.07.2014 (10 kez), 02.08.2014 (3 kez), 03.08.2014 (10 kez), 04.08.2014 (27 kez), 05.08.2014 (1 kez), 06.08.2014 (11 kez), 07.08.2014 (2 kez), 10.08.2014 (1 kez), 14.08.2014 (7 kez), 18.08.2014 (1 kez), 19.08.2014 (1 kez), 20.08.2014 (233 kez), 16.09.2014 (16 kez), 17.09.2014 (1 kez), 18.09.2014 (2 kez), 10.10.2014 (4 kez), 14.10.2014 (2 kez), 18.10.2014 (1 kez), 19.10.2014 (2 kez), 23.10.2014 (153 kez), 24.10.2014 (13 kez), 25.10.2014 (6 kez), 26-27-28-29.10.2014 (2 şer kez), 30.10.2014 (1 kez), 31.10.2014 (3 kez), 08.11.2014 (3 kez), 09.11.2014 (126 kez), 10.11.2014 (7 kez), 15-19.11.2014 (1’er kez), 22.11.2014 (92 kez), 23.11.2014 (76 kez), 24.11.2014 (56 kez), 16-29.01.2015 (1’er kez), 16.02.2015 (6 kez), 25.02.2015 (2 kez), 10.03.2015 (1 kez), 12.03.2015 (2 kez), 25-26.03.2015 (3’er kez), 29-30.03.2015 (1’er kez), 03-04.04.2015 (1’er kez), 10.04.2015 (8 kez), 18.04.2015 (16 kez), 21-23.04.2015 (2’şer kez), 24.04.2015 (1 kez), 26.04.2015 (2 kez), 27.04.2015 (8 kez), 02-20-22.05.2015 (2’şer kez), 23.05.2015 (1 kez), 24.05.2015 (6 kez), 25-28.05.2015 (1’er kez), 12-17.06.2015 (1’er kez), 18.06.2015 (25 kez), 20.06.2015 (20 kez), 21.06.2015 (119 kez), 02.07.2015 (60 kez), 03.07.2015 (1 kez), 18.07.2015 (2 kez), 22.07.2015 (6 kez), 07.08.2015 (1 kez), 12.08.2015 (8 kez), 13.08.2015 (1 kez), 28.08.2015 (3 kez), 07.09.2015 (5 kez), 18.09.2015 (118 kez), 29.09.2015 (1 kez), 05.11.2015 (10 kez mesaj aldı), 06.11.2015 (15 kez mesaj attı, 21 kez mesaj aldı), 07.11.2015 (2 kez mesaj attı, 5 kez mesaj aldı), 14.11.2015 (1 kez aradı), 15.11.2015 (1 kez mesaj aldı), 16.11.2015 (7 kez mesaj attı, 9 kez mesaj aldı), 10.03.2016 (1 kez arandı-97 sn.) 26.07.2016 (3 kez mesaj aldı, 1 kez aradı-372 sn, 2 kez arandı-71 ve 553 sn), 06.08.2016 (1 kez mesaj attı), 20.09.2016 (1 kez arandı-16 sn) tarihlerinde toplamda 1612 görüşme kaydının bulunduğu, mağdurun sanığı 42 kez aradığı, sanık tarafından 96 kez arandığı, sanıktan 816 mesaj aldığı, sanığa 658 kez mesaj gönderdiği,
… Cumhuriyet Başsavcılığınca 10.05.2017 tarih ve 4595-3505 sayı ile; sanık hakkında mağdura yönelik intihara yönlendirme suçundan kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, bu karar … 1. Sulh Ceza Hâkimliğince 13.11.2017 tarih ve 1706 değişik iş sayı ile itirazın reddine karar verilerek kesinleştiği,
Sanık …’in 08.04.2017 tarihinde yakalanarak gözaltına alındığı, … 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 09.04.2017 tarihli ve 96 sayılı kararıyla tutuklandığı, Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 24.06.2019 tarih ve 2367-10279 sayı ile sanığın tahliyesine karar verildiği, … 1. Ağır Ceza Mahkemesince 14.11.2019 tarih ve 307-388 sayı ile direnme kararı ile birlikte sanığın hükmen tutuklandığı, … 2. Ağır Ceza Mahkemesince 05.12.2019 tarih ve 1199 sayı ile itiraz üzerine sanığın tahliyesine, yurt dışına çıkışının yasaklanması ve konutunu terk etmemesi şeklinde adli kontrol tedbirleri altına alınmasına karar verildiği,
Anlaşılmaktadır.
Katılan … Kollukta; mağdur … ile 1,5 yıl önce evlendiklerini, bir çocukları olduğunu, evlendikten sonra babasıyla birlikte aynı evde yaşamaya başladıklarını, iki gün önce eşinin kendi evlerinde yaşamak istediğini söylediğini, kendisinin de kabul ettiğini ve evlerine gittiklerini, bundan üç gün önce eşinin kendisini başka bir telefondan aradığını, muhtemelen sanığın rahatsız etmesi sebebiyle kendi telefonunu önceden kırdığını, evine o gün saat 10.00 sıralarında gittiğini, eşi ile oturduklarını ve eşinin birden ağlamaya başladığını, eşinin “Ben sana yalan söyledim, bana amcamın oğlu … seninle nişanlıyken 3-4 kez tecavüz etti.” dediğini, yine …’in, kendisi 6 yaşındayken eliyle taciz ettiğini ve tecavüz etmeye kalkıştığını, nişanlandıktan sonra da kendisini bu konu ile tehdit ederek yine birlikte olmak istediğini söylediğini, sanığın, eşine “Kabul etmezsen seni nişanlından ayırırım, nişanlına bu konuyu söylerim.” dediğini, eşinin de kendisine “Ben seni çok sevdiğim için bunu sana söyleyemedim. Senden ayrılmaktan korktum, ailemden korktum.” dediğini, yine sanığın eşini 2016 yılının yaz ayında kendisinin yaylaya gideceği sırada telefon ile arayarak birlikte olmak için “Elimde fotoğrafın, videoların var.” diyerek tehdit ettiğini eşinden öğrendiğini, eşiyle konuştuktan sonra babasını ve eşinin babasını arayarak “Bir konu var gelin konuşalım toplanalım.” dediğini, bu olayı öğrendiği gün saat 14.30 sıralarında babasını, annesini, ablalarını ve eşinin babasını çağırdıklarını, aileleri gelince eşinin babasının, eşine “Konu ne anlat kızım.” dediğini ve eşinin de “Ben ortaokula giderken 10 yaşlarında iken amcamın oğlu olan … bana tecavüz etmeye kalkıştı, bu konu benim yıllardır içimde kaldı. En son olarak da …’yla nişanlıyken beni aradı ve bu konu hakkında tehdit etti ve ‘Bu konuyu nişanlına anlatırım, benimle birlikte olacaksın.’ diye tehdit etti. Ben de korktuğum için bir şey söyleyemedim ve bana zorla 3-4 kez tecavüz etti.” şeklinde konuyu anlattığını, sonra eşinin babasının “Evlenmeden önce bir hata olmuş. Bunların küçük çocuğu var bu yuvayı yıkmayalım, sizin vereceğiniz her kararı desteklerim, yerden göğe kadar haklısınız.” dediğini, kendi ailesi ile başka odada görüştüklerini, babasının “Kızın evlendikten sonra bir hatası yok, gelinimizin bu olayda hiçbir suçu yok.” dediğini, kendisinin de herkese hitaben “Konuyu zamana bırakalım, çocuğumuz var deneyelim.” dediğini, toplantıdan sonra eşi ile kız kardeşlerinin yemek hazırladıklarını, birlikte yemek yediklerini, aileleri gittikten sonra eşiyle evde yalnız kaldıklarını, o gün birlikte uyuduktan sonra sabah işe gittiğini, akşam eve geldiğinde hiçbir sorun olmadığını, evde eşi, çocuğu ve babası ile kaldıklarını, sabah saat 07.00 sıralarında uyandıklarını, eşinin kahvaltı hazırladığını, saat 07.45’e kadar eşi ve babasıyla kahvaltı yaptıklarını, sonra kendisinin saat 07.45 sıralarında evden çıkıp işe gittiğini, bir süre çalıştıktan sonra saat 10.00 sıralarında düğün davetiyesi almak için eve gelip balkon kapısından eve girdiğini, yatak odasının kapısının kapalı olduğunu gördüğünü, önce çocuğuna baktığını, çocuğunun salonda yerde yattığını, yatak odasının kapısının kilitli olması sebebiyle kapıyı tekmeyle kırıp içeri girdiğini, eşinin kendisini beşik için hazırladıkları ip ile boynundan astığını gördüğünü, eşini intihar etmeye sanığın sürüklediğini, eşinin telefonunu iki gün önce kırdığını, eşinin 0534 6.. .. 75 numaralı hattı kullandığını, sanıktan şikâyetçi olduğunu,
Mahkemede; eşi ile 2014 yılı Kasım ayında sözlendiklerini, 2 yıl sonra da evlendiklerini, aralarında hiçbir anlaşmazlık olmadığını, mutlu olduklarını, intihar olayından yaklaşık 3 ay önce kayınpederinin, kardeşi ile sınır olan 2B vasfındaki bir araziyi kendilerine verdiğini, bu arazideki badem ağaçlarının kesilmesi nedeniyle sanığın, ağaçların dede yadigarı olduğunu söyleyerek kendisinden para istediğini, para vermedikleri için sanığın, kendisine “Sana öyle bir hesap keseceğim ki göreceksin.” dediğini, o zamana kadar eşiyle bir problemi olmadığını, 2B vasfındaki araziyi aldıkları dönem eşinin huzursuzluklarının başladığını, eşinin bu dönem ısrarla kendi evlerine gitmek istediğini, dalgın olduğunu ve mutfakta sürekli elini yaraladığını, intihar olayından 3 gün önce eşinin, kendisini yanına çağırdığını ve odada baş başa konuştuklarını, eşinin ortaokul çağında iken sanığın, kendisine elle tacizde bulunduğunu, daha sonra nişanlandıkları dönemde de bu olayı anlatacağı tehdidiyle 3-4 kez tecavüz ettiğini anlattığını, eşinin “Bunları anlattım ya ölsem de olur.” dediğini, eşinin anlattığına göre bu tecavüz olayının nişanlılık döneminde olduğunu, evlendikten sonra telefonla sanığın, kendisini arayıp rahatsız ettiğini söylediğini, bu durumla ilgili tek başına karar veremeyeceği için babasına haber verdiğini, kayınpederini çağırdıklarını, eşinin, kayınpederine de aynı şekilde olayları anlattığını, intihardan önceki 3 aylık süreçte sanığın, eşini arayıp rahatsız ettiğini, eşinin de bu nedenle huzursuz olduğunu tahmin ettiğini, evliliğini devam ettirmeye karar verdiğini, 3 gün sonra eşinin intihar ettiğini, eşinin biraz saf olduğunu, sanığın bu durumdan da faydalandığını düşündüğünü, eşiyle ilk ilişkileri sırasında eşinin bir kanaması olup olmadığına dikkat etmediğini, eşinin telefonla çok sık görüştüğünü, gizli gizli mesajlaştığını görmediğini, sadece bu olaylardan sonra annesinin bir keresinde eşine kiminle mesajlaştığını ve konuştuğunu sorduğunu, eşinin de kız arkadaşıyla görüştüğünü söylediğini öğrendiğini, bu olayı öğrendikten sonra hayatının allak bullak olduğunu, nasıl ve kaç kez olduğuna dair ayrıntılara hiç girmediğini, eşinin bu olayın 3-4 kez yaşandığını söylediğini, bütün bunlara sebep olan sanıktan şikâyetçi olduğunu,
Katılan … Kollukta; mağdur …’un, kızı olduğunu, 3 gün önce damadı …’in kendisini telefonla arayarak evlerine çağırdığını, yalnız başına gittiğini, eve gittiğinde kızı …, damadı … ile damadının annesi ve babasının olduğunu, kızı ile damadı arasında biraz sorunlar olduğunu bildiğini, kızının kendilerine “Ben ortaokula giderken 10 yaşlarında iken amcamın oğlu olan … bana tecavüz etmeye kalkıştı, bu konu benim yıllardır içimde kaldı. En son olarak da …’yla nişanlıyken beni aradı ve bu konu hakkında tehdit etti ve ‘Bu konuyu nişanlına anlatırım, benimle birlikte olacaksın.’ diye tehdit etti. Ben de korktuğum için bir şey söyleyemedim ve bana zorla 3-4 kez tecavüz etti.” dediğini, bu toplantıdan önce de kızının, damadı ile görüşüp durumu anlatarak boşanmak istediğini, aile içinde konuşarak kızlarına sahip çıkmaya ve olayı dışarı yansıtmamaya karar verdiklerini, damadının süre istediğini, kızının, eşinden çok memnun olduğunu söylediğini, intiharına kadar hiçbir sorun olmadığını, kızını intihara sanığın sürüklediğini, sanıktan şikâyetçi olduğunu,
Mahkemede; kızının eşiyle severek evlendiğini, evlendikten sonra eşi ve eşinin ailesiyle birlikte yaşamaya başladığını, ölümünden 3 ay öncesine kadar hiçbir sorunları olmadığını, ancak ölümünden 3 ay önceki dönemde bazı anlaşmazlıkların olduğunu, kızını ölümünden 10 gün önce eve çağırdığını, huzursuzluklarının sebebini sorduğunu, kızının, eşinden ve ailesinden hiçbir sorunu olmadığını, sadece kendi evine çıkmak istediğini söylediğini, bundan 1 hafta sonra damadının babasının kendisini arayıp eve çağırdığını, eve gittiğinde kızının kendisine eşinden ve eşinin ailesinden bir sıkıntısının olmadığını, çocuk yaşta iken amcasının oğlu …’in, kendisine tacizde bulunduğunu, ilişkiye girmediğini ancak ilişkiye girmeye çalıştığını, daha sonrasında da tacizlerine devam ettiğini, nişanlandıktan sonra 3-4 kez tecavüz ettiğini, evlendikten sonra da telefonla arayıp önceki yaşadıklarını eşine anlatacağı, eşinden boşanıp kendisiyle evleneceği şeklinde tehditlerde bulunduğunu söylediğini, damadına çocukları için evliliği devam ettirmesini söylediğini, 3 gün sonra da kızının intihar ettiğini öğrendiğini, sanıktan şikâyetçi olduğunu,
İnceleme dışı katılan … Kollukta; kız kardeşi olan …’e sanığın tecavüz ettiğini babasından öğrendiğini, kardeşinin bu konu hakkında kendisine hiçbir şey söylemediğini, 2016 yılının Haziran ayında evlerinin mutfağında iş yaparken sanığın, yanına gelerek arkasından dokunmaya çalıştığını, kendisinin engel olması üzerine evden ayrıldığını, sanıktan şikâyetçi olduğunu,
Mahkemede; ablasının yaşadığı söylenen olayları intihardan bir gün önce annesinin anlatması ile öğrendiğini, ablasının kendisiyle bu konuyu hiç konuşmadığını, 2015 yılının yaz ayında ağabeyinin evin önünde çardak yaptığını, kendisinin de ona yardım için yanında olduğunu, sanığın burada gelip kendisine sürtündüğünü, korkup eve kaçtığını, bu olaydan yaklaşık 2-3 ay sonra sanığın mutfakta arkasından sarıldığını, kendisinin engel olması üzerine sanığın gittiğini, ablasının intiharından bir gün önce okuldan eve geldiğinde annesinden sanığın ablasına yaptıklarını öğrenip kendi başına gelenleri anlattığını, sanıktan şikâyetçi olduğunu,
Tanık … Kollukta; mağdur …’in kardeşi olduğunu, kardeşinin … ile severek evlendiğini, herhangi bir ailevi sorunları bulunmadığını, …’un intihar etmeden üç gün önce kendisini arayarak eşiyle anlaşamadığını ve ayrılacağını söylediğini, daha sonra …’in, kendisini arayarak ailesiyle konuşmak istediği bir konu olduğunu söylediğini ve kendilerini eve çağırdığını, babası ile birlikte eniştesinin evine gittiklerini, eniştesinin kendilerine sanığın …’a ilkokul çağında iken tecavüz ettiğini söylediğini, … ile konuştuğunda onun da aynı şekilde ilkokula giderken sanığın kendisine tecavüz ettiğini, nişanlandığı zaman da sanığın aynı şekilde kendisiyle birlikte olmak istediğini söylediğini, bu tehdidinin üzerine sanığın arkadan zorla kendisine sahip olduğunu, bu olaydan üç gün önce de sanığın telefonla arayarak birlikte olmak istediğini söylediğini, kabul etmemesi durumunda aralarında geçen olayları nişanlısına anlatacağını söyleyerek tehdit ettiğini öğrendiğini, babasıyla beraber …’a bir suçu olmadığını, bu olayların tamamen isteği dışında gerçekleşen olaylar olduğunu söylediklerini, eniştesinin bu olaylardan sonra başka bir olayını duyarsa bu işin biteceğini ancak eşine bir şans daha vermek istediğini söylediğini, konuyu aralarında konuşarak sonuca bağladıklarını, babası ve annesinin de 07.04.2017 tarihinde akşam saatlerinde tekrar eniştesinin evine gittiklerini ve burada …’un onlara intihar edeceğini, bu ayıpla daha fazla yaşayamayacağını söylediğini, ailesinin tekrar …’u ikna ederek eve geldiklerini, kız kardeşinin bu olaylar üzerine daha fazla dayanamayarak intihar ettiğini, kardeşinin intihar etmesine sanığın neden olduğunu,
Mahkemede; babasının maddi durumu iyi olmadığı için kendisine ve eniştesine 2B’den çıkan bazı arazileri almaları konusunda talepte bulunduğunu, eniştesinin aldığı yerde sanığın ve babasının hak iddiasının olduğunu, bu sebeple sanığın da babasının da köpek gibi hırlayıp durduklarını, intihar olayından yaklaşık bir hafta önce kız kardeşinin, eşi ile sorunları olduğunu söylediğini, evlerine gittiğinde gayet mutlu olduklarını gördüğünü, intihar olayından 3 gün önce eniştesinin kendisini ve babasını çağırıp …’a çocuk yaşta iken sanığın taciz ve tecavüzde bulunduğunu söylediğini, herkesin içinde kız kardeşine doğru olup olmadığını sorduğunu, mağdurenin de nişanlılık döneminde sanığın anal yoldan kendisine tecavüz ettiğini söylediğini, sanığın “Bunu nişanlına söylersen seni ayırırım.” diyerek tehdit de ettiğini, kardeşinin kaç kez bu şekilde tecavüze uğradığını anlatmadığını, yine hatırladığı kadarıyla ortaokul yıllarında iken sanığın avdan geldiği bir vakit onu zorlayarak tecavüzde bulunduğunu mağdurenin kendisine anlattığını, 3 gün sonra da kardeşinin intihar ettiğini, babasının kendisini çağırdığı anda kız kardeşinin evine gidemediğini, çalıştığı için akşama doğru gidebildiğini, kız kardeşine sorduğunda anlatılanların doğru olduğunu, sanığın yaptığını söylediğini, kardeşinin öncesinde daha ayrıntılı anlatımda bulunup bulunmadığını ise bilemediğini,
Beyan etmişlerdir.
Sanık … soruşturma aşamasında; kepçe operatörü olarak çalıştığını, … ile aralarında şimdiye kadar hiçbir şey geçmediğini, hiçbir duygusal bağ olmadığını, …’u ortaokulda taciz etmediğini ya da cinsel saldırıda bulunmadığını, birlikte olmak için tehdit etmediğini, elinde …’a ait fotoğraf veya video olmadığını, …’i hiç aramadığını, telefon numarasını bilmediğini, kendisine atılan iftiraların sebebinin kendi ailesi ve …’un aileleri arasındaki husumet olduğunu, …’un babası ile tarla anlaşmazlıkları bulunduğunu, …’un eşi ile almış olduğu 2B arazisi sebebiyle husumet yaşadıklarını, aralarında kavga çıktığını ancak adliyeye yansımadığını, suçlamaların tamamını reddettiğini, intihar mektubunda bahsedilen kişinin kendisi olmadığını,
Mahkemede; suçlamaları kabul etmediğini, babaları arasında tarla ihtilafı olduğunu, bu sebeple kendisini mağdur ettiklerini, … ile hiçbir şekilde gönül ilişkisi yaşamadığını, onunla karşılaştıkları vakit konuştuklarını ancak özel olarak bir görüşme yapmadıklarını, …’un telefon numarasını dahi bilmediğini, … ile evlenmeden önce de evlendikten sonra da telefon görüşmesi yapmadığını, kendisine iftira atıldığını, suçsuz olduğunu,…0539 … .. 36 numaralı hattı kendisinin kullandığını ancak bu görüşmelerin hiçbirini kendisinin yapmadığını, telefonundan başkalarının görüşmüş olabileceğini, …amcasıyla yaklaşık 3 yıl önce bir havuz yapma meselesi nedeniyle tartıştıklarını, ondan sonra amcasının evine bayramda dahi gitmediğini, 3 yıl önceki tartışmada amcasının, kendisine “Sen görürsün.” dediğini, …yazılı savunmasının doğru olduğunu, mağdur ile telefonda görüşmeler yaptığını, bunların çoğunun mağdurun çaldırıp kapatması üzerine kendisinin onu araması neticesinde gerçekleştiğini, mağdurun dertleşmek amacıyla kendisiyle konuştuğunu, mağdurenin, eşinin nişanlılık döneminde kendisine tecavüz ettiğine dair anlatımları olduğunu, hamile olduğu dönemde huzurunun olmadığını ve eşinden ayrılmak istediğini söylediğini, kendisine bunları anlattığını ağabeyine de söylediğini, …mağdurun intihar mektubunun bizzat … tarafından yazdırıldığı kanaatinde olduğunu, bu aşamada kaza sonucu ölen kardeşinin de kasıtlı olarak öldürüldüğünü düşündüğünü, bu olay mağdur tarafından intihardan 3 gün önce aileye anlatılmış ise neden intihara kadar bekleyip ondan sonra şikâyet ettiklerini, böyle bir iddia var ise öğrendikleri anda şikâyet edebileceklerini, …kesinlikle bu suçları işlemediğini, asıl mağduru çocuk yaşta evlendiren ailesinin suçlu olduğunu, bazı olayları mağdurdan duyduğu için kendisini kurban ettiklerini,
Dilekçelerinde ise; …’u 10 yaşında iken taciz ettiğine ilişkin iddianın doğru olmadığını, o yıllarda askerlik yaptığını, kardeşi …’in televizyon tamiri için …’i, babasının evine çağırdığını, amcasının da televizyonu tamir ettirmek için …’u kendi evlerine gönderdiğinde …’un, eşiyle tanıştığını, …’nın kardeşinden …’u kendisine ayarlamasını istediğini, kardeşinin karşı çıkması üzerine münakaşa ettiklerini, daha sonra amcası ile …’in görüşmelerinin devam ettiğini, …’un telefonla konuşurken ailesine yakalanması üzerine annesinin …’u dövdüğünü, evlerinin yakın olması sebebiyle kız kardeşinin …’u elinden aldığını, daha sonra … ile eşinin sözlendiklerini, 3-4 ay sonra … ile karşılaştığını, …’un, kendisinden telefon numarasını istediğini, çaldırdığında aramasını söylediğini, …’un kendisini çaldırınca onu aradığını, …’un, kendisine “Sana söylemem gereken bir şeyler var.” dediğini, eşinin, ona kardeşi …’ı döveceğini söylediğini, zamanını öğrenmek istediğini, … ile bu olayı engellemeye çalıştıklarını, kardeşinin motor kazası sonucu öldüğünü, arada bir konuştuklarını, …’un bir gün kendisine, … Şelalesine eşi ve iki kız kardeşiyle gittiklerini, kardeşlerini şelalede bıraktıklarını, eşinin, kendisini ormanlık bir alana götürdüğünü, burada eşinin zorla kendisiyle ilişkiye girdiğini anlattığını, …’a sakin olmasını, bir an önce evlenmesi gerektiğini söylediğini, 3-4 ay sonra da …’un eşiyle evlendiğini, evlendikten sonra …’un kendisini telefonla arayarak hamile olduğunu ancak çocuğunu aldırtmak istediğini, anlaşamadığını ve eşinin ona eskisi gibi davranmadığını, kendi evlerinde yaşamadıklarını, çeyizini eşinin ailesinin kullandığını, ona hizmetçi gibi davranıldığını, sadece eşiyle yaşamak istediğini, bu sebeple eşinden ayrılacağını söylediğini, çocuk doğana kadar ara sıra telefonla görüştüklerini, çocuk doğduktan sonra görüşmeyi kestiklerini, ağabeyine baskı altında olduğunu, başına bir iş gelirse olanları kendisinden öğrenebileceğini söylediğini, bunun üzerine ağabeyinin kendisiyle konuşmak istediğini, ancak kardeşinin tavır yapıp konuşmaya gelmediğini,
Savunmuştur.
Suç tarihinde yürürlükte bulunan hâliyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 102. maddesi;
“(1) Cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut dokunulmazlığını ihlâl eden kişi, mağdurun şikâyeti üzerine, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel davranışın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Fiilin vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on iki yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. Bu fiilin eşe karşı işlenmesi hâlinde, soruşturma ve kovuşturmanın yapılması mağdurun şikâyetine bağlıdır.
(3) Suçun;
a) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
b) Kamu görevinin, vesayet veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
c) Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş, evlat edinen veya evlatlık tarafından,
d) Silahla veya birden fazla kişi tarafından birlikte,
e) İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,
işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilen cezalar yarı oranında artırılır.
(4) Cinsel saldırı için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
(5) Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.” şeklinde düzenlenmiştir.
Maddenin ilk fıkrasının ilk cümlesinde cinsel saldırı suçunun temel şekli düzenlenmiş, aynı fıkranın ikinci cümlesinde cinsel saldırının “sarkıntılık düzeyinde kalması” durumu daha az cezayı gerektiren nitelikli bir hâl olarak düzenlenmiş, ikinci fıkrasında ise vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi, suçun temel şekline nazaran daha ağır cezayı gerektiren nitelikli bir hâl olarak yaptırıma bağlanmıştır.
Korunan hukukî değerin, kişilerin cinsel özgürlüğü ve dokunulmazlığı olduğu cinsel saldırı suçunda failin ve mağdurun, kadın ya da erkek, evli veya bekâr olması mümkündür. Fail ile mağdurun farklı ya da aynı cinsiyetten olması da önemli değildir. Ancak TCK’nın 102. maddesinde düzenlenen cinsel saldırı suçunun mağdurunun 18 yaşını tamamlamış olması gerekir. Cinsel saldırı kasten işlenebilir ve failin kastının suçun kanuni tanımındaki tüm unsurları, yani mağduru, cinsel davranışı, vücut dokunulmazlığının ihlalini ve mağdurun rıza göstermediğini kapsaması gerekir. Bu suçla korunan hukuki yarar üzerinde tasarrufta bulunabilen cinsel özgürlük olduğundan hukuki sınırlar içerisinde kalması şartıyla rızaya ehil mağdurun cinsel davranışa göstereceği rıza, fiili hukuka uygun hâle getirecektir. Maddenin ikinci fıkrasındaki nitelikli hâlin oluşması için vücuda organ veya sair cismin sokulması gerekir.
Bu bilgiler ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
01.08.1997 doğumlu olan mağdur …’in babasının katılan …, annesinin …, ağabeyinin tanık …, kız kardeşlerinin … ve … oldukları, 2014 yılı Kasım ayında nişanlanıp 02.11.2015 tarihinde katılan … ile evlendiği, bu evlilikten 16.11.2016 doğumlu bir oğlu bulunduğu, 01.01.1988 doğumlu, evli ve iki çocuk sahibi olan sanık …’in mağdurun amcasının oğlu olduğu, mağdurun 08.04.2017 tarihinde … Mahallesi, Konaklı/… adresindeki ikametinde kendisini asarak intihar ettiği, intihar sonucunda vefat eden mağdurun intihar etmeden 3 gün önce ilk olarak eşine, daha sonra ise kendi evlerinde bulunuyorken babası, ağabeyi ve eşinin ailesine amcasının oğlu olan sanık …’in 6 yaşındayken kendisini elle taciz ettiğini, 10 yaşında tecavüze teşebbüs ettiğini, daha sonra ise nişanlılık döneminde kendisini telefonla arayıp “Bu konuları nişanlına anlatırım, elimde video ve fotoğrafların var.” şeklinde sözlerle tehdit ederek 3-4 kez anal yoldan cinsel saldırıda bulunduğunu, son olarak da 2016 yılının yaz ayında kendisini telefonla arayarak birlikte olmak için tehdit ettiğini anlattığı, mağdurun intihar etme sebebinin sanığın, kendisine tecavüz etmesi olduğunun ailesi tarafından iddia edilmesi üzerine soruşturmaya başlanılan olayda;
Mağdurun uzmanlık raporuyla da kendi el yazısı olduğu tespit edilen intihar etmeden önce eşine hitaben yazdığı iki sayfalık intihar notunda; eşini, çocuğunu ve eşinin ailesini çok sevdiğini, eşiyle çok mutlu olduğunu, eşinden çocuğu olduğu için çok sevindiğini beyan ederek mutlu bir hayatı olduğunu vurgulaması sebebiyle tecavüz olayı dışında intihar etmesini gerektirecek bir durumun bulunmadığının anlaşıldığı, bu mutlu hayatı içerisinde olumsuz tek durumun sanığın, kendisine yaptığı şeyler olduğunu belirttiği, “Bir şeytanın eline düştüm, bana tehdit şantajla zorla neler yaptırdı.” şeklinde ifadeleriyle de sanıktan şeytan olarak bahsettiği ve kendisine yönelik eylemlerin sanık tarafından tehdit ve şantaj kullanılmak suretiyle zorla yapıldığını ifade ettiği, cinsel saldırı olayını anlatması sebebiyle eşinin, kendisini terk edeceğini düşünerek ölümün yaşamaktan daha iyi olduğunu vurguladığı, “Sevdiğim adamı kaybetme korkusu var ya hepsi ondan oldu. Şimdi her şeyi anlattım. Her şeyi söyleyince de kaybettim.” şeklindeki sözlerinden de sanığın, kendisine zorla tecavüz ettiğinin ailesi ve eşi tarafından öğrenilmesi sonucunda eşinden ve çocuğundan ayrı kalmaktan korkan mağdurun, evlendiği hâlde sanığın, kendisini telefonla arayarak tehdit ve şantajla bu eylemlerine devam etmek istediğini göstermesi üzerine bu korkusunun daha da arttığı, yaşamının çekilmez hâle geldiğini ve her şeyi anlatarak da kaybettiğini düşündüğü, öte yandan yaşananları anlattıktan üç gün sonra eşine bıraktığı bu notta “Ben senin namusunu temizleyeceğim, boynun bükük gezmeyeceksin… Allahıma ve sana sığınmıştım. Sen kabul edemezsin.” şeklinde cümlelere yer vererek sanığın, kendisine tecavüz etmesi sebebiyle namusunun kirlendiğini düşünen mağdurun eşini bu zor durumdan kurtarmak için tek çözümün intihar etmek olduğunu dile getirdiği, mağdurun yaşananların tamamını anlattığını belirtmesi ile eşi, babası ve ağabeyinin mağdurun kendilerine sanık tarafından tecavüze uğradığını anlattığına ilişkin beyanlarının birbiriyle örtüştüğü, ayrıca mağdur ile sanık arasındaki iletişimin tespitine ilişkin HTS kayıtları, katılanlar eşi, babası ve tanık ağabeyinin beyanları ile intihar notunun birbiriyle uyumlu olduğu, bu bağlamda intihar notunda mağdurun şeytan olarak belirttiği kişinin sanık olduğunun da sabit olduğu, mağdurun eşine “Şunu hiçbir zaman unutma, sana söylediğim her şey gerçek.” şeklinde sözler söyleyerek katılan …’in ifadelerinde geçen sanığın mağdura yönelik cinsel saldırıda bulunması eylemlerinin gerçek olduğunu vurguladığı, cinsel saldırının anal yoldan gerçekleştiğinin belirtilmesi ile mağdurun eşine bıraktığı notta “Ben sana kız oğlan kız geldim.” şeklindeki beyanının uyumlu olduğu,
Sanığın soruşturma aşamasında reddetmesine rağmen HTS kayıtları geldikten sonra hattın kendisine ait olduğunu ancak telefonunu başkasının kullanmış olabileceğini söyleyip son olarak da mağdur ile telefonda dertleştiklerini beyan ettiği, ayrıca asıl tecavüz edenin mağdurun eşi olduğunu söyleyerek çelişkili, tutarsız ve hayatın olağan akışına aykırı savunma yaptığı, sanık … mağdur arasındaki görüşme kayıtlarından da anlaşıldığı üzere sanığın evli olduğu hâlde sürekli olarak mağduru telefonla aradığı, mağdurun ise maruz kaldığı tehdit ve şantajlar sebebiyle sanığı aramak ve sanığa mesaj göndermek zorunda kaldığı, görüşme oranına bakıldığında da sanığın mağduru çok daha fazla aradığı veya mağdura mesaj gönderdiği, aramaların 13.05.2014 ve 20.09.2016 tarihleri arasında gerçekleştiği, mağdurun eşinin beyan ettiği üzere 2016 yılı yaz aylarında da arama yapıldığının tespit edildiği, 02.11.2015 tarihinde evlenen mağdura sanığın 3 gün sonra 05.11.2015 tarihinde 10 kez mesaj gönderdiği ancak mağdurun bu mesajlara cevap vermediği, evlendikten sonra da sanığın kendisini rahat bırakmayacağını anlayan mağdurun mesajlara ve aramalara ailesini kaybetmemek için cevap vermek zorunda kaldığı, görüşme kayıtlarının süresi, sıklığı ve sayısı ile sanığın da buna yönelik kabulü bulunmadığı dikkate alındığında sanık ile mağdur arasında duygusal bir ilişkinin de olmadığı,
İntihar notu, katılanlar ve tanık anlatımlarının bir bütün hâlinde tutarlı olduğu, sanık savunmalarının çelişkili, tutarsız ve hayatın olağan akışına aykırı bulunduğu, sanığın husumet iddiasının bir temele dayandırılamadığı, sanık tarafından mağdura yönelik gerçekleştirilen cinsel saldırı eylemleri sonucu yaşanan sürecin etkisiyle mağdurun bebeği ile evde bulunuyorken beşik kurmak için duvara çakılan kancalardan birine bağlı iple kendini asarak intihar ettiği düşünüldüğünde; intihar ederek durumun vahametinin ortaya konulması yanında intihar için seçilen yöntem, zaman ve sonucun da oldukça ağır olduğu, mağdurun vefat etmesi sebebiyle beyanının alınamamasının yaşananların doğal sonucu olduğu, kaldı ki dosya içerisinde bulunan intihar notunun mağdurun yargılama sürecinde alınabilecek beyanından daha açıklayıcı ve samimi olduğu hususları bir bütün hâlinde değerlendirildiğinde;
Mağdurun on sekiz yaşını doldurduğu 01.08.2015 tarihinden evlendiği 02.11.2015 tarihine kadar nişanlı olduğu dönem içerisinde sanık tarafından anal yoldan birden fazla kez cinsel saldırıya uğradığının anlaşılması karşısında, sanığa atılı nitelikli cinsel saldırı suçunun sabit olduğu kabul edilmelidir.
Bu itibarla, Yerel Mahkemenin direnme kararına konu hükmündeki direnme gerekçesinin isabetli olduğuna ve uygulamanın denetlenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan iki Ceza Genel Kurulu Üyesi; sanığa atılı nitelikli cinsel saldırı suçunun sabit olmadığı düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.11.2019 tarihli ve 307-388 sayılı kararında, sanığa atılı nitelikli cinsel saldırı suçunun sabit olduğuna ilişkin direnme gerekçesinin İSABETLİ OLDUĞUNA,
2- Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulunun 22.06.2021 tarihli ve 196 sayılı kararı uyarınca Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 01.07.2021 tarihinden geçerli olarak kapatılmasına ve tüm işlerin Yargıtay 9. Ceza Dairesine devredilmesine karar verildiğinden, dosyanın uygulamanın denetlenmesi için Yargıtay 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 26.10.2021 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.