Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2012/18669 E. 2013/17244 K. 02.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/18669
KARAR NO : 2013/17244
KARAR TARİHİ : 02.10.2013

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 28. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24.02.2012 tarih ve 2011/145-2012/33 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin hissedarlarından olduğu davalı şirketin 05.06.2009 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan kararlarının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, bu toplantıda alınan tüm kararların iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 6100 sayılı HMK’nın 114-g ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartlarından olan gider avansının verilen iki haftalık kesin süre içinde yatırılmadığı gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 163/3. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 94/2. maddesi hükmü uyarınca, hakim tarafından bir işlemin belli bir süre içinde yapılması konusunda karar verilebilir ve kural olarak bu süreler kesin olmamakla birlikte, hakimce tayin edilen sürenin kesin olduğu da kararlaştırılabilir. Ancak, böyle bir durumda kesin sürenin hukuki sonuç doğurabilmesi için, buna ilişkin ara kararının yasaya ve içtihatlara uygun şekilde oluşturulması, hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık olması ve kesin süreye uyulmamasının sonuçlarının da ilgili tarafa ihtar edilmiş olması gerekir. Ayrıca, kesin süreye ilişkin ara kararında, yapılması gereken işlerin neler olduğunun ve her bir iş için ne miktar ücret yatırılacağının hiç bir şüpheye yer vermeyecek şekilde açıklanması, özellikle tanınan sürenin yeterli ve elverişli olması, kesin süreye uymamanın doğuracağı hukuki sonucun açık olarak anlatılması ve anlatılanların tutanağa geçirilmesi, bunlara uyulmaması durumunda mevcut kanıtlara göre karar verilip, gerektiğinde davanın reddedilebileceğinin yine açıkça bildirilmesi suretiyle ilgili tarafın uyarılması gerektiği, her türlü duraksamadan uzaktır.
Hakimin, bu masrafların yatırılması konusunda verdiği sürenin kesin olduğunu usulünce karara bağladığı hallerde, kesin süreye uymayan tarafın bu delile dayanma olanağı kalmaz. Kesin süre tarafların yanında hakimi de bağlayacağından uyulmaması halinde, gereğinin hakim tarafından hemen yerine getirilmesi gerekir.
Mahkemelerin gerek maddi hukuka ve gerekse usul hukukuna ilişkin hak düşürücü ara kararlarının hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık olması ve sonuçlarının, sıfatı ne olursa olsun ilgilisine bildirilmesi zorunludur.
Somut olayda, taraf vekillerinin katıldığı 22.12.2011 tarihli oturumda mahkemece “…6100 sayılı HMK’nın 114-g 115/2 120/2 maddeleri gereğince 60.00 TL tebligat gideri, 300.00 TL bilirkişi ücreti ve 50.00 TL maktu gider olmak üzere toplam 410.00 TL gider avansının iki haftalık süre içerisinde vezneye yatırılması, aksi halde davanın usulden reddedileceğinin ihtarına…” şeklinde, gider avansının yatırılması için davacı vekiline kesin süre verilmiş ise de, sürenin kesin olduğu hususunun davacı vekiline hatırlatılmamış oluşu nedeniyle, verilen sürenin usulüne uygun olarak verilmiş kesin bir süre olmadığı gözden kaçırılarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.