Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2011/1760 E. 2012/2051 K. 23.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/1760
KARAR NO : 2012/2051
KARAR TARİHİ : 23.02.2012

Irza geçme ve reşit olmayan kimseyi rızasıyla kaçırıp alıkoyma suçlarından sanıklar …, …, … ve …’un yapılan yargılamaları sonunda; sanıklar … ve …’un ırza geçme, sanık …’un reşit olmayan kimseyi rızasıyla kaçırıp alıkoyma suçlarından mahkûmiyetlerine, sanıklar … ve …’ın ırza geçme ve reşit olmayan kimseyi rızasıyla kaçırıp alıkoyma ile sanık …’un reşit olmayan kimseyi rızasıyla kaçırıp alıkoyma suçlarından beraatlerine dair Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 08.06.2004 gün ve 2002/278 Esas, 2004/129 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanıklar … ve … müdafiler ve katılan vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Sanıklar … ve … hakkında ırza geçme suçundan verilen beraat hükümlerinin incelemesinde;
Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen beraat hükümleri usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
Sanıklar …, …, … ve … haklarında reşit olmayan kimseyi rızasıyla kaçırıp alıkoyma suçundan kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde;
Sanıklar …, … ve …’a atılı reşit olmayan kimseyi rızasıyla kaçırıp alıkoyma, sanık …’a atılı ve işlediği kabul edilen reşit olmayan kimseyi rızasıyla kaçırıp alıkoyma suçunun 765 sayılı TCK.nın 430/2. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanunun 102/4 ve 104/2. maddelerine göre 5 yıllık asli ve 7 yıl 6 aylık ilave zamanaşımına tâbi olduğu, sanıklar …, … ve …’un savunmalarının alındığı 13.09.2002 tarihinden itibaren ve sanık … yönünden suç tarihi olan 01.08.2002 tarihinden, inceleme gününe kadar bu sürelerin gerçekleştiği anlaşıldığından, 5237 sayılı TCK.nın 7/2. maddesi ile 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilmek suretiyle hükümlerin CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanunun 322/1 ve 5271 sayılı CMK.nın 223/8. maddeleri uyarınca davaların zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
Sanıklar … ve … haklarında ırza geçme suçundan kurulan hükümlerin temyiz incelemesine gelince;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Nüfus kaydına göre 12.05.1989 doğumlu olup suç tarihinde 15 yaşını bitirmediği anlaşılan mağdurenin Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Ruh Sağlığı Anabilimdalı Başkanlığının 06.11.2002 tarihli raporunda hafif derecede zeka özürlü olduğu tespit edilmiş olup, 01.08.2002-01.09.2002 tarihleri arasında maruz kaldığı ırzına geçilme olayının ahlaki kötülüğünü anlayabilecek ve mukavemet edebilecek yetiye sahip olmadığı bildirildiğinden mağdurenin, adli tıp kurumuna sevk edilerek, bu hastalığının hekim olmayanlarca anlaşılıp anlaşılmayacağı hususunda rapor alındıktan sonra 765 sayılı TCK.nın 414. maddesinin 2. fıkrasının uygulanıp uygulanmayacağı hususunun tayin ve takdiri gerekirken bu husus araştırılıp belirlenmeden anılan fıkra ile uygulama yapılması,
Hükümden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nın 7. maddesinde “zaman bakımından uygulama”, 5252 sayılı TCK.nın Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesinde ise, “lehe olan hükümlerin uygulanmasında usul” kurallarının düzenlenmesi, ayrıca 5252 sayılı Kanunun 12. maddesi ile 765 sayılı TCK.nın yürürlükten kaldırılması, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve bu Kanunların hükümden sonra 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe girmiş bulunması karşısında; 5237 sayılı Kanunun 7 ve 5252 sayılı Kanunun 9. maddeleri uyarınca, sanıkların hukuki durumunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun hükümleri de nazara alınarak yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafileri ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 23.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.