Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2012/120 E. 2013/17234 K. 01.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/120
KARAR NO : 2013/17234
KARAR TARİHİ : 01.10.2013

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 39. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28.09.2011 tarih ve 2011/158-2011/18 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 01.10.2013 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının temsilcisi olduğu şirketle turist taşıma ilişkisi bulunan müvekkilinin taşıma avansı olarak şirkete her biri 40.000 TL bedelli sekiz ayrı müşteri çeki ciro etmek suretiyle verdiğini, çeklerin şirketin çalışanına teslim ettiğini, davalı temsilcinin çekleri şirketin hesabına geçmeden kendisine verilmiş gibi işlem yaptığını, bedellerini tahsil ettiğini, bu yetmiyormuş gibi dava dışı şirketin alacağına ilişkin takip başlattığını, müvekkilinin itirazının açılan dava sonucu iptal edildiğini, çeklerin bedellerinin ayrı dava konusu olacağının açıklandığını, bu husunun kesinleştiğini, müvekkilinin planlı şekilde zarara uğratıldığını ileri sürerek, toplam çek bedelleri 320.000 TL’nin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın çeke dayalı sebepsiz zenginleşme davası olduğunu, 6 aylık ve 1 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini, davacı ile müvekkilinin ortağı olduğu şirket arasında görülen davada çeklerin şirketler arasında mevcut ticari bir işle ilgisinin bulunmadığının ortaya çıktığını, ayrıca dava dışı şirketin yetkilisi olarak müvekkilinin çeklerin taşıma ilişkisiyle ilgili olmadığına dair yemin ettiğini, o davada açıklandığı üzere, anılan çeklerin müvekkil tarafından davacıya verilen borçların karşılığı olarak verildiğini, zira getirtilen belgelerden müvekkili ile davacı arasında yüksek montanlı hesap hareketlerinin olduğunun belirlendiğini, verilen çeklerin davacı tarafından müvekkilinin şahsi hesabına yatırılan ve verilen borçlar karşılığı paralardan farkının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, çeklerin davalı tarafından tahsil edildiği, davacı tarafça bu çeklerin davalının yetkilisi olduğu şirkete taşıma avansı olarak verildiği, davalının bunu kendisinin şahsına verilmiş gibi tahsil ettiğini ileri sürdüğü, davalının ise çekleri davacıya verilen borçların karşılığı olarak alındığı yönünde savunmada bulunduğu, davacının, davalının yetkilisi bulunduğu şirketin davacı aleyhine açtığı itirazın iptali davasında taşıma avansı olarak verildiği iddiasının tetkik edildiği, bu savunmaya itibar edilmediği, somut olayda davalının vasıflı ikrarının bulunduğu, bu tür ikrarın bölünemeyeceği, davacının çeklerin ne amaçla verildiğini kanıtlamakla yükümlü bulunduğu, TTK’nın 692 ve BK’nın 457. maddeleri uyarınca çekin bir borcun ödenmesi yönünde verildiğine dair yasal karine olduğu, her ne kadar davacı ile davalının temsilcisi bulunduğu şirket arasında görülen dava kesin hüküm teşkil etmemekle beraber, davalının o davada davacının temsilcisi olarak teklif edilen yemini eda ettiği, o yeminin kesin delil oluşturduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, çekin ödeme aracı olmasına, somut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı TTK’nın 692 ve yine mülga 818 sayılı BK’nın 457. maddeleri uyarınca çekin bir borcun ödenmesi amacıyla verildiğinin kabulünün gerekmesine, başka bir nedenle verildiği iddiasının davacı tarafça kanıtlanmasının zorunlu olmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak, davacı ile davalının temsilcisi bulunduğu dava dışı şirket arasında görülen davada davalının eda ettiği yeminin işbu davada kesin delil olarak kabulü doğru görülmemiştir. Zira, o davada davalı taraf olmadığı gibi, yemini de temsilcisi bulunduğu şirket adına eda etmiştir. Oysa ki, işbu davada kendi şahsı davalıdır.
Bu durum karşısında, ispat yükü kendisine düşen davacı taraf, dava dilekçesinde her türlü delile dayandığını belirtmiş olmasına göre, kendisine davalı tarafa yemin teklif etme hakkı bulunduğu hatırlatılmadan yazılı gerekçeyle hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.